• Birinin yüreğinden kopan çığlık diğerinde karşılık buluyordu, çünkü onların acıları akrabaydı.
    Stefan Zweig
    Sayfa 19 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
  • unutmazsın, aklından çıktığı tek bir an yoktur
    ama bilirsin, gidilmez

    şarkılar ruhunun gıdası değil zehri olur da
    ona söylemek istediklerin boğazına oturur, çıkmaz
    ama bilirsin, gidilmez

    okuduğun kitaplarda öyle bir cümleye denk gelirsin
    beyninden vurulmuşa döner, koşup sarılmak istersin
    ama bilirsin, gidilmez

    ulan dersin ne var ki çıkayım karşısına birden böyle
    konuşmasam da olur. göz göze gelsek, belki anlar beni
    dersin ama, bilirsin ki gidilmez

    gitsen de artık o varmak istediğin kişi olmaktan çıkmıştır
    uzaktır, eldir, ellerinde başka ellerin izi
    gözlerinde senin olmadığın resimler vardır
    bir başka şarkıya kalbi dansa kalkmıştır
    bilmek istemezsin, anlarsın ki gidilmez.

    yol haykırarak "gel" dese de sana,
    ayakların kalbinin kırıldığı yollarda bir daha yürümez.

    bayram karakeçili
  • Olur da bir gün mesafeleri aşıp bana gelirsen, yüreğinde rengârenk açan Aşk ile gel.

    Gamzelendi gönül yine devası ah’tır. Gönlü mahzun olanın dostu Allah’tır.

    Her şeyi senin için var ettim diyen Rabb’e, her şeyi senin için terk ettim” diyebilmektir AŞK.

    Hayatta her şey olabilirsin; fakat önemli olan hayatın içinde “insan” olabilmektir.

    Söylediklerimin hepsinden vazgeçtim, pişman oldum. Çünkü ne sözde mana, ne de mana da söz kaldı.

    Ne diye böbürlenip büyükleniyorsun. Doğumun bir damla su, ölümün bir avuç toprak değil mi?

    Eğer Allah seni bana yazmışsa, benden kaçışın yok! Lakin kader seni benden almışsa, ağlamaya lüzum yok.

    Otunu, suyunu bilmediğin gönüllerde koyun gütme! Yoksa ‘kaçıracağın keçilere’ çobanlık yapamazsın.

    Aşık odur ki, Allah’tan aldığı aşk emanetini Allah’a verir. Aşk mezhebinde her şey yüce Aşk’a kurbandır.

    Kır kalemin ucunu. Bundan sonraki yolculuğumuz aşk yolculuğudur. Aşkı kalem yazmaz ki kitaplarda bulasın.

    Ya tam açacaksın yüreğini, ya da hiç yeltenmeyeceksin! Grisi yoktur aşkın, ya siyahı, ya beyazı seçeceksin.

    Dürüstlük bir şehirdir, ben de o şehrin sultanıyım, Onda kendim yaşayayım, kendim öleyim, kendim korunayım…

    Ey aşk! Seni senelerce yaban ellerde, hoyrat dillerde aradım. Oysa bendeymişsin bilememişim. Oyalanmışım. Kalakalmışım.

    Kalp ruha der ki: ben severim, âşık olurum; ama acısını nedense hep sen çekersin. Ruh da cevap verir: Sen yeter ki sev.

    Sanmayasın ki; aşk akıl işidir. Gül ki her gönlün mürşididir. Kimini kokusuyla şad eder. Kimini de dikeniyle irşat eder.

    Ve bilesin üstüne aşkı giydirdiğim bu yüreğe ben söz verdim, hiçbir harfi, sensiz bir cümleye kurban etmedim.

    Sevmeye layık olmayanı hatırlayarak değerli etme! Dönmek mi istiyor, bir şans daha verme. Unutma; sevgi yürekli olana yakışır.

    Bir gül kadar güzel ol ama dikeni kadar zalim olma. Birine öyle bir söz söyle ki, ya yaşat ya da öldür ama asla yaralı bırakma.

    Ey İnsan Kafdağı kadar yüksekte olsan da, kefene sığacak kadar küçüksün. Unutma; her şeyin bir hesabı var üzdüğün kadar üzülürsün.

    Düzenim bozulur, hayatımın altı üstüne gelir diye endişe etme. Nereden bilebilirsin hayatın altının üstünden daha iyi olmayacağını.

    Kalp midir insana sev diyen yoksa yalnızlık mıdır körükleyen? Sahi nedir sevmek; bir muma ateş olmak mı, yoksa yanan ateşe dokunmak mı?

    Mühim olan yükseklere çıkıp hayata tepeden bakmak değildir; mühim olan ne kadar yükselsen de her şeye eşit mesafeden bakabilmektir.

    Kader; yolun tamamını değil, sadece yol ayrımlarını verir. Güzergâh bellidir. Ama tüm dönemeç ve sapaklar yolcuya aittir. Öyleyse, ne hayatın hâkimisin, ne de hayat karşısında çaresiz.

    Hak yolunda ilerlemek yürek işidir, akıl işi değil… Kılavuzun daima yüreğin olsun, omzun üstündeki kafan değil. Nefsini bilenlerden ol; silenlerden değil…

    Güzel bir gülü, güzel pekguzelsozler.com bir geceyi, güzel bir dostu herkes ister. Önemli olan gülü dikeniyle, geceyi gizemiyle, dostu tüm derdiyle sevebilmektir.

    Bazısı gelirken, bazısı da giderken gönül açıklığı verir. Dikkat et ve iyi bak ki, sendeki bu gönül açıklığı giderken mi yoksa gelirken mi beliriyor?

    Diyorlar ki dost acı söyler? Acıyı söyleyene dost denilmez ki! Seni sevmeyen acı söyler dostun sana söyleyeceği acı dahi olsa senin canını acıtmayacak şekilde tatlı dille söyler.

    Yaşarken anlayamadıkları değerleri öldükten sonra anlamanın kimseye faydası yok. Sevdiğinizi dirileştirmenin yolu, hayatın tazeliğinde itiraf ve ifade etmektir.

    Gıybet etme sakın, bil ki dedikodu denilen şey mıknatıs gibi kötü enerji çeker. Kimsenin aleyhine konuşma, uzaktan atıp tutma, insanları kem dille yargılama, bil ki yanılırsın.

    Yolun ucunun nereye varacağını düşünmek beyhude bir çabadan ibarettir. Sen sadece atacağın ilk adımı düşünmekle yükümlüsün. Gerisi zaten kendiliğinden gelir.

    Bildiklerini unut. Diyor dost. Gel al eline bir silgi, şu yeni başlayan güne bilgilerini silmekle başla. Zanlarını, yargılarını, önyargılarını ve dahi bütün genellemelerini koy bir çuvala ve hepten terk et.

    Hayata tepeden bakarsan insanların sadece tepesini görürsün. Hayata daima insanlarla aynı mesafeden bak. O zaman insanların hem yüzünü, hem kalbini görürsün.

    Sığ suları en hafif rüzgârlar bile coşturabiliyor. Derin denizleri ise ancak derin sevdalar. Anladım ki, derin ve esrarengiz olan her şey susuyor. Anladım ki susan her şey derin ve heybetli.

    Şeriat der ki: Seninki senin, benimki benim. Tarikat der ki: Seninki senin, benimki de senin. Marifet der ki: Ne benimki var ne seninki. Hakikat der ki: Ne sen varsın, ne ben.

    Anladım ki: insanlar; susanı korkak. Görmezden geleni aptal, affetmeyi bileni çantada keklik sanıyorlar. Oysaki biz istediğimiz kadar hayatımızdalar. Göz yumduğumuz kadar dürüstler ve sustuğumuz kadar insanlar.

    Cehennem gibi olmalı, cehennemi bile yakıp yandıracak bir gönül istemeli. Ki o gönlün önüne iki yüz deniz çıksa, hepsini de yaksın, yandırsın. Onun tek bir dalgası bilindik denizlere taş çıkartsın.

    Sana affedilemeyecek kadar büyük hata yapan birine, akıl sınırlarının bittiği yerden başlayacak ceza vermek istiyorsan; bütün samimiyetinle affet. Hissedilen her şeyi arşivleyen kader, kendisiyle en iyi biçimde ilgilenecektir.

    Yaşarım mutlu olurum, yaşarım mutlu ederim, tabi ki mutsuzda olurum ama yaşadığım. Sürece umutsuz, şükürsüz olmam. Aldatmaya çalışanlar aldanırlar, güvenim kaybedilir hep ama ben hep kazanırım.

    Bazen uzaklaşmak gerekir, yakınlaşmak için. Bazen hatırlamak gerekir, hatırlanmak için. Bazen ağlamak gerekir, açılmak için. Bazen anmak gerekir, anılmak için. Bazen de susmak gerekir, duymak için.

    Hüzün ki en çok yakışandır âşıklara. Yandık, yakıldık; ama hüzünden yana asla yakınmadık. Ne de olsa biz mahzun bir Peygamberin ümmeti değil miyiz? Hüzün taze tutar aşk yarasını. Yaramdan da hoşum, yârimden de.

    Bir şey yap, güzel olsun. Çok mu zor? O vakit güzel bir şey söyle. Dilin mi dönmüyor? Öyleyse güzel bir şey gör veya güzel bir şey yaz. Beceremez misin? O zaman güzel bir şeye başla. Ama hep güzel şeyler olsun. Çünkü Her insan ölecek yaşta…

    Kuralların olsun, ama kurallarını başkalarını dışlamak yahut yargılamak için kullanma. Bilhaba putlardan uzak dur, dost Ve sakın kendi doğrularını putlaştırma! İnancın büyük olsun, ama inancınla büyüklük taslama!

    Aranızdaki bütün perdeleri tek tek kaldır ki, Tanrı’ya saf bir aşkla bağlanabilesin. Kuralların olsun ama kurallarını başkalarını dışlamak yahut yargılamak için kullanma. Bilhaba putlardan uzak dur dost. Ve sakın kendi doğrularını putlaştırma! İnancın büyük olsun ama inancınla büyüklük taslama.

    Hakkın karşına çıkardığı değişimlere direnmek yerine, teslim ol. Bırak hayat sana rağmen değil, seninle beraber aksın. Düzenim bozulur, hayatım alt üst olur diye endişe etme. Nereden biliyorsun hayatın altının üstünden iyi olmayacağını?

    Aradığın şey o kitaplarda değil, aradığın şeyi okuyarak bulamazsın. Sende eksik olan şeyi gözlerinle tamamlayamazsın. Aradığın şeyi Dünya’da arayacaksın, aradığın şeyi yüreğinle bulacaksın. Dünya’da ki tüm kitaplar, tüm hesaplar, akıl oyunları, sayfalarca laflar, sevginin yerini tutmaz. Okuyarak öğreneceksin ama severek anlayacaksın.
  • Kıymetli olduğunuzu illa biri mi söylemeli? Ya da kendinize değer vermek için neyi bekliyorsunuz? Bir başka açıdan bakalım ölüyorsunuz. Evet ölümlüsünüz. Her an gitmeye yakınsınız. "Start" olduğu gibi "The End" olacak bir gün.

    Peki ölüm için sayılı günleriniz olduğunu bilseniz ne yapardınız?

    Veronika hayatta her şeyi elde etmisti. 24 yaşında onu intihara sürüklenecek ve tesadüfen gördüğü bir gazete haberini isaret kabul edecekti. Çünkü hayatta hiçbir sey tesadüf degildir. Bir hikayenin başlaması hep bitmeye yakın yerde başlar. Nokta ile yeni cümleye başlayıp, bir saygı gibi büyük harfle başlamak gibi. Biterken başlıyoruz.

    Yazgısına karşı çıkmış ölümü beklememişti başarısız bir intihar girişimi ve isaret kabul ettiği gazete yazısına bir cevap yazarak yapmıştı bunu. Ölümü böyle bir nedenle seçmiş biri deli olmalıydı ve tmarhanelikti.

    Başarısız ölüm deneyimi ona bir şey bırakmıştı, ölüm bu sefer gerçekten ensesindeydi. Onun tercih ettiği zamanda değil, yine kendi istediği zamanda. Bunu kabullenmek istemiyor tekrar intihar girişiminde bulunmak istiyordu.


    Aynı olmayı red eden insanlar farklı dediklerimize hemen bir etiket hazırlanır "deli". Neden çünkü herkesleşmeyi red etmislerdir. Veronika burda Edvard, Zedka, Meri ile aslında kim olduğunu hiç bilmediğini anlıyor. Son durakları deli hastanesi olan bu insanların, delirme noktasına gelişlerini anlatırken farklılıklara ne kadar kapalı olduğumuzu anlatıyor.

    Zamanla ölümden korkma varlığının daha bir çok eksiğini kesfetme başlıyor.

    Paulo Coelho da daha önce üç kez intihar girişiminde bulunmuş ve akıl hastanesine yatırılmıştır. Bu eserin neden yazıldığını anlamak güç değil.

    Gerçek şu ki hayat hiçbir zaman mutluluğu ya da acıyı vaad etmez. Hayat harman yeri gel payına düşeni al der. Ilk firsatta yıkılan bizleriz. Farklı olmaktan korkuyor kılıflara bürünüyoruz. Karşımızdaki topluluk nasıl istiyorsa öyleyiz. Bizi biz diye kabul etmelerini beklemiyoruz. Buda bastırılmış duygulara ve erken tükenmeye davetiye oluyor.

    Neden ne olursa olsun hayatımızın kıymetini hatırlatacak bir eser. Olayı ve anlatımı ile sizi kendine çekecek bir kitap.

    Yapmak istediklerinizi yapın. Zaman kolamayın. Hayat cesareti olanın yaşadığı tutkulara bakıp geçmeyecek kadar kısa. Bazı şeyleri hak ettigimiz için değil çözüm aramadığımız için yaşarız.

    Yaşarken bilin kıymetinizi. Alışmayın hiçbir değersizliğe. Günümüzde bitkinlikler hep degersizliğin verdiği yorgunlukta var. Sevilmiyor musunuz? Terk edin. Bunu kendinize yapın. Degersizliğe alışmak beraberinde ozgüvensizligi getirir. Buda yasarken ölmeyi kabullenmektir. A-lı-ş-ma-yın. Sizden bir tane daha yok.

    Ikinci bir hayatı düşündürecek bir kitap. Okumakta kazanç her zaman vardır.

    Keyifli okumalar!