Jill'in ilişkilerindeki bağımlılığı, madde bağımlılığıyla benzerlik gösteriyordu. Her ilişkisinin başlarında "kafayı buluyor"; nihayet aşk, ilgi ve duygusal güven ihtiyacının karşılanabileceğine inanıp heyecan ve mutluluktan uçuyordu. Kendini iyi hissedebilmek için bu inançla karşısındaki erkeğe ve ilişkilerine daha da bağlı hale geliyordu. Sonra bir madde bağımlısının maddenin etkisi azaldıkça dozunu yükseltmesi gibi, Jill de ilişkisinden daha az tatmin duymaya, dolayısıyla ilişkiyi zorlamaya başlıyordu. Bir zamanlar ona kendini harika hissettiren ve gelecek vaat eden şeyi ayakta tutma çabasıyla erkeğe körü körüne bağlanıyor; daha fazla ilgi, güven ve sevgi ararken daha da azını buluyordu. Artan ihtiyaçları sebebiyle, durum ne kadar kötüleşirse ilişkiyi sonlandırması da o kadar zorlaşıyordu. Partnerini bir türlü terk edemiyordu.
Duygusal açıdan acı verici bir olay yaşayıp kendimizi bunun bizim hatamız olduğuna inandırdığımızda, aslında durumun kontrolümüz altında olduğuna inanıyoruz demektir: Biz değişirsek acı da son bulacaktır. Aşırı seven kadınların kendini suçlama mekanizmasının ardında sıklıkla bu dinamik görülür. Kendimizi suçlayarak, nerede hata yaptığımızı bulabileceğimiz, bunu düzeltebileceğimiz, böylece durumu kontrol edip acıyı durdurabileceğimiz umuduna tutunuruz.
Böyle sevdiğimizde(aşırı sevdiğimizde) aslında korku dolu oluruz; yalnızlık korkusu, sevilmeye ve değer verilmeye layık bulunmama korkusu, görmezden gelinme, terk edilme, mahvedilme korkusu.