• Yorumlarınız Önem Arz Eder Dostlar.
    Dostlar Yeni Makalemi Okumak İster misiniz?

    http://www.artukluhaber.net/...-lIk-allah-3440.html
  • Ca'd b.Dirhem'in Halku'l Kur'an (Kur'an mahluktur) fikrinden dolayı halife Hişam 'ın emriyle Irak emiri Halid el-kasri (66-120/686-743) tarafından yakalandığı ve Kurban bayramı hutbesinin sonunda söylenen şu sözlere muteakip öldürdüğü rivayet edilir."Ey insanlar haydi kurbanlarinizi kesin .Allah kurbanlarinizi kabul etsin.Ben bugün Ca'd b. Dirhem'i kurban etmek istiyorum .Allah, Ca'd 'ın söylediklerinden büyüktür..( İbn Esir , V , 263)
  • Sa'd b. Ebi Vakkas İran Kisra'sının sarayını fethedince altın, yakut, zümrüt, inci, mercanlara bakmadan bütün bunları yaratana yönelmiş ve fetih namazı kılarak Rabbine şükretmiştir.
  • Evet,(insanların)tabiatları muhteliftir...

    Tabiatların ihtilafının da iki sebebi vardır:

    1.Fıtrattaki yaratılış kuvveti ve bu kuvvetin varoldukça devamıdır. Zira Şehvet, gazap ve kibir kuvvetleri insanda mevcuttur. Fakat bunlardan en güç şartlar içinde terbiyeyi kabul eden şehvet kuvvetidir. Çünkü bu kuvvetlerden insanda ilk mevcut olanı şehvettir. Zira daha yeni doğan çocukta şehvet var, gazap ve kibir kuvvetleri ise daha sonradır.

    2.İkinci sebep, insanoğlu kendisinde bulunan bir huyunu beğenir ve onu iyi zannederek o huyunun isteklerine uygun hareketlerde bulunur ve bunlara devam ederse, o huy kendisinde iyice yerleşir ve onu söküp atmak zor olur, İnsanlar ıslahı kabul hususunda dörde ayrılır:

    a.Hak ile bâtılı, güzel ile çirkini ayırt edemeyecek derecede gafil bir insan ki, bütün itikadlar hâli ve yaratıldığı gibi kalmış, şehevi arzuların peşinden gitmemiş, kalbi bir cevher-i sâfî olarak bekliyor (yeni doğan çocuklar gibi). Bu, ancak Öğretici ve mürebbiye muhtaçtır. Kolaylıkla terbiyeyi kabul eder. Çünkü onun boş kalbine ne doldursanız onu ahr.

    b.İkincisi, çirkinin çirkinliğini bilir, buna rağmen salih ameller yapmamış, kötülükleri bildiği halde kendisine güzel görünmüş, şehvetleri kendini kapladığı için doğrudan ayrılmış ve şehvetlerinin peşinden gitmiş ve fakat kusurlu olduğunu da kabul etmiştir. Birinciye nispetle bunun ıslahı daha güçtür. Zira bunun vazifeleri çoğalıyor. Önce kalbine yerleşen bu kötülükleri oradan söküp atmak, sonra iyilikleri kalbine yerleştirmek lazımdır. Bununla beraber bu adam ciddiyetle ele alınırsa ıslahı mümkündür.

    c.Kötülükleri iyilik tanımış ve onunla perverde olmuş, böylece yetiştirilmiş bir insan, sapıklıklar bunda katmerleştiği için bu adamın ıslahı oldukça zor ve güçtür.

    d.Dördüncüsü, doğuşundan beri bu fasid görüşler üzerinde yetişmiş, bunları yapmakla meşgul olmuş, fazileti kötülüklerin çokluğunda, adam öldürmekte sanmış, yaptığı kötülüklerle övünmüş ve kötülüğü nisbetinde şeref sahibi olacağını zannetmiştir. Fazileti rezilette arayan bu gibilerin ıslahı, en zor olanıdır. Bu gibiler hakkında: “İhtiyarın riyazeti zor, kurdun terbiyesi ise azaptır” denmiştir.

    Şu dört kısımdan
    Birincisi yalnız cahildir.İkincisi hem cahil hem de sapıktır.Üçüncüsü hem cahil hem sapık hem fasıktır.Dördüncüsü,cahil,sapık,fasık ve şerirdir.

    İmam el-Gazzali
  • 400 syf.
    ·8 günde·9/10
    Ortadoğu denilince istemsiz bir şekilde İbn-i Haldun geçiyor aklımdan. Onun çıkarımlarına hakim olmasam bu kitabı anlamam daha güncel bilgilerle olacaktı.

    Mukaddime'de "Coğrafya kaderdir." diye bir sözü geçmez İbn-i Haldu'nun fakat anlatmak istediklerinin özetidir bu cümle.

    Ortaduğu'da var olan sistem şu şekilde işler.

    Riyaset: Akrabalık bağı
    Hadari: Karışık millet, devlet.

    Akrabalık bağının güçlü olduğu ve kökeni kendine yaklaşmayan insanları ikinci sınıf gören bir millettir Ortadoğu insanı. Coğrafi konum olarak ticari ve maden açısından zengin oluşu akrabalık bağı ile kabile yönetimi ile başlar yüzyıllar öncesinden. Belli bir zümrenin yaşadığı rahatlık ve onun dışında herkesin bu zümreye hizmeti. Coğrafyanın insan mizacı üzerindeki etkileri ortadoğuda kibir ve büyüklenmeydir. Bilime, teknolojiye, askerliğe değer yoktur. Zevk ve sefa rahatlığa düşkünlük dünya siyasetinde Ortaduğu etkisini sadece mal varlığı ile göstermelik güçten ibaret kılmıştır.

    Yakın dönem tarihine geçmeden önce Osmanlı'nın Hicaz Demir yolu yapımı sırasında Araplar İngilizler arasındaki ilişkiye değinmek istiyorum. 2.Abdülhamit zamanında yapımına başlanan demiryolunun amacı hacca gitmek isteyen halka kolaylık sağlamaktı. Günler sürecek yolculuğu en aza indirmek. Büyük bir bütçe ayrılmış geri kalanı ise halka ve memura emrivaki ile toplanıp yapımına başlanılmıştır. Bir ay süren yolculuk 72 saate düşmüştür. Amaç Süveyş kanalına kadar ulaşabilmektir. Fakat İngilizler o zaman ellerinde olan Mısır üzerinden harekete geçerek bunu engellemek istiyorlardı öncelikle Akabe körfezine gelen bağlantıyı engellediler. Sonra Araplarla birleşerek Hicaz demir yolunu yağmalayıp engellemişlerdir.

    Arap halkı savaş konusunda tecrübesiz ve bilgisizdir. İngilizler onların bu özelliğini kullanarak Araplar üzernde etkili olup projeyi engellemişlerdir.
    Yakın dönemde olanlara bakarsak durum hala aynıdır. Savaş konusunda tecrübesi olmayan bir Ortadoğu varlığını hala sürdürmektedir.

    Limon Ağacı, Yahudi bir kız ve Arap gencinin dostuğu üzerinden Ortaduğu'nun kalbi olan Filistin'i köklü bir ağacın etrafından anlatmaktadır. Farklı zamanlar aynı mekan iki aile ve benzer kaderlerin birleşimi. Dalia ve Beşir.

    Beşir, Ahmad ve Zakia'nın 3 kız çocuktan sonra dört gözle bekledikleri erkek evlatları. 1936'da Ahmad Khari ailesi için bir ev inşa etmiş. Ev, Kudüs ile Akdeniz arasındaki sahil düzlüklerinden bir Arap kasabası olan el-Ramla'nın doğu köşesine yapıldı. Kuzeyde Galilee ve güney Lübnan; güneyde Bedevi toprakları, Filistin ve Sina Çölleri. Toprağı verimli olan bu kasabada limon, muz, zeytin, mercimek, susam yetiştiriliyordu. Evin bahçesine limon ağacı dikildi ve bu ağaçtan farklı zamanlarda farklı iki aile limon topladı. Yıllar sonra Beşir evini bu ağaçtan tanıyacaktı.

    Dalia; Nazi katliamından kaçmış bir ailenin küçük kızı 6 gün savaşlarından sonra apar topar sürgün edilmiş halktan geriye kalan bu evde büyümüş bir kız. Nazi zülmününden kaçan bir halk yıllar sonra aynı zulmü bir başka halka yapmıştı. Dalia bu evde daha önce kimler yaşamıştı hep merak ederdi.

    Kitap konu olarak iki yabancının kaderlerinin benzerliği üzerinden başlamış ağır anlatımlarla devam etmiştir. Belgesel niteliğinde bir kitaptır. Anlatılanlar günlüklerden ve gerçek kişilerin ağzından anlatılır. Sandy Tolan Amerikalı bir yazar ve radyo belgeselleriyle tanınan biridir. Gerçeklere değindiği bu kitabıyla satış rekorları kırmıştır, bu kitap yakın tarihe ışık tutmuştur.

    İsrail nasıl kuruldu?
    6 gün savaşları nedir?
    Nazi katliamı ve dünyadaki yayılışı?
    Filistinin güncel durumu ve sivil halkın yaşadıkları?
    Kristal Gece (Kırık Gece) de ne oldu?
    1933 yani 6 gün savaşlarından önce Filistin ve Çevresindeki Arap ülkelerinde ne oldu?
    Yahudi göçünün Ortadoğuya etkileri nelerdi ve Araplar bunu nasıl karşılıyordu?
    ....
    Tarihe meraklılar için iyi bir eser. Okuyan herkesin Filistin ve İsrail tarihine hakim olamalarına yardımcı olacaktır.
    6 gün savaşalrından önce Yahudilerin dünya yerindeki konumu ve etkilerine kısaca bir değinmek istiyorum.

    Almanyadan yapılan Yahudi göçü (1933-1940) yılları arasında Almanya'daki Yahudiler tutuklandılar. Ekonomik boykot ile medeni haklarının ellerinden alınmasıysa vatandaşlık hakları ellerinden alındı. Toplama kamplarında alıkonuldular. Şiddet devlet eliyle hazırlanan Krıstal Gecenin kurbanları oldular. Krıstal Gece'de yani 1938'de 9 Ksım'ı 10 Kasım'a bağlayan gece Nasyonal sosyalistler; Yahudilere ait ev, iş yeri ve sinagoglara yapılan saldırılarla gerçekleştirdikleri katliam gecesidir.

    Yahudiler birçok şekilde Nazi zulmüne tepki gösterdiler. Alman toplumunda zorla Tefrik edilen Alman Yahudiler kendi kurumlarını ve sosyal örgütlerini kurdu. Ancak baskı ve fiziksel şiddetle karşı karşıya kalan pek çok Yahudi Almanya'dan kaçtı. Amerika B.D ve İngiltere gibi ülkeler mültecileri kabul etmekte istekli davranmış olsaydı, daha fazla Yahudi Almanya'dan kaçabilirdi.

    Avrupa'da Yahudilerin göçü ve sorunları böyleyken, Ortadoğu'da durum içte başlayan söylentilerle vahim haller almaya başlamıştı. Artan Yahudi nüfusu halkı endişelendiriyordu. Halk kendi aralarında artan nüfusun gelecekte yaratacağı zorluklardan söz ediyordu. Zaman geçtikçe Arap ülkeleri arasında bu duruma dur demenin zamanı geldiği ve İsrail'e karşı bir savaş ile Yahudileri bitirmeyi konuşuyorlardı. Bu konuşmalar İsrail için korkunun zaaf olduğunu, olacak olandan kaçınılamayacağını benimsetip o yönde hazırlanmasına zemin hazırlamıştı. Savaş kaçınılmazdı ve bu fikir dirençli bir şekilde günden güne güç kazanıyordu.
    Ortadoğu halkı ise kendi aralarında önlemler almaya çalışıyordu. 1930'ların ortalarona geldiklerinde Arap liderler Yahudilere arazi satışının vatan hainliği olduğunu ilan etmişti. Fakat artık Ortadoğu hastaydı ve bazı yaraların acısı dinsin diye sadece ialaç niyetine adımlar atılıyordu. Gerçekler hala diri ve tehtitkardı. Küçük bir devlet olarak bakılan İsrail 5 Haziran 1967'de Arap ülkelerine beklenmedik bir saldırıyla savaşı başlattı.

    Harekat havadan yapıldı. Burada Atatürk'ün bir sözü duruma ayna tutmuştur.

    "İstikbal göklerdedir."
    M.K Atatürk
    Arap hava kuvvetlerinin havaalanında tüm uçaklar yerdeyken gerçekleşti. İsrail'in yıllar süren savaş hazırlıkları artık fiili olarak gerçekleşmeye başlamıştı. Doğu'dan gelecek bir saldırı için hazırlık yapmış olan Arap dev. büyük şaşkınlık içerisindeydi bunu yanı sıra Arap Dev. savaş tatbikatı ile kendini geliştiren bir orduya sahip değildi. uzun yıllar hiç tatbikat yapmamıştı. Jeopolitik konum olarak İsrail; Suriye, Mısır, Filistin, Ürdün'e çok yakındır. Bu şekilde bir konumda olup tüm devletlere diş göstermesi büyük cesaretti. Bu cesareti kısa sürede ortadoğunun tüm dengelerini alt üst etti.

    Arap Dev. askeri yetersizliği İsralli bir barış eylemcisinin ilkel uçağı ile Mısır havalimanına inip Başkan Nasır ile görüşmek istemesiyle açık bir şekilde ortaya konulmuştu.
    Diğer bir zafiyet belirtisi şöyleydi. İsrail Iraklı bir pilotu para karşılığında Mısır'dan bir uçak kaçırıp getirilmesi istenmişti. Amaç düşmanın elinde bulunan savaş aletlerini tanımaktı. İsrail pilotları bu yönde sıkı bir eğitime tabi tutulmuşlardı. Bu onların işine çok yaradı. Daha sonra bu uçak Sovyet yapımı mit21 uçağı İsrail hava komutanlığında 007 Jame Bond'a itafen bir ad alarak sergilenmeye başladı. İsrail zekasını Arap devletleri üzerinde kullanıp bunu somutlaştırıyordu.

    İlk saldırı Mısır havalimanına yapıldı ve tüm hava limanları eş zamanlı olarak bombalandı ve imha edildi. Kahire çevre ülkelere doğru bilgi vermediği için aynı durum Suriye ve Ürdün'e uyguladı. Bu şekilde 6 günde Arap devletleri bu küçük ülkenin hakimiyeti altına girdi.

    Tüm bu olup bitenler tarih kitaplatına yansıyan kısımlar ve nesnel sonuçlar olarak ele alınabilsede bu sonuçların başka bir iç yüzü vardı. Günümüzde hala varlığını devam ettiren Filistin sorunu. Askeri güçler köreltilmiş olsada bu yerderde yaşayan sivil halk sorunu başladı. İşte bu noktada kitap iki dostun ağzından Beşir ve Dalia'nın anılarıyla günümüze uzanan Filistin İsrail sorununu anlatıyor.

    Diğer Arap Dev. Avrupanın İsrail'in bu kadar güçlenmesini iatemeyip büyümesini engellesede Filistin bu kaosun ortasında kalmıştır.

    Arap Devletlerine sinirlene sinirlene okunacak bir kitap. Ellerinde olan olanakları hiçbir zaman kullanmayı becerememiş her zaman gücü parada görmüş liderlerin elinde ızdırari kaderinin esiri olan mazlum bir halka sebep olmuşlardır.

    Toparlamam gerekirse iki halkında yaşadıkları insanlık dışıdır. İkisine de üzüldüm. Nazilerin Yahudiler üzerinde uyguladıkları zulmün beyazperdeye aktarılmış sayısız filmini izledim. Filistin'den ne istiyor bu İsrail? diyorsanız okumalısınız.

    İngilizlerin Irak'a uyguladıkları; "Böl, parçala, bitir." İngilizlerin dostu da düşmanı da yoktur, çıkarları vardır politikası.
    Nazilerin Yahudi soykırımı.
    Yahudilerin Müslüman düşmanlığı.
    ....

    Din, dil, ırk,renk nefretinin yanında çıkar çatışmaları dünyada bitmez tükenmez bir nefretin varlığı bana hep bunu sorgulatır.

    İnsanlar, evrensel bir insan algısı oluşturabilir mi?
    İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nin işlevi sağlıklı mı?
    Yasanın olduğu evrensellik ne kadar evrensel olabilir? Coğrafyanın farklılıkları insan farklılıkları demektir bu açıdan yasa ne kadar hitap edebilir evrene?

    Tarih severler için güzel bir eser. Kitabın içeriğini ve etkilerini bir yazıya sığdırmak çok güç, hangi tarafı anlatsam diğeri yarım kalır. O yüzden okunması gereken bir kitap.
    Keyifli okumalar!
  • 368 syf.
    ·2 günde·Beğendi·9/10
    《Bazen yalnızca arkadaş olmak yetmez,âşık da olursun.
    Honoria Smythe-Smith:
    A) Berbat keman çalıyor
    B) Çocukken ona takılan'Böcek'isminden dolayı hâlâ kırgın
    C) Ağabeyinin en iyi arkadaşına KESİNLİKLE âşık değil
    D) Hepsi
    Marcus Holroyd:
    A) Chatteris Kontu
    B) Üzücü şekilde ayağını burkmaya eğilimli
    C) En iyi arkadaşının kız kardeşine KESİNLİKLE âşık değil
    D) Hepsi
    İkisi beraber:
    A) Bolca çikolatalı pasta yiyorlar
    B) Korkunç bir hastalığı ve dünyanın en kötü müzik gösterisini atlatıyorlar
    C) Çaresizce birbirlerine âşık oluyorlar
    D) Hepsi
    Bu bir JULIA QUINN kitabı,bu yüzden cevapları biliyorsunuz değil mi?》
    Yoruma arka kapak ile başlamak istedim. Eğlenceli olmuş.Julia Quinn yazmış yine yazacağını.En iyi kitaplarından biriydi. Tartışmasız en eğlediğim,hemen hemen her sayfasında kahkaha attığım(hatta annem bir ara delirdiğimi düşünen bakışları yakaladım)bir kitap.
    Bu kadar uyumlu,anlaşan nadir çiftlerden Marcus ve Holroyd.Bu arada kitap Smythe-Smith Quartet Serisinin 1.kitabı.
    Acaba size Smythe-Smith bir yerden tanıdık geliyor mu? Mesela Öpüşünde Saklı desem. Ya da Hyacinth Bridgerton ve Gareth desem.Hatta yaşlı Leydi Danbury desem.Yazarın Bridgerton serisini okuyanların hatırladığını umuyorum.Meşhur leydilerden oluşan muhteşem orkestra.
    Leydi Danbury ve Colin'i tekrardan görmek hoştu.Özellikle Leydi Danbury bölümleri eğlenceli olan kısımlardandı.
    Başka ne diyebilirim ki.Bol bol kahkaha atmak istiyorsanız,historical okumayı seviyorsanız ve Julia Quinn'i okumayı seviyorsanız mutlaka mutlaka okumalısınız.
    Herkese keyifli okumalar.
  • Vakti degerlendirme hususunda şunlara dikkat edilmel-
    dir:
    a) Islerini duzene koymak
    b) Bos ve faydasız meclislerden uzak durmak,
    c) Her hususta fuzuli seyleri terk etmek
    d) Vakti ve dakikaları değerlendiren uyanık zeki ve ciddi insanlarla beraber olmak
    e) (Bir kismi gectiği gibi) seckin alimlerin yüklü terceme-i hallerini okumak
    f) ilmi bir seyler ortaya koymak suretiyle vakti değerlendirmenin tadını almak
    g) Mütalaaya, daha çok malumat elde etmeye, tetkike ve
    elde edilen bilgileri ayıklamaya dalmak.
    Bu işler sana zamanın kıymetini öğretir, vakti değerlendirme ateşini gönlünde yakar. Senin zamanı değerlendirmeni ve zayi etmemeyi koruması boşa harcamamani temin eder.