Fakat her zaman yolunun üzerinde bir engel, öncelikle erişilmesi gereken bir şey, bitmemiş bir iş, hizmet edilecek zaman, ödenecek bir borç olmuştu. Sonra hayat başlayacak zannediyordu. Sonunda anlamıştı ki bu engeller onun hayatının ta kendisiydi.
Sana koşarak dinleniyor kalbim. Ara sıra yorulmuyor değilim, dağılıyorum hatta. Omuzlarıma dağılmış saçlarıma dokunma ihtimalin toparlıyor beni. Çaresizlik hiç bu kadar umut dolu olmamıştı.
...Türklerin çok önemli bir özelliği var, dünyanın her ülkesine gidip adapte olabiliyor, süresiz kalabiliyorlar orada. Herhalde bu bizim göçebelik vasıflarımızdan kaynaklanıyor ve hala devam ediyor.