Önce hüzünlü bir gülümseme, sonra neşeli, şakrak bir gülüşle, herhalde eski fırtınaların yeniden kopacağına imkan olmadığını, görüşünü çoktan değiştirdiğini, gerçi kalbi değişmemekle beraber, yine de birçok şeyi, olmuş gerçekler diye kabul etmek zorunda kaldığını söyledi. Olan olmuş, geçen geçmişti.
Burada yalnız her şey karanlıktı, hayatın yeniden başlayabileceğine inanmak gerekiyordu, oysa bu hayat bir aşkla ve aile içinde yeniden diriltilebilirdi.
Burada büsbütün başka bir şeyin mevcut olduğu, ruh ve kalbin karmakarışık hali söz konusu idi. Tanrı bilir kime, niçin yöneltilmiş, doymak bilmeyen bir nefretti. Bu öyle bir nefretti ki, hiçbir sınır tanımıyordu.