Durdurun gece hücumlarını.
Artık aşk insan kalbine sığmıyor.
-CZ

Affedin beni daldığım oluyorsa eğer. Neyleyim, gönlümce değil bu olup bitenler… CZ

Cz
Filistin bir sınav kağıdı
Her mü'min kulun önünde
De gerçeği yaz: Hakikat şehitliğe koşmaktır
De isyan çağır yolun açılır cennet köşelerine

Cz
Artık yalnız değil adımların
Şimdi daha iri doğuyor sabahları
Horantası bir hayli arttı güneşin
Kişinin güzelliği ağa ustalarına göredir

Serpil Ağ, Rameau'nun Yeğeni'yi inceledi.
 19 Tem 2017 · Kitabı okudu · 8 günde · Beğendi · 10/10 puan

Hani bazı insanlar vardır. Varlıkları ile bulundukları ortama renk katar. Yokluklarında da eksikliklerini hissetmeyiz de, bazen var olsalar da olur, var olmasalar da olur dediklerimiz vardır ya, işte Rameau'da o insanlardan biridir.

Eserde, Denis Diderot bu tip insanlardan hoşlanmadığına atıfta bulunsa da, yaşamın olağan seyrine renk kattıkları için, yılda en fazla bir kere olmak üzere karşılaşmaktan keyif aldığını vurgular. Hatta daha da ileri giderek, eserinde bu insanların çılgınlıklarına gülen diğer insanların, günümüz üç maymunu oynayan insanların aksine, " Sağduyu sahibi insan görür, duyar, düşünür ve çevresinde olup bitenlerin iç yüzünü kavrar. " diye de, vurgulamaktan geri durmaz.

Günümüz yaşam koşullarında bile, budalaca ve ahmakça davranışlar sergileyenler, faziletli ve erdemli davranışlar sergileyenlerden daha çok sevilmiyor mu? Vakur bir tavırla hakikatlere değinenler, toplum tarafından nedense sevilmez ve dışlanır. Ama aynı meseleyi soytarılık ve dalkavukluk ederek ele alıp, topluma mal edenler hep el üstünde tutulur. İlginç bir tezahür fakat doğruluğu kanıtlanmış bir hakikat. Kim aksini iddia edebilir ki!

Bazı insanlar soytarılık anlarında öyle tumturaklı bir nükte dile getirirler ki, ortamda bulunan diğer insanlar, anlatıcıya gülmekten konunun vehametini kavrayamazlar bile! Anlatıcı çevresindeki insanları aşağılamış mı, yoksa göğe mi çıkarmış, kimin umurunda. Herkes anı yaşamak derdinde.

Denis Diderot'u " Rahibe " isimli eseriyle tanıdım ve hayran kaldım. Ben ki, o kadar çok eser okumuş olmama rağmen, böyle coşkun bir anlatım diline çok nadir rastladım. Benim bakış açıma göre de, bir elin beş parmağını geçmez, eserlerinde coşkun bir anlatım dili kullanan yazarlar. Denis Diderot eser de, filozofça tavırlar sergilerken, Rameau'nun dilinden de aşağılanan ve horlanan insanları sorgular. İyilik yapan insanların büyük bir saygıyı hak ettiklerini lâkin, iyilik adı altında lütufta bulunanların karşısındaki insanı ezme ya da hor görme yetisinin tekelinde olmadığına dem vurur.

İnsanın fıtratı gereği, " Biz er geç yapılan iyiliğe, kötülükle karşılık vereceğiz. " der, Denis Diderot. İstisnalar olsa da, topluma mal olmuş genel yargıdır bu. Bir kimseye hayrın dokunmaya görsün! Sonrasın da senden kötüsü olmaz.

Ah! İnsanoğlu...
Beşeri mahlûkat içinde yaratılanlardan en şerefli varlık sen olduğun halde, nasıl da alçaltırsın değerini. Sen ki, cûz-i de olsa bir akla sahipsindir ama aklını hep kötüye kullanmaktan da kendini alamazsın. Hani bazı insanlar kötülükle beslenir derler ya, doğrudur.

Değerli okurlar, Denis Diderot muhteşem bir yazar. Eğer yazar ile daha tanışmadıysanız, bir an önce tanışmanızı isterim. Okumuş olduğum ikinci eseri olsa da nazarımdan kaçmayan, insana verilen değer!
" İyi bir insanı alaylarla hırpalamak çok yaygın bir alçaklıktır. " diyen, Denis Diderot'a kulak vermenizi ve okumanızı tavsiye ederim...

Ahmet Can PASTIRMACI, Çoklu Zeka'yı inceledi.
25 Eki 2016 · Kitabı okudu · 8 günde · Beğendi · 7/10 puan

Zeka kavramı hakkında açıklayıcı ve güzel bir bilgi veriyor.Fakat belli bir noktadan sonra ÇZ. nın nasıl kullanılması,hangi yollarla keşfedileceğini anlatmaktadır.Bu açıklamalar biraz akademisyenlik isteyen bir duruma geliyor.Zeka'ya hayran ve meraklısının en azından göz atması gereken bir kitap. İyi okumalar...