Ferya Fertelli, Gülün Adı'ı inceledi.
1 saat önce · Beğendi · 10/10 puan

Umberto EcoGülün Adı

Umberto Eco,1932 yılında Milano’da doğmuş.Bologna Üniversitesi’nde öğretim üyesi,semiyolog,tarihçi,filozof,Ortaçağ uzmanı ve James Joyce üstüne derin araştırmalar yapmış çok yönlü bir bilim adamı.Gülün Adı yazarın ilk romanı.


Papa ve imparatorun atama yetkisi için savaştıkları bir dönemde yani 1327 tarihinde Yukarı İtalya’da bir manastırda yaşanan cinayetleri anlatıyor kitap.Adso adlı çömezin 18 yaşında tanık olduğu 80 yaşında yazdığı üstadı William’la çözdükleri cinayetleri anlatıyor.Yedi günde,yedi cinayetin günün belirlenen zaman diliminde meydana gelen olayları büyük bir ustalıkla sunuyor.Okuyucuyu Ortaçağın karanlık zihniyetine bir manastırın labirentlerinde” dolambaçlı labirent vardır;bunu geliştirirseniz elinizde bir tür ağaç bulursunuz,bir çok çıkmaz sokaklar,kökleri olan bir yapı.Çıkış tektir,ama yapılabilirsiniz.Kaybolmamak için bir Ariadne ipine gereksiniminiz vardır.Bu labirent sınama ve yanılma süreci.
Deleuze ve Guattari’nin Köksap dedikleri labirent vardır.Köksap öyle bir biçimde yapılmıştır ki her yol tüm öteki yollara bağlanabilir.Merkezi,çevresi,çıkışı yoktur.Çünkü potansiyel olarak sonsuzdur.Varsayım alanı,bir Köksap alanıdır.Benim kitaplığımın labirenti dolambaçlı Üstat William’ın Köksap’a göre kurulmuştur “ der Eco.Çünkü cinayet manastırda girilmesi yasak olan kütüphanede gizlidir.

Kitap çok katmanlı,bir polisiye roman okurken, Hristiyan dünyasının içinde buluyor okuyucu kendini.Tarikatların oluşması,birbiri arasındaki çekişmeler var.Bilimin ve dinin arasındaki çekişme.
Kitapta üstat William ve çömez Adso arasında geçen diyaloglar kitabın iskeletini oluşturuyor.Çömez soruyor William muhteşem bir zeka ve öngörüyle bilimsel,felsefik açıklamalarda bulunuyor.

Kitapta en çok dikkatimi çeken ve zaten tarikatların birbiri arasında çekiştikleri konulardan bir tanesi gülmek,ironi üzerine tartışmaydı.İsa’nın gülmemesi.Tüm manastırda arkasına düşülen sihirli bir kitap var.Kör rahip Josenin sakladığı Aristotelis’in Poetika’sının ikinci cildi.Bu kitap gülme üzerine bir ironi.
Gülmeyi bedenin güçsüzlüğü yozlaşması ve yavanlık olarak düşünüyorlar.Ve tüm tezlerinin karşılığında İsa gülmezdi sonucunu çıkarmaya çalışıyorlar.
Dikkatimi çeken bir diğer konusu ise İsa’nın yoksulluğu üzerineydi.Eğer İsa yoksulsa,kilisesinde yoksul olması gerekliliği.

Gülün Adı’nı okurken araştırma yapma ihtiyacı hissediyorsunuz çünkü ortaçağda yaşamış birçok filozof,din adamı ve bilim adamının adları geçiyor bunları araştırmadan okuma yapmak Eco’nun yarattığı dünyayı anlamada bir adım.Ayrıca bir çok Latince cümleler var ve sayfanın alt tarafında açıklamalarıyla birlikte verilmiş bu da okumada zaten 733 sayfacık olan kısmende olsa zorlaştırıyor.Ve en son da Umberto Eco’nun yazım aşamasına dair bir açıklaması var ki başlı başına bir kitap olabilirmiş.Ordaki yazılan kuramsal bilgiler cinayeti çözmekten de zordu.Bu arada kitabın oluşmasında etkilendiği yazarları da açıklamış.Çömez Adso yani kitabı anlatıp yazan “Doktor Faustus Thomss Man,Günün saatlere göre katı yapısından ötürü örnek Ulyess’ti,bir çok konuşmaların geçmesi gereken kayalık ve sanatoryumu andıran yerinden ötürü Büyülü Dağ” der yazar.

Kitabı okumamda ki en büyük etken çağdaş klasiklerin başyapıtı olmasının yanında okuduğum Aytunç Aldundal’ın Gül ve Haç Kardeşliği kitabında Gülün Adını’nı işaret etmesi oldu.Bu kitabı okurken Azize Angela kimmiş diye araştırırken,Tarkovsky’nin Antichrist adlı filmini izledim.Şimdi sıra bu kitabın filmini izlenmesinde.

Tekrardan toparlayacak olursam,Ortaçağda kilise hayatının sapkınlığına,yoldan çıkmış din anlayışına.Kilisenin tüm erklerin önüne geçme yarışına,bilimle din arasındaki çekişmeye,dinin kimlerin elinde hangi amaçlarla yozlaştırıldığına.Tinsel bir olgunun iyileştiri kutsallığının yerine,bağnazlaşıp insanın ruhunu nasıl karanlıklara götürdüğüne dair muhteşem bir baş yapıt okudum.




️Başlangıçta Söz vardı ve Söz Tanrı katındaydı ve Söz Tanrı’ydı.
️Zihni’mizin tasarladığı düzen tıpkı bir ağ ya da bir merdiven gibidir;bir şey elde etmek için yapılır.Ama sonra merdiveni bir yana atmak gerekir,onun yaralı olda bile anlamsız olduğunu anlarsın.
️Gülmenin insana özgü olduğu biz günahkarların sınırının bir belirtisidir.Ama bu kitaptan senin ki gibi ne çok yozlaşmış kafa gülmenin insanın anacı olduğunu öngören bir yasa çıkaracaktır!Gülmek bir köylüyü bir an için korkudan kurtarır.Ama yasa korku aracılığıyla kendini kabul ettirir;yasanın gerçek adı Tanrı Korkusudur.
️Bir düş bir kutsal yazıdır;bir çok kutsal yazıda düşlerden başka bir şey değildir.

Kalk Yerinden(Çocuklar Ağlamasın)
....
Sevmekle baslar yaşam 
Önce Yaradanı sever insan 
Bir böceği,bir çiçeği, 
Bir kediyi bile severken 
Kaliteli olsun yaşam 
İnsan kendine yaşamdan pay biçerse 
Yaşamda yerini doğru çizerse 
Sevmenin tadına varırmış. 
Dilde olmazmış sevmek, 
Yürekten gelirmiş 
Ataya,dosta,sevgiliye,kardeşe 
Yanında olurmuş en zor günlerinde 
Beklemezmiş gel yanıma desin diye 
Al elimi dermiş her seferinde 
El uzatılırmış muhtacım diyene

Komşunun aç kaldığı yerde 
Oruç tutsan helal olmazmış 
Namaza dursan beş vakit 
Camilere gitsen her Cuma da 
Oruçlu olsan onbir ayın sultanında 
Dile karışırsa helal olmayan heceler 
Nafile edersin duanı

Yol Rabbim in yoludur 
Göz Rabbim de 
Yürek atışı helal lokmadan geçermiş 
Yürek atışı helal sözden geçermiş 
Uzak yerlerde üşüyen çoçuklar potinsiz gezermiş 
Ağlarmşþ bir çocuk annesinin eteğinde 
Bir lokma ekmek için 
Dolaşırmış çöplüklerde, 
Taşı kaynatan nineyi anlatan hikayeyi 
Anımsarsa insanlık yeni baştan dogar

Kalk oturduğun yerden 
Yolun yol değil 
Karnın doyduysa 
Allah'ın yolunda sözün doğruysa 
Bugün o gündür 
Kalk oturduğun yerden 
Rabbim den af dile 
Zor gününde yanıbaşında 
Bir kırlanıç biterse, 
Al yanına beraber uçun doğrunun yolunda 
Çift uçar kırlangıçlar 
Seninle ağlayan çoçukların yurduna

Anam ağlar babam ağlar 
Dostlar yanıbaşımda çiçek açar 
Kardelen olurum,açarım gönüllerde yagarken kar 
Başka çiçek bilmem,gözyaşımı akıtmam yabana 
Umut olurum her yeni günde çiçeklerim yeniden açar 
Benim gönlümde güneş çocuklarla doğar 
Sakın unutmayın çocukları 
Kar geliyor kapatacak yolları 
Bir yudum ekmeğe bile öylesine muhtaçlarki 
Van da,Urfa da,Elazğ da 
Bir sokak ötede evinin yanıbaşında 
Ağlar annesinin omzunda bir çocuk 
Akarken çatıdan yağmur damlaları 
Gönlünü gönder,bir ufacık battaniyen yok mu 
Bırak boş işleri 
Kalk yerinden bir postalık para yeter

Ayların Sultanındayız 
Çocuklar aç kalmış, 
Ataları bir kalem bile alamamış 
Zor günde yaşam örnekleriyle dolmuş taşmış 
Paranı,pulunu vaktini iki lakırtıya harcarsın 
Oruç,namaz diye hayrırız 
Yapalım hepsini birden 
Elden öte kendimize 
Doğruları getirelim evrende 
Öğretelim önce kalbimize 
Af dileyelim yanlışlar için Rabbime

Kalk yerinden 
Bak karşý da bir çoçuk ağlıyor 
Mardin de,Hakkari de İstanbul un varoşlarında
El verin sussun çoçuklar 
Aç kalmasın insanlar. 
Ayların Sultanındayız 
Boşa geçirilen zamanda 
Namaz kılıp,oruç tutsan da 
Doğrudan şaştınsa 
Sık silahını yalana yada ruhuna 
Yolun açık doğru sözde 
Namusun doğru sözde 
Güzel kalpte 
Allah verir aman dileyenlere 
Af dile 
Gerisi nafile 
Rabbim duyar sesini...! ! ! 
Ona sığın. 
Unutma çok uzakta evladın gibi 
Bir çocuk ağlý yor akan çatının altında 
Ya ağlayan evladın olursa? 
Başka ana baba sana koşmaz da 
Sormaz mı evladın,neredeydin, 
Ey baba,ey ana? ? 
Lakırtılarla gün doldurdunsa

Bak o çocuk; 
Aç karnında zoraki oruçta 
Kalk yerinden 
Zaman geldi 
Haydi.. 
Uzat Elini... 
Kendine bekleme 
Sen uzat ki 
Uzansin sana eller 
Namını eller değil Rabbim duysun 
Namusunu eller değil Rabbim bilsin 
Şanını eller değil ağlayan çocuk yüceltsin 
Haydi ne duruyorsun? 
Dilden suya aksın doğrular 
Zor günde kucaklansın dostlar,çoçuklar 
Edilsin dualar

Kalk yerinden 
Ağlayan çoçuk susmalı 
Duyun Eller,Payeniz iki lakırtıya değil 
Çocuklara olmalı 
Bin veren Rabbim için 
Bir doğru yolu açmalı 
Çünkü bu ay ayların Sultarı 
Ramazan-ı Şerif.. 
Hoşgelmiş 
Doğdu yol için,doğru söz için 
Affeylemek 
Yardım elini uzatmak için 
Sizlere,bizlere birer dua almak için 
Çok uzaklardan gelmiş

Haydi kalk yerinden 
İki lafla peynir gemisi yürümez 
İki kelam Rabbim e gelmez 
İstersen 
Orucunu tut,namazını ki 
Ama önce 
Aç olanları doyur 
Yalanlarını kilitle Kaf Dağý na 
Gitmeli ağlayan çocukların ataların yurduna

Çocuklar ağlamasın! ! ! 
Bir tek gözyaşını silerek bile alalım birer dua. 
Hayredelim,hoşgeldin diyelim Ramazan a...

Velakin bunların hiç tüketmeyelim diğer aylarda da! ! !

Sevtap Sevim

Bir dağ yıkılmış içimizde ...
Ne çıkar ?
Bir çiçek büyütmüşüz,
Saksılara sığmaz...
Alıntı
🍂☘️🍂

Ahmet Leman, bir alıntı ekledi.
10 saat önce · Kitabı okuyor

Dudaklarımda çürükler vardı
Dağ çiçeklerinden ötürü
Irmaklara salardım kendimi
Ruhumda kaynar adımlarla gezinen dünya
Bana hain sevgilimdi

Erbain, İsmet Özel (Sayfa 102)Erbain, İsmet Özel (Sayfa 102)

Ağlıyor analar, ...... yarlar..
Düşüyor bir bir toprağa canlar.
Dağ konuşur, yol konuşur dil olur elbet
Savaşı icat eden görmesin cennet...

Fatih Karakuş, bir alıntı ekledi.
20 saat önce · Kitabı okuyor · Beğendi

Biz ney gibiyiz, bizdeki nağme senden. Biz dağ gibiyiz, bizdeki seda senden.

Mesnevi, Mevlana Celaleddin-i RumiMesnevi, Mevlana Celaleddin-i Rumi

"Yüzün diyorum bir bir bir bir
Yüzün diyorum iyi bir gün başlıyor
Çoktan durmuş gibi bir şeyler orda
Saatler durmuş, sesler durmuş, savaşlar durmuş
Ne geç kalma telaşı işçi duraklarında kadınların
Ne bir köpek havlaması sokaklarda
Ne de ölü bir çocuk sokulmuş fotoğraflara
Uyanmayı beklemiş sanki bir dağ yüzyıl boyunca
Boynunla saçların arasında"

Emet Denizci, Gazap Üzümleri'ni inceledi.
Dün 00:28 · Kitabı okudu · 23 günde · Beğendi · 10/10 puan

Yemyeşil, meyve bahçeleriyle dolu, dolgun ücretle çalışabileceğin bir yere göç etmek zorunda kalıyorsun... Kaliforniya'ya... Yerinden yurdundan koparılıp, sürekli bozulan bir kamyonetle dağ tepe aşıp, aç susuz kalıp aileni korumaya çalışarak hayatta kalma mücadelesi veriyorsun. Ne için? Çünkü toprağını evini elinden almışlar ve traktörlerle dümdüz yapacaklar oraları... Barınma imkanı yok. Kapitalizmin vurduğu darbeden mecburen kaçıp seni sömüren başka diyarlara, vaatlerle gidiyorlar. Veee hayaller hayatlar durumu... Çok ama çok etkileyici. Kesinlikle ama kesinlikle okunmalı...