Nasrettin Hoca merhum demiş ki: “Soğanla yoğurt yemeyi ben buldum. Ben buldum ama işin aslını sorarsanız bende beğenmedim.”
Akıl vardır, akl-ı selim vardır; zevk vardır, zevk-i selim vardır. Yol vardır, müstakim olanı vardır, olmayanı vardır.
Ebu Said b. Mualla (ra) diyor ki:
Bir gün mescitte namaz kılıyordum. Peygamber Efendimiz beni çağırdı. Namazda olduğum için davetine hemen icabet edemedim. Namaz bitti selam verdim ve yanına gittim, bana “Çağırdığım halde davetime icabet etmekten sen alıkoyan nedir? Allah (cc) Kur’an’da ; ‘Ey iman edenler Allah ve Resulü sizi, size hayat verecek olan şeye çağırdığında onların davetine icabet edin.’ demiyor mu?” buyurunca dedim ki : “Ya Resulullah! Namaz kılıyordum, selam verdim ve hemen geldim.”
Peygamberimiz (sas) buyurdu ki: “ Mescitten çıkmadan sana Kur’an’daki en büyük sureyi öğreteceğim.”
Kamet getirildi, ezan okundu,namaz kılındı. Baktım ki Peygamberimiz mescitten çıkmaya meyletti. Hemen yanına gittim, “Ya Resulullah! Bana Kur’an’daki en büyük sureyi öğretecektiniz.”dedim. Peygamber Efendimiz “ O sure Fatiha Suresi’dir” dedi ve Fatiha suresini okudu.
Peygamber Efendimiz bir hadis-i kutside Allah’ın “Namazı (Fatiha’yı) kulumla kendi aramda yarı yarıya paylaştım; kulum dilediğini alacaktır.” diye buyurmuştur.
Kul namazda Fatiha’yı okurken,
“Hamd alemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur” deyince Allah, Kulum bana ham etti buyurur.
“Rahman ve Rahim “ deyince Kulum beni övdü buyurur.
“Ceza gününün tek sahibi” deyince Kulum benim yüceliğimi dile getirdi buyurur.
“Ancak Sana ibadet eder ve yalnız Sen’den yardım dileriz.” diyince kulumla Benim aramda ortak olan kısımdır ve istediği kulumun olacaktır buyurur.
Namazda okunan Fatiha Suresi’ne Peygamber Efendimiz atfettiği bu anlamı düşündüğümüzde namazın ve özellikle her rekatta Fatiha okumanın önemi ve maksadı açık bir şekilde ortaya çıkıyor.