Harika bir kitap !
Geçen gün de hikayesini paylaşmıştım. Mehmet Tevfik’in çevirisiyle okuyoruz kitabı ama Mehmet Tevfik’in kim olduğu bilinmiyor. Hatta Almanca’dan çeviri olduğu söylenen bu kitabın orjinali yok Giriş kısmında umarız bu yazarı bir şekilde anonim olmaktan kurtarabiliriz gibi bir temenni var. Ben de öyle umuyorum. Çünkü harika bir dili var
Kitap Alfred Müller adlı bir gencin ilk defa kendi köyünden çıkıp daha önce hiç görmediği şeylerle karşılaşmasını ve Avrupa’nın farklı şehirlerine seyahat etmesini konu alıyor. Fakat Alfred Müller’in sınıflar arasındaki farklara, uyması gereken görgü kurallarına, köyde hiç karşılaşmadığı yemeklere, ürünlere alışması biraz zaman alıyor.
O şehirden şehire maceradan maceraya atılırken, her yaptığı bizim yüzümüzde bir tebessüm bırakıyor. Keyifle okudum. Tavsiyedir
Bu arada kitabın 2. cildi de var. O yüzden hikaye yarıda kalıyor bu kitapta. Sabırsızlıkla bekliyorum ikinci cildine başlamayı
Bir tarafta Matt Ridley ve Steven Pinker diğer tarafta ise Alain de Botton ve Malcolm Gladwell’in yer aldığı bir münazarayı içeriyor bu kitap.
Munk münazaraları kapsamında gerçekleşen bu oturumda taraflar “Gelecek Daha Güzel Günler mi Getirecek?” sorusuna kendi argümanlarını sunarak yanıt veriyorlar. Bir masada teknolojinin, bilimin getirdiği yenilikleri, küresel iletişimin artışını, ekonomik özgürlükleri savunan bir ekip,diğer tarafta ise “yararlı sonuçlar üretecek şekilde yükleme yaptığımız sistem tersine dönerse, aynı kolaylıkla bir felakete yol açar mı?” diyerek karşı kanıtları sunan muhalefet.
Konuşmacıların hepsi kendi alanında donanıma sahip kişiler olduğundan, ben onların savlarını okumaktan çok keyif aldım. Sadece sonucunda içimin biraz buruk kaldığını söylemeden geçemeyeceğim.
Peki sizin bu soruya cevabınız ne olurdu? Sizce gelecek daha iyi günler mi getirecek?
Kitapta köleliğin Farklı bir yüzünü görüyoruz. Bir çok Farklı karakterin gözüyle anlatılan köleliğin kimlik ve benlik arayışını anlatıyor kitap bize. Özgürlük kazanılmış olsa dahi zihinsel sınırları aşmanın mümkün olmadığını görüyoruz.
Sethe ve Denver’ın hayatı ile başlıyor kitap. Fakat bir gün Sevilen isimli bir kızın evlerinin kapısını çalmasıyla tamamen değişiyor. Bunun üstüne geçmişlerini yanında getiren Paul D.’nin de ortaya çıkmasıyla unutmak istedikleri, kaçtıkları her şeyle yüzleşmek zorunda kalıyorlar.
Kitaptaki zaman düz bir çizgi üzerinde ilerlemiyor. Hem karakterler arası geçişler hem de zamansal atlamalarla takip ediyoruz olayları. Ki olaylardan çok bu olayların karakterler üzerinde yarattığı etkileri görüyoruz. Zaman zaman olayla ilgili tüm detaylar verilmiyor. Bu nedenle parçaları birleştirmek okuyucuya kalıyor. Bence Toni Morrison’un anlatımıyla zor da olsa bunu başarıyoruz.
Toni Morrison Nobel ödülü almış ilk siyahi yazar. Bence hikayedeki ve anlatımındaki hüznün bizi alıp götürmesi kendi içinden parçaların kitapta yer almasından kaynaklanıyor.
Kesinlikle kitaplığınıza eklemeniz gereken bir kitap
SevilenToni Morrison · Sel Yayınevi · 20231,935 okunma