Cuma PAK profil resmi
Yaşıyorum Öylesine...
Memur
Lısans
Ankara
334 okur puanı
30 Ara 2017 tarihinde katıldı.
  • 12 Mart darbesinde İstanbul da öğrenci olan Sami, amatör olarak fotoğrafçılık ve sinema ile ilgilenmektedir. Sevgilisi Filiz ile evlilik hazırlıkları yapmaktadır. Bir gün Darbeci askerlerin keyfi olarak araçlarına ateş etmeleri sonucu Filiz feci bir şekilde ölür, Sami de işkence görür. Yaşadıklarından sonra bu ülkede yaşamak istemez. İsveçe iltica eder, donuk şehir Stockholm'de yaşamaya başlar.

    Psikolojik sorunlar yaşayan kahramanımız kendisine işkence yapan ve hayatını elinden alan eski Bakan ile Hastahane de karşılaşır. İntikam almalı mıdır? Ona karşı ne hissediyordur: Kin mi; Öfke mi? Bağışlamak ve zaman aşımı kavramlarının insan üzerindeki etkilerini görüyoruz eserde.

    Psikolojik bir eser olan kitabımız gerçek bir hayat hikayesini "Sami BARAN" ı anlatmaktadır. Sami BARAN' ın da notları kitapta mevcuttur. Hatta kitabı yazarla ortak bile yazmışlar denile bilir. Ayrıca kitap 29 yıl da tamamlanmış. Bu 29 yıllık süre kitaba Şarap etkisi yapmış :) Bana göre anlatmak istediğini ustaca anlatan, 29 yıl beklemiş nefis bir kitap.

    Alıntı:
    Ben ömrüm boyunca bir köpek olarak yaşamıştım ama artık kesin kararım, bir kediye dönüşmekti. Kedi olacaktım. İşte yazarın bilemediği en temel konulardan biri buydu. Artık hayatımda bir köpek olarak yaltaklanmalara, bağlanmalara, başkalarını kendime bağlama çabalarına, başını okşatmaya, sevgi ve sıcaklık ihtiyacı içinde insanların bacaklarına sürünmeye, kuyruğumla birlikte tüylü kıçımı da sallayarak sevimli görünmek gayretine hiç yer yoktu. Uzun zaman önce bırakmıştım bunları. Köpek olduğum yıllarda hepsini yapmıştım, hem de fazla fazla; ama bu beni felakete götürmüştü. Ölümün kıyısına gelmiştim. Ölümün kıyısı, ölümün kendisinden daha feci bir şeydir, bunu yaşayarak öğrendim.
  • “Selam sana Macbeth! Selam sana geleceğin kralı.”

    Herkes tarafından iyi bir savaşçı ve iyi bir insan olarak bilinen Macbeth, savaş sonrası yurduna dönerken karşılaştığı cadılardan gelecekte kral olacağını öğrenir. Bu kehanet, Macbeth'in içindeki kötü tutkuları harekete geçirir ve sonunu hazırlar.

    Shakespeare'in birçok eserinde yer alan kadercilik anlayışının en net görüldüğü eserleri arasındadır Macbeth. Kehanetlerle yola çıkan Macbeth'in traji-komik bir şekilde kendi hayatını yazıp yönetmesi ve sonucunda gerçekleşen trajedi oyunu karanlık bir komediye dönüştürüyor.

    16 yy da hakim olan Kader anlayışına güçlü bir tepki olarak ortaya çıkan Macbeth, birçok insanın kadere bakış açısını değiştirmiştir.
  • Oyunumuz 16 yy da geçmektedir. Oyun kahramanı othello, ömrü savaşlarda geçmiş, Mağripli bir zenci olmasına rağmen, kendisini Venedik devletine adamış ve herkesin sevgisini kazanmış bir komutandır. Venedikli soylu bir ailenin kızı olan Desdemona gönlünü othello ya kaptırmış ve onunla gizlice evlenmiştir.

    Othello'nun kendisini kıskanan ve yükselme hırslarına kapılan çavuşu Iago tarafından kandırılıp karısını kıskanmaya başlar. Oyunun ana konusu da karısını çok seven Othello'nun, karısına karşı duyduğu kıskançlık duygusudur.

    Masum olarak görülen kıskançlığın nasıl bir trajedi yaratabileceğinin en iyi örneği Othello dur. Oyunun bir diğer önemi Othello'nun zenci olması hasebiyle ırkçılık teması üzerine durulmuş olmasıdır. Venedikli bir soylu olan Sinyor Brabantio, kızıyla evleninceye kadar yiğit komutan Othello’yu çok sever, ona saygı gösterir. Ancak iş kızını vermeye gelince, sevginin yerini nefretle karışık bir aşağılama duygusu alır. Komutan Othello’nun tek suçu zenci olmasıdır.

    Dünya klasikleri arasında yer alan Othello ilk drama örnekleri arasında yer alır. Edebiyatın psikolojiye yansıması bakımından Othello, psikolojide de Othello sendromu olarak tanımlanan patolojik bir kıskanma durumunun adıdır.

    Alıntı:
    "Mağripli şimdiden girdi zehrimin etkisine. Kuşku uyandıran bir düşünce tatsız gelmez önce. Ama aslında zehirlidir; insanın kanına bir girdi mi Yanıp tutuşur kükürt oçağı gibi."

    Othello sendromu; diğer tanımıyla damardan kan yerine kıskançlık akmasıdır :)
  • Roman kahramanımız denizci bir ailenin çocuğu olan Mahmut tur. Ailesi denizci olan Mahmut kendisi de bir denizci olmak istemekte ve bu istek zamanla en büyük aşkı olur. Zor olan denizci hayatında Amcasının denizde boğulması üzerine babası denizciliği bırakır ve oğlu Mahmut'uda denizcilikten soğutmaya başlar. Babası için artık deniz, ölüm; toprak ise hayattı.

    Çırak olarak bir eskicinin yanında çalışmaya başlayan Mahmut, ustasının da eski bir denizci olması sebebiyle denizi unutamaz. Denize karşı sevgisi bir tutkuya dönen Mahmut, babasının olmadığı bir gün evden kaçıp bir gemiye tayfa yazılır. Sevdiği denize kavuşan Mahmut Akdeniz ve Ege de birçok yeri görür ve yıllarca denizci olarak çalışır.

    Bir gün tekrar Bodruma döner ailesinin öldüğünü öğrenir, evlenmeyi düşündüğü çocukluk aşkı Fatma'nın da durumu iyi değildir ve çok istese de onunla evlenemez. Çevresinin isteğiyle toprak işleri ile uğraşan zengin bir aile kızı ile evlenir. Toprak işlerinde çalışmaya başlar. Bu hayat onu hiç mutlu etmez ve her şeyi bırakır ve tekrar denize kaçar.

    Aganta Burina Burinata, bir Bodrumlunun deniz aşkını, deniz tutkusunu anlatır. Deniz emekçilerinin zorlu yaşamlarını da.

    Bir denizcilik terimi olan bu söz grubunda; "Aganta", 'tut, zaptet!' anlamına gelir; "burina ve burinata" sözü ise serenlerin üstündeki alt ve üst yelkenlerin adıdır.
Yaşıyorum Öylesine...
Memur
Lısans
Ankara
334 okur puanı
30 Ara 2017 tarihinde katıldı.

Okuduğu kitaplar 215 kitap

  • Homo Deus: Yarının Kısa Bir Tarihi
  • Hayvanlardan Tanrılara: Sapiens
  • Yabancı
  • Veba
  • Babaya Mektup
  • Sokrates'in Savunması
  • Bulut Atlası
  • Okuyucu
  • Siddhartha
  • İki Şehrin Hikâyesi

Okuyacağı kitaplar 6 kitap

  • Utanç Bitti
  • Bir Avuç Saçma
  • Şamanizm ve Eski Türk Dini
  • Çernobil Duası
  • Beyaz Zambaklar Ülkesi
  • Çin Mitolojisi Efsanelerin Kökeni

Kütüphanesindekiler 1 kitap

  • Bulantı

Beğendiği kitaplar 1 kitap

  • Benim Adım Kırmızı