Köprü kurmak: Paylaşmak, o kaybettiğimiz mahalle kültürünü, insanı insan yapan sahici bağları ve vefayı yeniden diriltmektir. ​Gardıropta aylarca, yıllarca sırasını bekleyen, belki de hiç gelmeyecek o sıra yüzünden çürüyen bir ceket; dışarıda üşüyen, ihtiyacı olan birinin sırtında "salâha" (iyiliğe, düzeltmeye) dönüşür. ​"Komşusu açken tok yatan bizden değildir" düsturu, sadece bir tas çorba için değil; biz gardıropları mülk edinirken, sokaktaki ya da yanı başımızdaki insanın mahrumiyetine göz yumduğumuz her an için geçerlidir.
Duygu ve Düşünce
ben olsam bakmam bana bir corba bile yapmam bana
Reklam
Gölgenin Peşinde XI
Eski hâl binasının ikinci katındaydı. Sidik ve rutubet kokan merdiveninden uzanıp tıpkı bir kamu dairesini andıran bir kapıdan giriyorduk. Kapı, oldukça yüksek tavanlı bir salona açılıyordu. Salonu
Valla soğuk soğuk içemem
İki tas çorba vardı sıcak sıcak içmesende :)
Müzik
Sev beni oğlum hasta oldun bak sana pembe çorba yapardım şimdi
Eskiden rafine Pazarlarım vardı, açardım pazar sabahı magazin kanallarını "Nejat İşler pilavın üstüne çorba döktürdü" başlıklı haberleri izlerdim.
Reklam
Reklam