İşte insan denen mahlûk böyledir! Tanrının varlığına inanmaz fakat burnu gıdıklanınca ömrünün sonu yaklaştı sanır; meşhur bir şairin, ilham, sadelik ve ahengin ölmez bir örneği olan eserini okumaz fakat tabiatı çirkinleştiren, insanı tiskindiren bir kitabı, büyük bir düşkünlükle okur.
"Sana bir şey soracağım."
"Öyle mi? Nedir o?"
"Yıldızların arasındaki boşluğun adı nedir?"
"Bir adı yoktur."
"Uydur bir tane."
Biraz düşündüm. "Ruhun sığınağı."
"Bu, cennet demenin başka bir yolu, Agnes."
Tanrı isteseydi kurtarırdı beni ama yalnızca kendisinin bildiği nedenlerde bu kötü talihe mecbur etti. Onca çabalamama karşın sürekli felakete koştum; kınına saplanmış bir bıçak gibiyim, yazgımdan kaçamıyorum.