ESMA ÖZTÜRK, Butimar'ı inceledi.
20 dk. · Kitabı okuyor · Beğendi · 10/10 puan

Kitabı bitirince ufak bir mide bulantısı baş gösterdi. Bulantımın geçmesi için hiçbir şey yapmadım, şükür ki sadece mide bulantısıyla çıkabilmiştim kuyudan. Kendimi daha yalnız hissettim. Yusuf'un Behzad'sız kaldığında, Behzad'ın da Yusuf'suz kaldığında hissettiği gibi. Ben daha çok yalnızdım, hem Yusuf'suz, hem de Behzad'sız kalmıştım...

[*Üstüne perde çekilmiş bir spoiler içerebilir. Zaten bundan sonra söylediklerimi de anlarsa Yusuf'un tabiriyle 'Sevgili okuyucu' anlar...*]

Yusuf da yalnızlığının peşinden kör gözleriyle gidip, kuyuya düştüğünde çıkacağından umutluydum. Ne de olsa adı Yusuf'tu. Ama Yusuf, bir yılana dönüşmeye başlamıştı. Bunun gizemiyle hikayeye daha da sarıldım, içine adımladım.
Yılına dönüşmesindeki amaç, ana karnından itibaren düştüğünü sandığı kuyudan çıkmaktı. Ama yılan olmak ona elle tutulur derecede hissettiğim bir haz vermeye başladı...  Kurtuluş sandı, dönüşümünün peşini bırakmadı, bırakamadı. Sıradan bir yılan değildi o, Yusuf'un kuyusundaki yılandı. Butimar'ın yanına gitmek için çıktı kuyudan ilk önce, kardeşi Behzad yardım etmisti çıkmasına... Butimar'ı bulunca kuyunun etrafinda bile dolaşmaz sanmıştı.
Yusuf; o parlak, elif gözleriyle, pullu bedeniyle, çatallı diliyle nasıl yaptı bilmiyorum ama aşık etti Butimar'ı kendisine. Az kalsın ben de Butimar gibi Yusuf'un güzelliğine kanıp aşık olacaktım ona. Ne de olsa iki dilli sayılırdı. Biri Butimar için olsa, biri de benim için olmaz mıydı? Neyse. Ben aldım Yusuf'tan selamımı... Hem de cümlesinde 'sevgili' kelimesi geçiyordu.
Bilmiyorum, belki de bende aşık olmuştum ki, Butimar'la Yusuf'un peşine takılıp kuyuya düştüm. Yusuf, Butimar'ı sürüklerken ben de heybesindeki simya kitabının, bazen de kırmızı kaplı defterin içinde dolanıyordum. Belki de ben, kitaplara sığındığımdan kuyuya düşerken çok yara almadım. Çünkü düşerken, Butimar geçmişinden olmuştu, Yusuf'sa geleceğinden.
Sonra Yusuf geleceği için Butimar'ı soktu. Behzad'ı bekledim, belki gelir bizi kurtarır diye, ama Behzad kendini bulmanın yorgunluğuyla gelemezdi ki... Yusuf daha da yılanlaştı, artık tek başina kuyudan çıkabiliyordu. En azından öyle görünüyordu. O, heybesini alıp kuyudan çıkarken ben kuyuda kaldim. Yusuf'un aşkı Butimar için... Yusuf'un soktugu yerleri emdim. Ama zaten o Yusuf'un zehrine bile aşıktı. Öyle ya, soktuğu yerden kan bile akmadı.
Aradan ihanet acısı gibi acı dağıtan bir zaman geçti. Meger Yusuf, oradan buradan topladıklarıyla Butimar'ın aşık olmadığı, daha kuvvetli bir zehir yapmış, dönmüştü. Ama bunu bir ben biliyordum. Gerçi sonradan Butimar'da ögrendi. Yusuf'a selam verdim, duymadi. Butimar selam verdi, duydu. Ama almadı, içinde yer yoktu.
Butimar'ın kanı onun icin aşktı. Aşkına kavusmak icin hazırladığı zehirden icip Butimar'ı soktu.
Kan aktı, Yusuf aşkından kör olmustu, göremedi. Butimar dayanamadi. Ben dayandim.
Yusuf da dayanamadi.
Yusuf, Yusuf oldu. Ama cok gecikti. Simdi gercek bir kuyuya düştü. Karlı bir mezar gibiydi. Ben ağitlar yaktım. Behzad geldi. Geldi degil mi? Her seyi temizlemeye geldi. Sadece temizlemeye... Keske bizi kuyudan kurtarabilseydi...

recep yigit, Maskülen'i inceledi.
56 dk. · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

Maskülen kavramı sadece Jung' un insan ruhu hakkındaki devrimci teorileri için değil kişiliğin gelişimi için de dikkate değerdir. Kişisel ve klinik tecrübelerinin ürünü olan eşsiz perspektifi sayesinde Jung , erilliğe dair anlayışımız konusunda uzun yıllar daha psikanalistlerin zihnini meşgul edecek sorunları ortaya atmıştır.

Ne Kitapsız Ne Kedisiz, Olağanüstü Bir Gece'yi inceledi.
1 saat önce · Kitabı okudu · 1 günde · Puan vermedi

Kitabı bir gece vakti okuyup bitirmem de benim için kitaba ayrı bir anlam kazandırdı.

Kitabın konusuna gelirsek...
Canlıların kendini yavaş yavaş uykuya bıraktığı gece, bir adamın ruhunda uyanışa neden olacaktır.
Böyle bir gece, ancak "Olağanüstü Bir Gece" olabilir.


Birçoğumuz, yığınlar içerisinde yaşayıp gidiyoruz.
Hep bir yaşam telaşesi içinde, hissetmeden, düşünmeden yaşıyoruz.
Peki, bu gerçekten yaşam denen şeyin kendisi mi? Yoksa bir yanılsamadan mı ibaret?
Varoluşunuzu sorgulamanıza neden olacak bir kitap daha...


Bir adamın kendini keşfine eşlik etmeye var mısınız?
Eğer yanıtınız olumlu ise, bu kitabı mutlaka okuyun.


Kadim dostlarımız olan kitaplarla kalın. :)

Fatma Ceren Soylu, İslam'ı inceledi.
1 saat önce · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Böyle kaliteli insanların böyle önemli konuları böyle sadelikle yazmış olmaları bizim için büyük şans.. Sadece düşünmek sadece kendi içinde sorgulamak, bir şeylerin ters gittiğini fark etmek ama hiçbir şey yapmamak sizi sadece yorar. Harekete geçmek gerek.. Eee bu işler meydanlarda bağırmakla sokağa dökülmekle felan olmayacağına göre... Eğer sizde bir şeylerin yanlış gittiğinin farkındaysanız ve bu durumu değiştirmek istiyorsanız, hatta içinizde kalabalıklarda durup 'laaaaan yeterrğğ' diye bağırma istekleri felanneyim varsa gelin önce kendinizden başlayın. Önce kendinizde yanlış giden şeyleri düzeltin ve ilk olarak inanmaya değer şeyin hangisi olduğunu arayın. Burda verebileceğim tavsiye kitaplardır. Filmlerden videolardan daha çok kitaplar. En çok kitaplar. Hani hep sorguluyoruz ya dini, sistemi, devleti, kişileri bilmemneyleri işte bunu tek yapan biz değiliz. Birileri de sormuş ve bulduğu cevapları yazmışlar. Bizde harekete geçip okursak hem kendimize hem kainata büyük iyilik yapmış oluruz..

"Bana Allah'ın varlığı için sebep soranlara diyorum: ben, var olduğumu her farkedişte(çünkü insan kendi varlığını bile hep hatırda tutamıyor, öylesine unutkan bir varlıktır) Allah'ı kendimden önce ve kendimden çok buluyorum. Varlığımdan şüpheye düştüğüm anlarımda da, silkinip <varım, diyorum, çünkü Allah var>. Allah var, öyleyse varım. Benim varlığımın sebebi, benim varlığımı bir saçma olmaktan çıkaracak haber, Allah'ın var olduğu haberi. Kendi varlığı meselesini daha çözememiş bir varlığın(insanın), inkâra hakkı yoktur."

Mâsiva, bir alıntı ekledi.
1 saat önce · Kitabı okuyor

Halbuki benim hatıra dediğim şeylerin bir, iki gün evvel çektirilmiş bir dişin yeri gibi daha sızısı tamamıyla geçmedi. Başlanmış birçok işlerim vardı. Hepsi olduğu yerde duruyor. Okumayı tasarladığım, hatta alıp kütüphaneme koyduğum kitaplar vardı, hâlâ bekliyor. O halde ben, bu kırk seneyi ne yaptım, nasıl rüzgâra savurdum?

Gökyüzü, Reşat Nuri GüntekinGökyüzü, Reşat Nuri Güntekin
Mazoyan, bir alıntı ekledi.
1 saat önce · Kitabı okudu · Puan vermedi

Medetsiz
Bir dağ doruğunun adıydı bu:
Medetsiz.
Oraya varıp, dünyaya oradan bakmak istemişti.

Dağcı değildi
Medetsiz Tepesi'ne varıp varmadığını da bilmiyoruz.
Çünkü yola koyulduktan sonra onu, bir kez daha gören olmadı.

Leş, Ferit Edgü (Sayfa 31 - Sel Yayıncılık)Leş, Ferit Edgü (Sayfa 31 - Sel Yayıncılık)
Mathemazel, bir alıntı ekledi.
1 saat önce · Kitabı okuyor

Bedeninin dilini anlamaya başlayan kişi, yaşam biçimiyle ilgili
       daha yerinde kararlar verebilecek duruma gelir.

Yeniden İnsan İnsana, Doğan Cüceloğlu (Epub)Yeniden İnsan İnsana, Doğan Cüceloğlu (Epub)