Dağlım. Ruh yakınlığımız olmayan insanlarla yaptığımız konuşmalarda, iyi niyetle, samimiyetle, dağı gösteririz, bu da önemlidir elbette. Ancak, ruh yakınlığımız olan insanlarla durumumuz farklıdır. İşte bu özel insanlarla, dağa doğru yürür, birbirimizi dağ sayar, insanın insana nimet olduğunu düşünür, uzak, yakın bu insanlara dua ederiz. Ruh yakınlığımız daim olsun dilerim. Allah esirgeyen ve bağışlayandır!
Dağlım. Ölüm kapı komşumuz. Sözler eksik, kelimeler kifayetsiz. Yine de söylemek istiyor insan. Seni sevdim, bu dünyaya ait en güzel hatıram da budur.
İşte böyle Dağlım, eskiden ikimizin yaşamında bulunmayan bir şey yaşamımıza girmişti. Bunun adı neydi, kim ne söylüyordu, bunu da hiç konuşmadık. Aramızdaki şeyin büyüklüğünü hiçbir sözcüğün anlatamayacağını biliyorduk.
Ah! Aşkın giderilemez bir susuzluk olduğunu, konuşmanın da aşkın en büyük düşmanı olduğunu nasıl anlatabilirim Dağlım. Anlatamam. Daha önce de söylemiştim: Gerek sözlerimiz ve gerekse yazdıklarımız dağı gösterir; dağın kendisi değildir.
Sabah. “Bulutların arasından yeni yeni kendini göstermeye başlayan şafağın gülpembeliğiyle” özlüyorum seni. Sen ki yüzümün aydınlığı, gönlümün muskası! Yaşadığım bütün sabahları seninle karşılamak; gecenin ardından gündüzü, karanlığın ardından aydınlığı var eden Rabbimiz beraberce dua etmek isterdim. Şimdi sardunya ve menekşelerime su verirken, birbirimize ne kadar da çok benzediğimizi düşünüyorum. Uzağım, yakınım, Dağlım. Son okuduğum tarihi romanda “Inhobbok…” diye bir kelime vardı. Maltaca seni seviyorum demekmiş. Biliyorsun, ben seni bütün yollarda ve şehirlerde sevdiğim gibi bütün dile gelen dillerde ve dile gelmeyen duygularla da seviyorum Dağlım. Inhobbok! Allah esirgeyen ve bağışlayandır!
Geçenlerde yaşlı bir insandan duydum: “Olanın zararı olmaz!” Bu cümleyi de gönlüne yaz ve unutma iki gözüm. Sevgiden başlayarak merhamet, adalet, şefkat ve vicdanı olmayan insanların çevrelerine ne denli zarar verdiklerini, yürümekten ziyade oturdukları yerde büyük cümlelerle konuşup ahkâm kestiklerini, “yokluklarından” gelen kompleksle nasıl da bozguncu olduklarını göreceksin. Gönlü gani fakirlere kurban olsunlar, sen sen ol, “fakirlerden” uzak dur Dağlım.