Damla Şahin, bir alıntı ekledi.
1 saat önce · Kitabı okuyor

"İnsanlar arasında bilgeler delilikleriyle,yoksullar da varlıklarıyla bir daha sevininceye dek vermek,dağıtmak isterim."

Böyle Buyurdu Zerdüşt, Friedrich NietzscheBöyle Buyurdu Zerdüşt, Friedrich Nietzsche

Çocuklarınızın eğitilmesini istemiyorlar. Çok fazla düşünmenizi istemiyorlar. Bu yüzden ülkemiz ve tüm dünya gün geçtikçe eğlenceyle, medyayla, televizyon programlarıyla, lunaparklarla, uyuşturucuyla, alkolle ve aktivitelerin her çeşidiyle dolu hale geldi, insanların zihnini meşgul tutmak için. Yani çok fazla düşünmeniz, önemli insanların işine gelmiyor. Uyanmanız ve anlamanız gerek ki, hayatınızı yönlendiren insanlar var ve siz bunun farkında bile değilsiniz. Perdenin arkasındaki adamların istediği en son şey, bilinçlenmiş ve düşünme yetisine sahip bir toplum. Bu yüzden sürekli olarak düzmece bir yaşam, din, medya ve eğitim yoluyla bizlere sunuluyor. İlginizi dağıtmak ve sizi her şeyden habersiz bırakmak istiyorlar. Ve gerçekten de bu işi iyi yapıyorlar.

Jordan Maxwell

Derya (Bahir) DENİZ, bir alıntı ekledi.
22 saat önce · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Bulutları dağıtmak, güneşi avuçlamak, çocuklarla tepelerde koşmak, ağaçları rüzgarı, güneşi, yağmuru, insanları onlarla birlikte yaşamak istiyorum.

Çocukluğun Soğuk Geceleri, Tezer Özlü (Sayfa 22 - Yapı Kredi Yayınları)Çocukluğun Soğuk Geceleri, Tezer Özlü (Sayfa 22 - Yapı Kredi Yayınları)
DUA, Sevda Şiirleri - Zeytin Ağacı'ı inceledi.
 19 May 23:31 · Kitabı okudu · 6 günde · 10/10 puan

Yine bir Ahmet Erhan yine bir ben.

"Ve şimdi gece, iki kişilik bu yalnızlık bize artık yeter de artar bile"

Ahmet Erhan'a iki özür borcum var. Senelerdir bıkmadan usanmadan dinlediğim oğul şarkısı ve de Gülşiir'in şarkısını Teoman diye benimseyip geçmişim. Biraz araştırmacı ruhum olsaydı Ahmet Erhan'la seneler önce tanışır ona bu kadar geç kalmamış olurdum. Onu tanımadan sevmişim demek. Sözler bir oğul’un anneye sözleriydi ki ben bir oğul bile değildim ama en çok dinlediğim şarkısıydı. Kan çekiyor dedikleri böyle bir şey sanırım.

Yazmadığım ne bıraktım Ahmet Erhan'a dair bilmiyorum ama ben yine yazarım sayfalarca hele bir de zamanlardan geceyse.

Bu kez farklı bir tarz kullanmış şiirlerde. Bir adam sevdaya kapılmıştı ve bu sevda kalpleri her şiirde bin parçaya bölebilme gücüne sahip olan, aşkla dağlayıp inim inim inletip en derin ücralara acılar salan bir sevdaydı.
Ahmet Erhan'ın sevdasıydı bu.
Yüzü suya dönüşen kadınına olan sevdası. Yaşama ilişkin umutlar arayan bir sevda. Yitik bir ülkeyi korur gibi seven bir adam ve bir deniz kızı vardı.

‘’Ve şimdi gece, soluğumu verdim içime’’ Şairin kalbini seyretmeye koyuldum. Sanki zifiri karanlıkta bir deniz kenarı gibiydi. Dalgaların taşlara vuruşundaki fısıltıları duyuluyordu sadece ayaz bir havada. Uzandım o yürekteki acının ateşini almak istedim. Yakmıştı ellerimi ve küllenmiyordu yalnız bir adamın umutsuz aşkı. Sevda buydu işte tıpkı gülşiir'de anlattığı gibiydi.

Ve gülşiir, gülsün şiir, gülüm şiir
Adına gül demişti oysa, oysa şiir hiç gülmemişti. Güldürmeyip ağlatan şiirdi. Aklımın almadığı bir yerlerde var olmayan birileri olmasa bile varmış gibi hissettirdi. Hem seviyor hem nefret ediyordum işte. Benim yıllardır yaşadığım duyguydu bu. Sanırım Ahmet Erhanı çekici kılan işte bu dizelerdi.

Dünyanın ölümünü görüyordum şiirin dizelerinde. Karanlık bir bozkırda ışıklar içinde akan bir tren kadar yalnızdık ve bu yalnızlık yetiyor artıyordu bile. Acı çekiyorduk. Yaşımız acıların yaşıydı. Acı neydi; bir beşikle, bir darağacının aynı ağaçtan yapılması değil miydi acı? Bir yaşamın doğuşu ve bir zoraki ölüm. Acı her yeri sarmıştı. Her aşktan böyle bir şiir kalır mıydı hepimize? Çarpar mıydı soluğumuz bir aşkın yıkık duvarlarına, eser miydi rüzgar sevdanın hüznünü dağıtmak istercesine.

Ve bir baba için

Ben baba acısı bilmem ama babamın acısını bilirim. Taşırım hüznünü. Her baba deyişimde gariplenirdi. Evet konuşurduk babamla iki bilge gibi. Karşılıklı bakışarak. Bazı şeyleri kavrayamasam da dinlerdim.
Nedir baba demek eksiği nasıl bu kadar hissedilir diye sordum.

Erkekler aslında çok güçsüzdür kızım. Tek güçlerini arkalarında dağ gibi hissettikleri babalarından alırlar. Babalarına güvendikleri için güçlü hissederler kendilerini demişti. Tıpkı Ahmet Erhan'ın dediği gibiydi işte "tökezlersem kaldır beni baba." Ve günden sonra babasız çocuklara baba olmak isterim. İmkansız olsa da.

Son olarak oğul.
Dünya sandığım bahçenin ayrık otları ve dikenlere büründüğünü gösteren şiir.

Yine abarttım değil mi? Siz okumayın Ahmet Erhan şiirine özel bir ruh vermek gerek. Veremeyen bilemez.

A.C.Z
Bir şey söylemedi. Ben de nasıl devam edeceğimi bilemedim . . .
Birbirimizle içimizden konuştuk.
Ben onunla içimden konuşuyordum.
Birbirimize bakmadan denize baktık. İstanbul'du. "Sensin" dedim. 
Değişiklik olsun, kendimizden çıkalım, başka bir kişiliği deneyerek o feci konuşamamayı dağıtmak için. 

Bir şey söylemedi. Ben de nasıl devam edeceğimi bilemedim . .

Yaşamak 

Gülcan Bülbül, Şeytanın Çırağı'ı inceledi.
18 May 03:25 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Uzun zamandır okuoku kampanyasında alıp almamak konusunda kararsız kaldığım bir kitaptı. İyi ki de almışım. Beklentilerinin üzerinde bir kurguyla karşılaştım. Yazarı bu hikaye de dahil pek çok kez ödül almış..
.
Jake, Cinayet masasında dedektiftir. Aylardır peşinde koşturdukları bir cinayet davası üzerine çalışmaktadır. Üzerinde fazlasıyla baskı hissetmektedir. Aynı katilin yeni bir cinayetinde kafasını dağıtmak için müdavimi olduğu bara gider. Ve tesadüf eseri silahlı soyguncularla karşılaşıp onları öldürür. Sonrasında işinden istifa eder. Genetik bilimler ile ilgili bir şirketten ansızın bir teklif gelir. Teklif ise güvenlik müdürü olmasıdır. Ama hiç beklemedi şeyler gerçekleşir. Akıl almaz deneyler ve klonlanıp genetiği ile oynanmış iğrenç yaratıklarla karşılaşır. Bu şirkete öfkeli sadece örgütler değildir. İşin içine ilk cinayeti işleyen kadim varlıklar Habil ve Kabil de girmiştir. Acaba Jake ne yapacak?
.
Polisiye, biraz korku ve fantastik karışımı iyi bir kurguydu. Her şey dozundaydı. Seri mi, bilmiyorum. Umarım seridir çünkü bana bitti gibi gelmedi.

Necati karapinar, bir alıntı ekledi.
 17 May 17:04 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Korkuyu dağıtmak ve yaratıcılığı canlandırmak için küçük sorular sormak.
Yeni beceriler ve alışkanlıklar geliştirmek için küçük düşünceler üretmek.
Başarıyı garantileyen küçük eylemlerde bulunmak.
Bunaltıcı bir krize karşı karşıya olduğunuzda bile küçük Sorunları çözmek.
En iyi sonuçları almak için kendinize ve başkalarına küçük ödüller sunmak.
Başkalarının görmezden geldi küçük fakat hayati derecede önemli anların farkında olmak.

Kaizen Yolu, Robert Maurer (Sayfa 25 - Klan)Kaizen Yolu, Robert Maurer (Sayfa 25 - Klan)
Sonbahar Yaprağı, bir alıntı ekledi.
 16 May 13:33 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

Gel ey, konuşurken dudaklarına tebessümler karışan!..
Gel ey, yüzüne üzgünlerin üzüntüsünü dağıtmak yaraşan!..
Gel ey, ateş-i aşkına yanmak için aşıkları birbiriyle yarışan!..

Gül Şiirleri, İskender PalaGül Şiirleri, İskender Pala