Deniz Sinanoğlu

“İnsan doğduğu için,yaşamış olduğu için, yaşlandığı için ölmüyor. Bir şeylerden ölüyor.”
8/10
·128 syf.··
2020 44. kitabı
Sessiz Bir Ölüm... “Benim gözümde annem hep varolmuştu; günün birinde, yakında yok olacağını göreceğim hiç aklıma gelmemişti. Sonu, doğumu gibi, bir masal zamanına karışıyordu. Kendi kendime “ölecek yaşa geldi” dediğim zaman, birçok başka sözler gibi, bomboş sözler söylüyormuşum. Şimdi, ilk olarak, onda, ortaya çıkması ertelenmiş bir ceset görüyorum.” Kitap boyunca Simone De Beauvoir’in ağzından ölümle yüz yüze gelişini dinliyoruz. Yazar, annesinin bir kaza sonucunda hastaneye yatmasıyla başlayan bir tedavi sürecini aktarıyor bizlere. Bu süreç içinde yaşadığı karmaşık duyguları, annesine karşı var olan ikircikli hislerini, iniş ve çıkışlarını aktarıyor bizlere. Bir yandan yüzleşmesi bu kadar zor olan bir durumla baş başa kalmışken, aktarımsak soğukkanlılık anne-kız arasındaki yabancılaşmayı vurguluyor adeta. Annenin hayatına geri dönüp baktığımızda onu bu yabancılaşmaya çeken her sebebi görüyoruz ve biraz daha yakınlaşıyoruz birbirimize. Pişmanlıkları, sitemleri, acıları, tutunmaya çalıştığı güzel anıları, yaşama isteği, ilişkileri, yıpranmışlıklarıyla, sessiz bir ölümün hikayesi bu. “İnsan doğduğu için,yaşamış olduğu için, yaşlandığı için ölmüyor. Bir şeylerden ölüyor.” Uzun bir süre etkisinden kurtulamadığım bir kitap oldu. Beni çok etkiledi. Okunması gerekenler listesinde yerini aldı
Sessiz Bir ÖlümSimone de Beauvoir · İmge Kitabevi Yayınları · 2019900 okunma
“En pespaye işleri yapmakta hiçbir mahzur görmemişti. Çoğu zaman hayatı gökyüzü ve yeryüzü arasındaki ipe bağlı kalmıştı. Sevmişti. Ve aşkın nelere kadir olabileceği konusunda fikir sahibi olmuştu. Bütün ömrüne hiç pişmanlık duymadan müstesna bir hayranlıkla bakabilirdi.”
8/10
·139 syf.··
2020 47. kitabı
Robert Seethaler’ın kaleminden harika bir hayat hikayesi. Küçük yaşta annesini kaybeden Andreas Egger’ın talihsizliklerle dolu yaşam mücadelesini konu alıyor kitap. Zorlu bir çocukluğun ardından kendine bir hayat kurma çabası ve topladığı mutluluk kırıntılarından her şeyi yaşanılası hale getirmesi... Kitap bütün bir ömrün hikayesi. Egger’ın hikayesi. Yalnızlığın, dışlanmışlığın, yoksulluğun, acı çekmenin ve her şeye rağmen yaşamanın, pes etmemenin hikayesi. Egger çocukluğundan itibaren tökezlediği her noktada içindeki güce tutunuyor. Onunla birlikte ayağa kalkıyor, mücadele ediyor. Okurken bizim pes ettiğimiz noktada bizi de beraberinde güçlendirip ayağa kaldırıyor. Tükenmeye izin vermiyor. Bunu yaparken hep yalnız. Kendini sadece dağlara bırakıyor. Doğaya atıyor. Belki de bu yüzden bu kadar güçlü, bu kadar kırılmaz geliyor bizlere, içindeki tüm kırılganlıklarına rağmen. “En pespaye işleri yapmakta hiçbir mahzur görmemişti. Çoğu zaman hayatı gökyüzü ve yeryüzü arasındaki ipe bağlı kalmıştı. Sevmişti. Ve aşkın nelere kadir olabileceği konusunda fikir sahibi olmuştu. Bütün ömrüne hiç pişmanlık duymadan müstesna bir hayranlıkla bakabilirdi.” Çok yalın bir anlatımı var. Hikayenin yalınlığı ile o kadar uyumlu ki...En etkileyici şeylerden biri de bu olsa gerek. Yazarın “Toprak” kitabı da beni çok etkilemişti bu da aynı şekilde hissettirdi. Tavsiyedir .
Bütün Bir ÖmürRobert Seethaler · Timaş Yayınları · 2022826 okunma
“İnsanlar ellerine geçen susma şansını nadiren kullanırlar ve çoğunlukla konuşup dururlar. Konuşup durarak her şeyi mahvederler.”