• Sena Ormanlı
    Sena Ormanlı Karantina: Mahşerin Dört Atlısının Hikayesi — İkinci Perde'yi inceledi.
    352 syf.
    ·2 günde·7/10
    İkinci perde,birinci perdeye göre daha güzeldi.Spoiler yemek istemiyorsanız bu yoruma bakmayın.

    Onur'un sürekli herşey için kendini suçlamasından çok sıkıldım.Ender'in katil olmasının sebebi annesi ve kendisi bunu anlayabiliyorum ama Onur yapma kardeşim.Adamın kafası yerinde değil ki katil birinden ne beklersin?Senin ne suçun var üzümlü kekim?Neyse Ender'in sonunda öğrendiğimiz diğer delirmiş kardeşi Zeynep'i vurmuş.Kitapta beni rahatsız eden tek şey zaman.Zaman ya hemen geçiyor biz anlamıyoruz ya da yavaş geçiyor 2 günlük olay bize bütün kitapta anlatılıyor.Onun dışında hiçbir kötü şey yok.Yetişkin içerik olduğunu pek düşünmüyorum şu an için.Ama diğer kitaplarını bilmiyorum okudukça yazarım.Kitabın sonuna doğru Onur'un gerçek babası geliyor.Adam kıyamet bitiyor ondan sonra geliyor bu nasıl iş anlayamadım.Zeynep her zaman ki gibi Onurcuğumun yolunu beklerken ıstırap çekiyor.Acı çekiyor yani neden bu kelimeyi kullandım bilemiyorum.asddhhdh neyse demem o ki yine mutlu son olamadı Zeynep ve Onur arasında.Bakalım diğer kitaplarını okuyacağım bilemiyorum.7 puan vermemin sebebi zaman ve mutsuz son olmasıydı.Ben mutsuz sonları pek sevmemde.Eğer daha detaylı kitap yorumlarımı merak ediyorsanız instagram hesabım birkitapbirkahve3 tıklayabilirsiniz.Iyi okumalar diliyorum...
  • 480 syf.
    ·Beğendi·7/10
    Herkese İyi Günler Kitap Dostlarım Bugün kalemiyle ikinci kez tanıştığım Filiz Puluç'un Ateş kitabıyla sizlerleyim.. Yorumunu yapıcam yeeeaayyy.. Bu kitabı uzun zamandır merak ediyordum ve içimde hep bi okuma isteği oluşturuyordu. Sonunda paramı biriktirip, kitabı alıp okuma şansını elde ettim. Bu yüzden mutluyum. Konusu gerçekten çok güzeldi. Yazarın duyguları okuyucuya aktarması ise çok başarılıydı. Demem o ki sade ve akıcı anlatımıyla su gibi akıp giden sayfalar sizleri bekliyor. Arya anne ve babasını 9 yaşındayken evlerinde çıkan bir yangın sonucunda kaybetmiştir. Babası kızını yangının olduğu yerden dışarı çıkartabilmiş ancak eşiyle birlikte yangından kurtulamamıştır. Bu olayın Arya'yı ne şekilde etkilediğini siz düşünün. Kitabı okurken Arya'nın yaşadıklarına çok ama çookkk üzüldüm. Ve Ulaş'ın Arya' yı sahiplenmesi okunmaya değerdi. Arya'nın görünürde hiçbir akrabası olmadığından yetimhanede kalır. Arya 17 yaşına geldiğinde yetimhaneden ayrılır ve olaylar başlar. Filiz'den okuduğum Veliaht kitabı gibi bunun da eğlenceli olacağını düşünmüştüm. Ama yazar çok daha iyi bir konu işlemiş. Yazarcığım tebrik ediyorum seni başarılarının devamını dilerim.. Siz sevgili okurlara da bol kitaplı günler diliyorum :)
  • Sevgili E.
    Elalem ne der diye düşünmekten sıkıldığım bir an da, yani demem o ki kalbim kafamla dövüşmeye başladığında, bazı hücrelerim de olduğu gibi hissiyatlarımın da öldüğünü farkettim.
    Çığlık atmak ölen hücreleri ani bir şokla hayata döndürüyor diye bir yerde okumuştum, gerçek mi, değil mi bilmiyorum ama ben insancıl olarak bastırdığım duygularımı ani şekilde boşaltmak ve hayata geri döndürmek istiyorum...
    Ve hiçbir şeyi umursamadan şöyle haykırmak istiyorum;
    "Merhaba benden nefret edenler, lanet olsun hepiniz benden daha delisiniz."
  • Haddim olmayarak tavsiyelerim olacak sizlere kardeşlerim:

    1- Ne olursa olsun Allah Teâlâ'nın farzlarına ve Hz. Peygamber' in (s.a.v) sünnetine sımsıkı sarılın...

    2- Kur'an-ı Kerim'i anlamasanızda okuyun. O ki umulurda Hidayet nasip eder...

    3- Çok tövbe-i istiğfar edin, zikir çekin...

    4- Allah Teâlâ'nın veli kullarının nasihatlerini kalbinize nakşedin...

    5- Şartlar ne olursa olsun bir tarafınız korku bir tarafınız ümit olsun...

    6- Teheccüd'e devam etmekte sebat gösterin...

    7- Birbirinizi Allah için sevin...

    8- Elinizdekini paylaşın. Sadaka verin, zekat verin. En güzelide Peygamber ahlakı olan
    İsâr sahibi olun.

    9- Filistin, Suriye, Somali, Çeçenistan, Myanmar, Doğu Türkistan ve tüm ümmet-i Muhammed'in derdini derdiniz bilin... Bilin ki ebabiller bizi taşlamasın...

    10- Okuyun lakin sadece diploma sahibi olmak için değil.Hakkı haykırmak için. Sahabileşmek için sahabi bir nesil yetiştirmek için...

    11- Evlilik çağına gelmiş olanlarınız evlensin. Maddi durumu olmayanlara yardım ediniz. Eğer ki evlenecek durumunuz da yoksa iffetinizi koruyun. ( sen niye evlenmedin demeyin. Nasip olmadı. Ama elhamdülillah iffetimi de korumam da Rabbim yardım eyledi.)

    12- Eviniz olsun, arabanız olsun. Lakin bunlardan önce kabriniz olsun. Ne kadar lüks içinde yaşarsan yaşa. Evin kabir araban tahta bir tabut. Ölümü unutmayın...

    13- Hiçbir Müslümanı yalancılıkla itham etmeyin. Müslüman yalan söylemez. Hata yapar, yanlış yapar lakin yalan söylemez. Demem o ki Müslümanı yalancılıkla itham etmek müslümana kafir demektir.

    14- Hayat bu kadar kardeşlerim yaptığımız ve yapmadıklarımızdan ibaret. Herkes yaptıklarının ve yapmadıklarının hesabını verecek. Onun için neyi yaptığınızın neyi yapmadığınızın ölçüsünü şeriatın kurallarına göre belirleyin.

    15- Bu tavsiye de kendime; sakın ha bir daha karşındakinin yazdıklarını kalbindeki SEVDA'ya göre değerlendirip de aptal olma. Sen kim sevilmek kim... Bırak seni herkes eğri bilsin, bırak kimse sevmesin. O seviyor mu? O doğru biliyor mu? gerisi boş...


    Ey kalbim bana hakkını helal eyle. Çok hırpaladım seni!..
    Ey Güzel gönüllü sevda yüzlü bana hakkını helal eyle. Allah için sevdim seni.
    Ey ümmeti Muhammed hakkınızı helal edin
    Ve üstünde yürüdüğüm toprak, başımdaki gök sizde hakkınızı helal edin...

    İnşeALLAH 7-8 gün içinde yolculuk var!...
  • 352 syf.
    ·13 günde·Beğendi·8/10
    Yazarın okuduğum ilk kitabı olan Hayvan Çiftliği'nden sonra, okuyacağım kesinleşen 1984 adlı kitabı nihayet okudum ve şimdi neden daha önce okumadım ki, diye soruyorum kendime. Bilimkurgu hayranı bir insan olarak söylemeliyim ki, Orwell bu kitabında, bilimkurgudan bekleyebileciğimiz ve belki, biraz da beklemediğimiz birçok şeyi sunmakta. Bize, gelecekle ilgili korkutucu ama gerçekleşme ihtimalinin yüksek oluşunda hepimizin hemfikir olduğu bir dünya sunan Orwell, aynı zamanda, kurtuluşun anahtarını belirtmekte de oldukça usta davranmış. Tamamıyla gaddar bir yönetimin hüküm sürdüğü Okyanusya'da, Winston bu düzene boyun eğmek zorunda kalan milyonlarca insandan sadece biri. Ne var ki, birçoğunun aksine, elinden alınanların, hayatından çalınanların, söylenen yalanların ve biraz daha fazlasının belli bir ölçüde de olsa farkında ve o, bunları hemen aklından uzaklaştırıp unutmak yerine, sorgulamayı tercih edenlerden. Dayatılan sistem, bu sistemin mükemmelliğini ön plana çıkartıp, her geçen gün hatta her geçen saat bu mükemmelliği sağlamlaştırmak üzere kurulu ve sarsılmaz. Dolayısıyla, bu sisteme karşı koymak akıl karı değil desek yeri. Sonucunun ne olduğu bilinerek çıkılan bir yol, olması beklenenden farklı biter mi? Bu kadar büyük bir gücün karşısında ufacıksan, cevap muhtemelen hayır olur. Biraz daha büyüksen, belki bir ihtimal. Ama itiraf etmeliyim ki, cevabın evet olması, işte bu pek de rastlanacak bir şey değil. Ne var ki Orwell, bize bu dünyanın kapılarını açtığı ilk andan itibaren, amacının bizi hikayenin sonuna ulaştırmaktan çok daha fazlası olduğu mesajını açıkça göstermekte. Okyanusa'nın ve dolayısıyla Winston'ın mücadelesinin bir kurgu, bizim mücadelemizin ise gerçek olduğu ve çok uzak görünen sonun kaçınılmazlığının ellerimizde olduğunu ifade etmenin en iyi yollarından biri bu olsa gerek. Demem o ki, okuduğunuza fazlasıyla değecek bence!
  • Kelimelerinizle ziyan etmeyin kimseyi..
    Ya da kelimelerinizi ziyan etmeyin birilerine..
    Aşk sarhoşu olmayın.
    Geri dönerse bir gün habersiz, misafir gibi..
    Baş üstüne demeyin..
    O zaman gitmek, daha kolay gelir..

    Demem o ki..
    Sevginizle ziyan etmeyin kimseyi..
    Ya da sevginizi ziyan etmeyin birilerine..

    S.D
  • 64 syf.
    ·1 günde·Beğendi·10/10
    Arka kapak yazısından anlaşılacağı üzere kitapta iki tane Zweig öyküsü bulunuyor. Birisi kitaba adını veriyor zaten, diğeri de Prater'de İlkbahar isimli öykü.

    İlk öykü gerçek bir Zweig öyküsüydü. Bütün betimlemeler, karakter tahlilleri, yaratılan olaylar ve olayların gerçekçiliği.. sanki okumuyorum da o zanaatı yapan ya da izleyen benmişim gibi hissettirdi. Gerçekten çok güzeldi.

    İkinci öykü ise bana Olağanüstü Bir Gece'yi hatırlattı. Sadece oradaki öykünün biraz daha romantik bir haliydi diyebilirim. Geri kalan birçok noktada oldukça fazla benzerlik hissettim ve en sevdiğim Zweig kitaplarından birisi de Olağanüstü Bir Gece olduğu için bu öykü bende ayrı bir yer tuttu.

    Kısacası demem o ki, Zweig'dan çok ama çok güzel bir kitap daha okudum ve herkesin okumasını tavsiye ederim.