• Çözümlenmemiş çatışmalarla yaşamak öncelikle müthiş bir enerji israfıdır.
  • Geriye bakmadan,kimseye aldırış etmeden,hayatın bütün zorluklarına ve engellerine direnerek, kararlı ve emin adımlarla ileriye yürümek, yeniden başlamak için yürümek, sevgiyle yürümek...

    Yürümek, yürümek,yürümek...

    "Yürümek, dönüp bakmamak arkaya. Arkada ne var? Yan yana asılı duran resimlerin korkutucu düşlerle yüklü can sıkıcı renklerinden başka. Susmak, tanımak, sevmek.."(s.152)

    Sevgi Soysal'ın 1970 yılında yazmış olduğu Yürümek, Türk edebiyatı için o döneme kadar benzeri olmayan özgün bir kitap niteliğinde.Cinsel kimlik karmaşası ve cinsellik kavramını gözü pek bir şekilde işlemesi ,cinsiyet ve sınıf ayrımı,geleneksel toplum düzeni eleştirisi, ataerkil bir toplumdan farklı olarak kadını bir birey olarak merkeze koyması..

    Sevgi Soysal Yürümek kitabı ile, 1970 “TRT Roman Ödülleri Yarışması”nda Fakir Bayburt, Tarık Buğra, Abbas Sayar ve Oğuz Atay ile birlikte "Başarı Ödülü”nü kazanıyor. Ödülle başlayan kitabın macerası ne yazık ki bir "müstehcenlik"(Ne alakaysa!) şikayetinden dolayı kötü bir dönem geçiriyor olay yargıya intikal ediyor. Sevgi Soysal belirli bir dönem tutuklu kalıyor ve kitap toplatılarak yasaklanıyor yaklaşık 4 yıl süren bu dönem sonucunda 1974 yılında TBMM tarafından oluşturulan komite kitabı inceliyor ve bilirkişi raporu ile dava düşüyor.
    Kitabın İletişim yayınları baskısında ilk sayfalarında dava ve bilirkişi raporunu görmek de mümkün.

    Hayata bakış açıları aynı olan,toplumun değer sistemlerini yargılayan, geleneksel düzene karşı olan, neredeyse birbirlerine ruh ikizi kadar benziyor diyebileceğimiz Ela ve Mehmet karakterleri üzerine kurgulanmış yürümek.

    Ela ve Mehmet Cumhuriyet Ankarası'nın farklı yerlerinde yaşayan iki insan.

    İçe kapanık, iletişim kuramayan, bilincinin farkına varamayan
    Mehmet,
    çocukluktan itibaren hep yasaklarla karşılaşmış ve hep
    toplumsal değerlerle çatışmış Ela.

    Çocukluk dönemlerinde ki sorunları geleneksel toplum tarafından bastırılmış,cinsel gelişimleri ayıp ile örtbas edilerek sorunları çözümlenmemiş mutsuz iki insan.

    "Aynaya, göğüslerinin nice büyüdüğünü anlamak için bakarken yakalanmak, doktorculuk oynarken yakalanmak, bütün çocuklar için aynı önemde suçlardır sanıyordu. Bütün çocukların aynı suçlardan korktuklarını,
    bütün çocukların aynı büyüklerden, aynı şeyleri önemseyen
    büyüklerden korktuklarını."(s.37)

    Tanıştıktan sonra mutluluğu birlikte arayan, sevginin peşinden koşan iki insan..

    "..mutluluğu her şeyden soyutlamak, bir an için de olsa yalnızca mutlu olmak, niçin mümkün olmasın?(s.135)
    "...mutluluk düşü kurmak mümkün mü?
    "İnanmak, bir şeyler yapmak, birlikte daha iyisini, daha güzelini yapmak, bunun için sevmek; çünkü bunlar sevgisiz olmaz."

    Çocukluklarından başlayıp,yetişkinliğe ve tanışmalarına kadar olan süreci,onların hayatlarını doğrusal bir zaman çizgisinde farklı farklı kareler üzerinden okuyoruz.
    Yazar-Anlatıcı tekniğinin kullanıldığı, bilinç akışı ve iç monolog tekniklerine, geriye(flashback) dönüşlere de yer verilen kitapta ayrıca karakterler arasındaki geçişte şiirsel bir anlatım ile doğa olayına yer veriliyor. Çocukluk ve gençlik dönemlerinde "bahar" ön plana çıkarken, yetişkinlik dönemlerinde ise "hayvan "üzerinden doğa olayı aktarılıyor.
    Yazarın Ankara'yı betimlemesi ile de okuduğum 3 gün süre boyunca kendimi Ankara'nın sokaklarında yürürken hissettiğimi söyleyebilirim.

    Kitap, konusal olarak bir aşk romanı gibi görünse de ben kesinlikle öyle olduğunu düşünmüyorum.
    Mehmet ve Ela'nın çocukluk dönemlerinde yaşadığı cinsel karmaşa, toplum tarafından cinsel duygularının teşhir edilmesi, sınıfsal farklılıklar, kadın sorunun toplumun en önemli önceliğinin olması kadını bir birey olarak merkeze alması, geleneksel düzene olan eleştiri, alt metinlerde vermiş olduğu mesaj ve daha birçok olgudan dolayı,kitabın topluma ve düzene yönelik eleştiriye öncülük ettiğini ,bireyin ve toplumun sosyo-kültürel değişimini çözümler nitelikte bir zihniyet romanı olduğunu düşünüyorum.

    Yazıldığı dönem itibari ile cesaret gerektiren bir kitap olmasından dolayı Sevgi Soysal'a olan hayranlığım daha da çok arttı. Edebi anlamda ise beklentimi olabildiğince karşıladı kitap.

    Ne yazık ki 12 Mart döneminden dolayı değeri anlaşılamayan,kaybolan yazarlarımızdan Sevgi Soysal.. Sitede de okunma sayısı oldukça düşük,bu eksikliği gidermek amacıyla Sevgi Soysal okumaları yapan sevgili Şerife Karakaya'nın yapmış olduğu Tante Rosa(#35449353) ve Tutkulu Perçem (#36690703)incelemelerini de paylaşmak istiyorum. Sevgi Soysal'a ve kitaplarına hak ettiği değerlerin verilmesi umuduyla..

    Sevgi Soysal okuyup, Sevgi dolu günler geçirmeniz dileğiyle...
    Keyifli okumalar..
  • Çözümlenmemiş bir geçmiş bir gün elbet seni bulur.
  • "Hayat bize geçmişte çözümlenmemiş bir şeyle geleceğe gönderir."
  • Dikkat spoiler içerir.
    Maeve Kerrigan, Londra cinayet masasında komiser Derwent'in yardımcısı olarak çalışan, Rob adında bir sevgilisi olan bir polisi.  Ekipten birinin düğününde bir haber alırlar. Terrence Hammond adında bir polis öldürülmüştür. Olayı soruşturmaya başlarlar ama şefleri Godley sıkıntıdadır. Çünkü Skinner adındaki bir çete reisine bilgi sızdırmaktadır. Polisler öldürülmeye devam eder. Amy adında bir öğretmenin, Robert adındaki silah sahibinin ifadeleri alınır. Çetenin çökertilmesi için Godley'in ortadan çekilmesi gerekir ve en sonunda polislerin katili yakalanır. Ama Terrence olayında çözümlenmemiş bir şeyler vardır. Acaba Maeve bunu çözebilecek midir? Derwent ve kendi hayatını kurtarabilecek midir? Kendisinden ayrılan Rob ile bir daha görüşebilecek midir? Keyifle soluksuz okunan bir roman. 
  • Ebeveynlerimizin sözleri ve davranışları bugün yetişkin çağımızdayken bile, eleştiriye hassas egomuzu yükseltebilir. Belki çocukluğun örüntülerinde sıkışıp kalmış haldeyiz. Ebeveynlerimiz bizi kontrol etmeye çalıştıklarında ya da payladıklarında, belki de öfkeye kapılarak, hala onlarla münakaşaya girerek bireyselleşmeye çalışıyoruz. Oysa bir konuda galip gelmek, kendi şahsiyetine sahip bir insan olmakla aynı şey değildir. Ebeveynlerle bu rekabetçi seviyede bağlantı kurmak, bizi sadece onlara bağlı tutmaya yarar. Bu da sanki bir bataklık kumun içinde sağa sola vurur gibi etrafa saldırmaya benzer; böylece aslında kendi çözümlenmemiş geçmişimize daha da gömülürüz.
  • Aktarım, çözümlenmemiş enerjinin daha güvenli bir hedefe yeniden yönlendirilmesidir.