• 408 syf.
    ·23 günde·10/10
    Maratonumuza devam ediyorum oldukça uzun bir zamandan sonra...

    En baştan söylemek istiyorum bu oldukça uzun bir inceleme olacak, sanırım en ciddi yazımı paylaşıyorum sizlerle

    Ah Anne Shirley, romantik kelebeğim!

    Anne, kırmızı saçları, uzun, sıska vücudu ve her zaman söyleyecek sözleri ya da anlatacak bir hikayesi olan bir çocuk. Kendisini Green Gables’ta bulması ise bir yanlış anlaşılmanın sonucu. Marilla ve Mathew Cutbert kardeşler çiftliğin işlerine yardımcı olacağını umdukları bir erkek çocuğu evlat edinmek isterler, bunu komşuları aracılığı ile yetimhaneye iletirler. Oysa o trenden inerek gelen bir kız çocuğudur. Bunu gören Cuthbert kardeşler kendilerini hiç beklemedikleri bir durumda bulur.

    Anne ile birlikte kendinizi Prens Edward Adası’nda Green Gables’ta bulacaksınız. Hayalgücüne, arkadaşlığa, vefaya ve aile olmanın anlamına değinecek sıcacık bir roman.

    Ben Koridor Yayınları’nı tercih ettim. Sekiz kitaplık bir seri olan Montgomery kitaplarını çevirmeye niyetli olduklarını duydum. İkinci kitap basıldı bile! Kitapları kapağına göre yargılamam ama okudukça eğer Anne bir tasarım seçseydi bunu seçerdi dedim. Ayrıca bu bez kapak olayı büyük bir rahatlıkmış! Denendi, onaylandı

    Kesin bir yerlerde denk gelmiş, görmüş, duymuşsunuzdur ama ben yine de söyleyeyim. Netflix’te uyarlama bir dizisi var. Ne yazık ki yeni sezona yeşil ışık yakılmadı, yeterli seyirci sayısına ulaşamaması sebep gösterildi. Ben çok beğenerek izledim. İzlerken içim ısındı bazen yanaklarım gözyaşlarımla ıslandı. Amybeth McNulty, müthiş bir oyuncu, genç cıvıl cıvıl bir Anne Shirley! Dizinin yeni sezonunun çekilmesi için hala imza kampanyaları var. Tek uyarlama elbette Netflix uyarlaması değil daha eski tarihli filmlerde var, şans vermek isteyebilirsiniz belki

    Buraya kadar her şey güzel ama en ilginç kısım yazarın hayatı. Lucy M. Montgomery oldukça farklı bir isim. Hayatına dair Türkçe kaynaklarda oldukça az bilgi var. Ben yabancı kaynaklardan bulduklarımı sizin için özetleyeceğim. Annesini çok küçükken kaybediyor, yalnız bir çocukluk geçiriyor akrabaları yanındaymış ama yalnız hissetmiş hep. Bu dönemde hayali arkadaşları ona yardımcı olmuş, yaratıcılığı gelişmiş. Anne’i yaratırken kendi hayatından etkilendiği bunun gibi çok nokta var. Bunu anladığım zaman çok üzüldüm, zor bir hayatı olmuş. Aşk hayatı da bir başka konu, çok uzun olduğu için o kısma değinmeyeceğim. Kendisi de öğretmenlik eğitimi almış Charlotte Town’da(gözyaşım pıt ) Bu seri ile hızla tanınan bir isim haline gelmiş.


    Ölüm nedeni için uzun süre koroner tromboz denmiş. Daha sonra ailesinin yaptığı bir açıklamada ise aşırı dozda ilaç kullanımı olduğu söylenmiş. Bu kitabın yazarından beklenmeyecek bir ölüm değil mi? Hanımefendi sayesinde hala prens Edward adasına turist geliyor, kitapları binlerce satıyor. Hala film ve dizi uyarlamaları yapılıyor.

    Not:Yazarın dili oldukça hafif ve Anne’in konuşmaları ise bir o kadar renkli. Okumanızı tavsiye ederim. L. M. Montgomery Yeşilin Kızı Anne Nafile
  • Bu hızla ölmeye devam edersek bütün dünya mezarlık olacak.
  • 90 syf.
    ·1 günde·Beğendi·Puan vermedi
    Yine dolu dolu bir sayi olmuş. Bakterilere dair uzunca bir yazı dizisi hazirlanmasi güzel olmus. Corona kapsaminda stres yazısi da güzeldi.
    Bu bakteriler çok başka!
    Bakteri denince hemen tedirgin oluyoruz ama bu bakteriler sadece bize değil tüm gezegene iyi gelecek özelliklere sahip

    Beyin implantları
    Beyin-bilgisayar arabirimleri gittikçe
    gelişerek bize yeni bir dünyanın kapılarını
    açıyor. Peki biz buna hazır mıyız?
    SAYFA 54
    Bir Asteroit nasıl parçalanır?
    Gezegenimize çarpma ihtimali yüksek
    olan bir astroidi henüz uzaydayken
    durdurmak için ne yapabiliriz?
    SAYFA 60
    3B Apollo 13
    NASA’nın Apollo 13 görevini 3B
    fotoğraflar ve QR kodlar üzerinden
    videolar eşliğinde okumaya ne dersiniz?
    SAYFA 68
    Apollo 13 macerası
    Bu harika röportajda Apollo 13
    astronotlarından Jim Lovell’ın ağzından
    görevi tüm detaylarıyla dinliyoruz.
    SAYFA 76
    Dünya’nın yaşı
    Yazı dizimizin bu son bölümünde,
    gezegenimizin yaşını nasıl
    hesaplayabildiğimizi ve bunun altındaki
    bilimi okuyacaksınız.
    SAYFA 86
    03 Editörün Notu
    06 Megapikseller
    08 Kısaca
    33 Matematik Yapmak
    36 İşin Doğrusu
    38 Yıldız Günlükleri
    92 Sahadan Öyküler
    94 Kafa Ayarı
    95 Soru&Cevap
    Şimdi
    12 Meerkat Teleskobu
    14 Mars’taki nehir yatağı
    15 Ryugu’ya ateş etmek
    18 Süpernova görüntüleme
    19 Yenilenebilir enerji ve ekonomi
    20 Dinozor dişleri
    21 ASELSAN’ın yeni teknolojileri
    22 Haberler
    Gelecek
    24 Hidrojen atmosferli bir Dünya
    26 SKA Teleskobu
    28 Yapay yaprak
    30 Kök hücrelerin inanılmaz davranışı
    İnfografik
    31 Dünya’nın kenarındaki laboratuvar
    32 Bronzu seçmek
    COVID-19 Özel
    40 COVID-19 ve hava kirliliği
    42 Neden bazıları COVID-19’u hafif geçiriyor
    43 COVID-19’a karşı yeni bir antikor
  • 155 syf.
    Mehmet Levent Kaya Türkiye'deki sayılı Moğol dili uzmanlarından birisi ama sadece Moğol dili değil, Türk-Altay dilleri uzmanı aynı zamanda. Üstelik bu uzmanlığını sadece teoride bırakmamış, uzun yıllar Moğolistan başta olmak üzere o coğrafyadaki pek çok ülkede yaşamış, öğrenim görmüş bir yazar. Şu anda da Moğolistan'da bulunuyor.

    Doğu Türkistan'dan Haber Var kitabı ise onun 2012-2013 yıllarında Doğu Türkistan'ın Gulca şehrinde dil eğitimi aldığı sırada tutmuş olduğu notlardan oluşuyor. Daha doğrusu bir elektronik posta grubundaki arkadaşlarına yazmış olduğu mektuplardan, haberlerden oluşuyor...

    Genel tarihi oluşturan esas unsurlardan birisi bizlerin kişisel tarihidir. Bu nedenle ben günlükleri, mektupları çok önemserim. Düşünsenize 100 yıl öncesinden büyük dedenizden kalan birkaç mektuba rastladığınızı... Hâlbuki biz Türklerde bu mektup, günlük geleneği, yazı yazmak çok oturmuş bir şey değildir. Dolayısıyla tarihin bu kısımları ile ilgili çok fazla not bulamıyoruz. Levent Kaya Hoca'nın kişisel yazıları gibi görünse de bu yazılar bir araya getirilip kitaplaştırıldığında çok anlam kazanıyor. Çünkü Doğu Türkistan ve Uygurlar, Türkiye'nin gündeminde her zaman olan bir konu. Ancak konuyla ilgili aslında nutuk attığımızı ve somut şeyler ortaya koyamadığımızı görüyoruz. Oraya gidip de bunları anlatan veya yaşayan insan sayısı az. Çin tarafında ise tam tersi, çok ciddi bir karartma kampanyası var. Oradaki Türklük konusunu bile geçtim, insanlık dışı uygulamaların sürekli reddedilmesi hatta daha vahimi, orada her şeyin çok daha iyi olduğu propagandası var. Türkiye'de de bu propagandaya ayak uyduran gafil bir kesimin olduğu ortada. Dolayısıyla Levent Hoca'nın Gulca'da bizzat yaşayarak tecrübe ettiği, gördüğü şeyleri anlatması önemli. Kaldı ki, Levent Hoca politik olarak uçlarda olmayan birisi ve bir bilim insanı, bir dil uzmanı gözüyle yaşadıklarını anlatıyor. Kitapta, Doğu Türkistan'da Uygur Türkleri'nin sosyal hayatlarından, tarihi süreçte geldikleri duruma, Çin'deki uygulamaları, baskıları ve Çin Devleti'nin sadece Uygur Türklerine değil ülkedeki her vatandaşa, her kesime uyguladığı baskıları çok net bir şekilde görebiliyorsunuz. Totaliter bir devletin insanları nasıl yaşamaya mahkum ettiklerini rahatlıkla hissedebiliyorsunuz. Bu anlamda ben çok severek, ilgi duyarak okudum bu mektupları... İyi ki de kitaplaştırılmış; bu anlamda yayınevine de bir teşekkür etmek gerekiyor diye düşünüyorum.

    Pek çok yerin altını çizdim. Oradaki hayatın nasıl olduğunu bize anlatmış, askeri bir sistem var, totaliter bir devlet var... İnternet kullanımının sınırlandırılması, sosyal medyanın yasaklanması, öğrencilere askeri talimler yaptırılması, cezaevlerine atılan insanların varlığı gibi durumlar var.

    Uygurlarla ilgili de epeyce şeyi öğrenmiş oldum. Uygurların, Çin'de, belki de Çinlileri halen daha küçük gören, onları küçümseyen tek halk olduğunu öğrenmiş oldum. Bu da Çin hükümetini, bir bakıma deli etmeye yetiyor.

    Elbette Çinli Müslümanlar yani Dunganlar, Müslüman Türk olan Uygurlar ve bunların hayat tarzları ile ilgili pek çok şey öğrendim. Doğu Türkistan'ın iklim özelliklerini de iyice hissetmiş oldum.

    Sonuçta bizzat yerinde yaşanarak Doğu Türkistan'ı anlatan ve bu nedenle de objektif değerlendirmelerin olduğu, öyle uzaktan kuru kuruya nutukların değil de, bizzat gerçeklerin olduğu bir kitap. İyi ki de kitaplaştırılmış diye düşünüyorum.

    Orada Çin ile ilgili bazı tespitler var mesela... Günümüze de çok uygun çünkü Çin virüsü de denilen bu Corona virüsün yayılma sebebi malumunuz, Çin'in iğrenç yeme alışkanlıkları mutfak kültürsüzlüğü idi. Levent Hoca 2012-13 yıllarında bununla ilgili önemli şeyler anlatıyor ve bugünkü çok popüler olan salgının başlangıcı ile alakalı çok önceden bazı ikazlarda bulunmuş oluyor. Bu anlamda da ilgi çekici bir kitaptı.

    Velhasıl Levent Hoca'nın anlattığı şeyler benim hayli ilgimi çekti. 55 bölümden oluşması da hoşuma gitti. Çabuk okunabilen, o coğrafyaya ilgisi olanlar için beğenileceğini düşündüğüm bir kitap...

    Kitap Şuuru
  • Zamanın ritmi, tekdüzeliği, sapmaları ve hep aynı olan bölünmeleriyle bitip tükenmeyen bir tekdüzelik içinde olduğu için günler öylesine insanı şaşırtacak denli aynıydı ki, bugünü ertesi gün varsayabileceğiniz gibi, bu durağan sonsuzluğun nasıl olup da değişiklikler getirebileceğini anlayamıyordunuz...
    Thomas Mann
    Sayfa 35 - 2. cilt
  • "haklısınız

    ben ölümümden sonra

    aynaya bakmaya yeltenmedim hiçbir zaman

    ve o kadar ölüyüm ki ölümden başka hiçbir şey

    kanıtlayamaz varlığımı

    ah"
    *