• Evin sessizliğinde durdu, öylece bekledi. Uzaklardan işittiği öğle ezanının nağmeleri gözlerini doldurdu. Kendini sıktı, ağlamayacaktı! "Kederi dağıtmak için ille de ya bir şarkı ya bir öykü gerek," derdi Pervin Hanım. Tufan o öğle vakti sevgili arkadaşını, yine onun billur sesinden öğrendiği şarkılarla uğurladı.
    Mine Soysal
    Sayfa 92 - Günışığı kitaplığı
  • Biraz kafamı dağıtmak için küçük bir maceraya ihtiyacım vardı o yüzden kitaplığımdan bu kitabı seçmiştim. Kitabı bitirdikten sonra derinlemesine bir anlam içerip içermediğini düşündüm ama bir şey çıkmadı benden sonra biraz kitapla ilgili yazılara baktığımda Hemingway'in “Kitapta sembolizme ilişkin hiçbir şey yok. Deniz bildiğimiz deniz, yaşlı adam da yaşlı adam. Kitaptaki köpekbalıkları, denizdekilerden daha iyi veya daha kötü değiller. İnsanların kitapta buldukları sembolizm örnekleriyse zırvadan ibaret.” cümlesi görünce içim rahatladı. Okuduğunuz diğer kitapların yanında bile okunacak güzel bir kitap.
  • Eğlenceli, komik bir o kadarda düşündürücü
    espriler bazen abartılmış olsa da güzeldi
    kafa dağıtmak ve hem kitap okuyayım hem eğleneyim diyorsanız okuyun derim.
  • Washington D. C. de yaşayan haber muhabiri Jillihan Chambord, tam da hayatının haberini yapmaya hazırlandığı sırada aniden kardeşinin kaçırıldığının bilgisini alır.
    Üzerinde çalıştığı haberi tüm hayatını etkileyen senatörün de çöküşüne neden olacak geçmişin kirli izlerini bir nebze olsun düzeltmeye yok açacaktı.
    Ne var ki kardeşinin kurtarmak için herşeyi geri de bırakak çıktığı tren yolculuğunda geçmiş bir zamana doğru yol almıştır .75 yıl evvel kardeşi (ikizi) ile aynı kaderi yaşayan başka bir kadının da hayatını kurtarmak zorunda olduğunu fark eder..Başının ne derece derde soktuğunun fark etmemiştir bile
    Hikayenin bundan sonraki kısmı açıkça okunma hevesini azaltabilir diye kısa kesiyorum..280 sf. Kafayı dağıtmak için birebir. 1 günde bitti. Trajik, aile içi ilişkiler, entrikalar, kadınların mevki ve itibar hırsları, aşk ve macera öğeleri ile dolu... yani okurun ilgisini çekecek ne varsa hepsinden bir tutam.. Paris istikametinde doğu ekspresi yolculuğunun ilk kısmı okunmaya değer.. Kitap ile kalın dostlar
  • Romantik ve aşk kokan kitapları seviyorum. Bu kitap ta aynen böyle idi. Aşkı arayan iki kalp. Bir anlaşma ve oyun ama oyun gerçeğe dönüşünce değişen hayatlar ve duygular. Kafa dağıtmak için okunabilecek kısa ve etkileyici bir kitaptı. İyi okumalar.
  • “Yalnızlığı konuştuk. Kadınları, erkekleri.
    Kişi ne yaparsa yapsın, nerede olursa olsun, nasıl yaşarsa yaşasın, hep yalnız olduğunu söyledi.
    İnsanoğlunun estetik duygusundan yoksun olduğunu ve birbirine çok kaba davrandığını, bu durumun da hayatı anlamsız hale getirdiğini söyledi.
    Tüm bunları konuşurken Beethoven hep eşlik etti.
    Sonra Çaykovski.
    Bir sürü heykeltıraş, ressam, romancı ve şairden söz etti.
    Birçoklarının derin mi derin yalnızlığından.
    Çoğunun o korkunç yalnızlığını dağıtmak için sanata sarıldığını, sanatta derinleştikçe de yalnızlıklarının büyüdüğünü söyledi. Sonra büyüyen yalnızlıklarının getirdiği yıkımlar, ölümler, intiharlar...
    Yalnızlığın önü tutulamıyormuş. Öyle dedi.”
  • böyle bir şey yokmuş gibi niye davranalım ki? Bana karşı yakınlık duyuyorsun ve ben de sana karşı yakınlık duyuyorum. Seninle bütün gün sevişmek istiyorum. Kulağına nasıl geliyor?"

    Alt dudağımı ısırdım ve dilimin ucunda olan tüm o soruları sormaktan kaçtım. Peki, benden bıktığında ne olacaktı? Ya da ben artık istemezsem? Tam o anda Alexander biraz daha aşağı eğildi, öyle ki Alexander'ın penisi vajinama dokundu bunu yaparak bütün şüphelerimi dağıtmak istercesine. Bir milyon sebep vardı, bütün bu olanı biteni şimdi ve burada bitirmek için. Ancak hiçbiri içimden akıp geçen arzu kadar çekici değildi.

    konuşmamıza bir son hazırladı, bunu beni öperek ve dudaklarını ağzımdan çekmeden yumuşak bir şekilde bacaklarımı açmaya çalışarak yaptı. Bacaklarımı açtım. Temkinli bir şekilde, ileriye gitmeden penisiyle kabaran etime sürtündü. Gırtlağımdan bir ses geldi beni sözlerini tutma vadiyle kandırdığında. Dili ağzımın içinde daha derinlerine indi, bunu yaptığında yeniden inledim. Sadece kısa bir hamle ve içimde olacaktı ve o tatlı eziyete bir son verecekti fakat acele etmiyordu. tekrar, tekrar kalçalarımı okşadı, atan klitorisime penisiyle sürtündü nihayet ucunu içime sokmadan önce.

    "Seni hissetmek istiyorum," diye fısıldadım. başını kaldırdı ve gözlerimin içine baktı. İçime girmeye çok yavaşça devam etti bende açgözlü gibi karşısında kemer gibi kabarırken bakışını benden almadı. Göğüs uçlarım onun tişörtünün ince pamuk kumaşını sıyırıp geçerken dikildiler. tek elini belimin altına kaydırdı ve her bir itiş ile beni kendisine çekti ve özlemle beklediğime yakınlaştırdı. Tüm bunlar olurken bana neredeyse gözlerimin içine kışkırtıcı bir şekilde baktı ve ben gözlerimi ondan alamadım, hatta heyecanım artmaya devam ettiğinde bile ve bedenim adeta bir yay gibi gerildiğinde bile.

    "Adımı söyle!" diye emretti

    "Alexander," diye çıktı içimden gerginlik kaslarımı etkilediğinde.

    "Birdaha!" diyerek talep etti iki elini de kalçalarıma koydu ve sert, ritmik itişlerle derinlemesine içime daldı. "Alexander!" diye çığlık attım, orgazm beni sarıp sürüklediğinde buna rağmen hâlâ gözlerinin derinlerine baktım. içimde hareket etmeye devam etti, sert ve hızlı, kendi doruk noktasına doğru ilerliyordu. geldiğinde, elleri kalçalarımdaydı hâlâ ve bakışı bana sabitleşmişti. kontrolü elinde tutuyordu ve bu arada onun her itişiyle benimkinin de gitgide azaldığını hissettim. kollarını sardı bana ve kendini yatağın üstüne bıraktı. Baygın gibi kollarının arasında yatıyordum ve deli gibi atan kalp atışlarımı sakinleştirmeye çalıştım.