• Yalnızlık derinleşiyor. Sezgilerinde sardunyaların kokusuyla, dolunayla ve olgunlaşan acıyla derinleştiğini hissediyorum. Acı içime işliyor, jilet gibi keskin; kopkoyu bir kan dolaşıyor damarlarımda.
  • Kavurucu bir soğuk… Kolumdaki saat sıcaklığı -40 °C gösteriyor. Ayak parmaklarımı hissetmiyorum, sanırım hücrelerim savaşmayı bırakalı çok oldu. Rüzgâr bıçak gibi, açıkta kalan bütün uzuvlarımı kesiyor. Halsizlik, günün yorgunluğu üzerine alınan ılık bir duş misali yavaş yavaş bedenimi ele geçiriyor. Beynim numaralar yapmaya başladı, sıcacık bir ateşin yanında olduğumu söyleyip gözlerimi kapatmamı salık veriyor… Sanırım o da savaşmaktan yorgun düştü, minimum enerji düzenine geçmek istiyor... Hipotermik şoka girmeye ramak kala; son çırpınışlar, kalbimin zayıf vuruşları... Bilincim beynimle iş birliği içinde kendini devre dışı bırakmaya zorluyor. Göz kapaklarıma dahi direnemiyorum… biraz dinlensem…



    Hilâl şeklindeki tepenin yamaçları üzerinde dikine uzun uzun çarpık yarıklar; hilâlin ortasında su toplanmış bir gölet, geriye kalan her yer siyah kuru toprak. Bitki türünden bir canlının varlığından bahsetmek imkânsız. Ne tuhaf bir yer burası, yeni bir gezegen keşfediyormuşum gibi geliyor ama o kadar da tanıdık ki. İyisi mi tepenin üzerine çıkıp, etrafı yüksekten incelemeli… Çıkış birazcık zorladı, yarıklar düzgün bir tırmanışa izin vermiyor. Demek bir adanın üzerindeymişim. Etrafındaki su, deniz mi okyanus mu anlayamıyorum ucu bucağı yok. Çıktığım tepe sanki patlamış da yükselmiş gibi, gölet bu yüzden oluşmuş olabilir. Tepenin diğer ucunda sanki bir insan silüeti var. Oturur vaziyette, dizleri hafifçe yukarı kırık, elleri iki yanında uzakları seyrediyor. Belki de birini bekliyor, öyle bir hâli var. Tehlikeli biri intibaı uyandırmadı bende. Yanına gideceğim. İçimdeki tuhaf his halâ geçmiş değil; hiç bilmediğim bir adadayım ama her şey tanıdık geliyor, dejavu gibi. Bu kadar uzun süren, bu kadar derin bir dejavu var mı ki? Adanın ruhu var sanki, bütün benliğimi almaya çalışıyor. Zaman geçtikçe her toprak tanesi benden bir parçaymış gibi hissettiriyor. Yanına gitmeye çalıştığım yabancı dahi tanıdık geliyor. O’nda bir kıpırdanma olmadı henüz, fakat beni fark etmemiş olması imkânsız, sadece o ve ben varız. Her şey dingin, su sakin sakin vuruyor kıyıya. Bütün bu uyumu bozan bir ben varım.

    − Merhaba, konuşabilir miyiz?
    − Merhaba, tabi ki. Hoş geldin. Ayakta kalma, oturabilirsin.
    − Ev sahibi gibi karşıladınız beni. Buraları çok iyi biliyor olmalısınız. Biz neredeyiz biliyor musunuz? Yakınımızda ulaşabileceğimiz bir anakara var mı?
    − Adanın sahibi değil, ta kendisiyim. Yeni doğdum. Aslında derinlerde hep vardım. Volkanik adayım ben, öyle bir an geldi ki patlayıp su yüzeyine çıktım. Yukarı çıkmak kolay olmadı benim için. Tonlarca su kütlesini yerinden oynatmam gerekiyordu, fakat zamanı gelmişse karşımda hiçbir şey duramaz. Yüzeye çıktığımda artık görmezden gelinemeyecek kadar aşikâr olurum. Biliyor musun uzun zamandır üzerimde baskı vardı, dayanamazdım daha fazla… Patlama sancılı ve zorlu bir süreç; her zaman sonuca ulaşmaz, ulaşıyorsa taçlandırmak gerek. Ben yıllarca biriken öfkemi; o simsiyah, yoğun dumanımı göğe salarak taçlandırdım başarıyı. Yüzeye ulaşınca sakinleştim sonra. Etrafımda gördüğün, okyanus suyu. Göletim patlama sonrası soğurken oluştu, tek güzel yerim orası. Güzel olduğumu iddia etmiyorum; güzel olmak gibi bir amacım yok, tek isteğim kabullenilmek. Okyanus sakin sakin şekillendiriyor beni artık. Kenarımın bir kısmını yıktı, düzleştirdi şimdiden. Kısaca böyleyim. Yakınımda ne olduğuyla ilgilenmiyorum, buradayım bundan sonra.

    Benimle dalga geçiyor olmalı. Adanın kendisiymişmiş. Ben de okyanus olayım öyleyse. Adanın nasıl oluştuğunu anlat demedim ki ben, neredeyiz diye sordum. Buradan kurtulmak istiyorum. Bunun için; bulunduğumuz konum, yakındaki bir yerleşim yerinin varlığı, en azından ilkel bir sandal bulma olasılığı gibi şeyler önemli. Bastırılmaymış, patlamaymış, kabullenişmiş; bana ne bunlardan! Nasıl anlaşacağım ben bu deliyle?

    − Doğru soruları sorarak.
    − Ha? Anlamadım?
    − Neden tanıdık geliyorum sana? Aslında bunun da ötesinde, tanıyorsun sen beni.
    − Tanıdık geliyorsunuz demedim ki, nereden çıkartıyorsunuz? Hem adınızı dahi bilmiyorum nasıl tanıyabilirim sizi?
    − Hunga Tonga-Hunga Ha'apai benim adım.
    − Ney, neyy?
    − Hunga Tonga da diyebilirsin kısaca.
    İşte şimdi her şey tamam oldu. Hoş bulduk; deli değil, zırdeli adası. Allah’ım bir de doğru soruları sor demez mi bana. Hiç gelmeseydim yanına daha iyiydi. Başka da kimse yok ki nerede olduğumu sorup öğrenebileyim.
    − Bu kadar zor mu bana inanmak?
    − Peki Bay Hunga Tonga, biraz espritüel buldum sizi. İsminiz de bile ironi var sanki. Tongaya düşürmeye mi çalışıyorsunuz beni acaba?
    − Adımı sen koydun, benim bir suçum yok.
    − Affedersiniz ama bu söylediğiniz tam bir saçmalık! İsminizi ilk defa duyuyorum, üstelik Dünya’da bu isimde bir ada olduğuna dahi inanmıyorum.
    − Durma hadi, inanmıyorsan Google’la.
    − Hahahahay, işte bu yaa. Anladığımız dilden konuşun biraz da böyle Bay Hunga Tonga. Neydi o kasıntılarınız; patlamalar, yüzeyler falan? Ama kabul ediyorum gerçekten espritüelsiniz (!). Burada Google’a ulaşmak; Mars’a ayak basmaya benziyor. Mars demişken; Elon Musk’ı bilir misiniz? Hani, onun arabası var roadster güzel mi güzel; şoförü de var hem. Özel, havalı mı havalı, robot görünümünde. Gösteriş için de olsa roadster’ı Mars’a göndermişti; işte o artık, uzayda kendi yörüngesinde dolanıyor başıboş. Harikulade bir o kadar da muhteşem Google espriniz de onun gibi, uzay boşluğuna uçtu gitti bile. Gerçi, bu nev-i şahsına münhasır zat-ı pek muhterem; namıdiğer Elon oğlu, Dünya’nın hemen her noktasından internete erişim sağlanabilsin diye uzaya paneller gönderiyordu en son. Aslında biraz daha beklersem, o panellerin sağlayacağı internet bağlantısını kullanmayı deneyebilir; ne kadar da çok ihtiyacım olan Hunga Tonga-Hunga Ha'apai adını Google’da aratma eylemini gerçekleştirebilirim. Fakat maalesef ki; sonsuza kadar da beklesek, internete erişim için kullanabileceğim bir cihazımın olmadığı acı gerçeği değişmeyecek. O yüzden, Ada’dan kurtulmak gibi daha önemli şeyleri denemem lazım.

    − Bana inanmayı da deneyebilirsin...
    − Peki öyleyse, bu isimde bir ada olduğunu nasıl ispat edeceksiniz Bay Hunga Tongaya düşmemiş? Üstüne üstlük, isminizi benim koyduğumu iddia ediyorsunuz.
    − İki sene önce bir haber okumuştun. Yakın tarihte volkanik yeni bir adanın oluştuğu ve NASA’nın ilgili uydu görüntülerini simule edip adanın nasıl şekil aldığına dair video hazırladığı anlatılıyordu. Sonra o görüntüleri izlemiştin. İşte o adanın ismi Hunga Tonga-Hunga Ha'apai idi. Okyanustaki volkanik patlamalarla ilgili başka görüntüleri de izlemiştin hani. Bütün bunlar seni derin düşüncelere gark etmişti, hatırladın mı?
    − Bakın Hunga Tonga Bey. Bu isim irite etmeye başladı, Ada diye hitap edebilir miyim size?
    − Bana sormana gerek yok, nasıl hissediyorsan ben o’yum.
    − Peki Ada Bey, bu kadar ayrıntı vererek beni kandırmaya çalışıyor olabilirsiniz; çünkü bahsettiğiniz şekilde bir araştırma yaptığımı hatırlamıyorum. Bu nedenle benimle ilgili kişisel sorular soracağım, doğru cevaplarsanız belki o zaman size inanabilirim.
    − Nasıl istersen. Daha sancılı bir süreç olacak gibi.
    − Yok yok merak etmeyin, kişisel ama basit sorular olacak.
    − Ben senin açından söylemiştim, dolayısıyla benim için de.
    − Lütfen daha fazla alengirli cümleler kurmayın. Bir şey derdim ama neyse... Benim adımı biliyor musunuz?
    − Çelik.
    − Hımm, iyi tahmin ettiniz doğrusu. Emin olabilmem için biraz daha zorlamam gerekiyor anlaşılan. Yakın zamanda beni etkileyen en büyük olay neydi?
    − Etkilemek, biliyorsun ki çift yönlüdür; olumlu ve olumsuz anlamda. Hangisinden bahsediyorsun? Ben biliyorum ama sen yine de açıkça ifade et, inandırmam gerekiyor ya seni sonuçta.
    − Ada Bey, biliyorum çok derinlerdesiniz ama lütfen beni de oralara çekmeyin. Anlamamazlıktan gelerek beni yormaya, bıktırmaya ve hatta sonunda kendinize inanmaya mecbur bırakacaksınız belli ki. Siz de bilirsiniz galat-ı meşhur lügat-ı fasihten evlâdır. Etkilemekten kastım pozitif anlamda idi tabi ki.

    − En çok etkilendiğini düşündüğün olay o değil, ama yine de cevaplayacağım. Uzun süre araştırma yapıp, günlerce projesini geliştirmekle uğraştığın hayalini hayata geçirme fırsatı yakaladın. Mutlu etmişti bu seni. Kabullenmeyeceksin biliyorum, ama emin olabilirsin ki; bu değildi seni en çok etkileyen. Şuraya P+ yazsam, neyi ifade eder sana?... Biraz daha ipucu vereyim istersen; P+ Gül yani PozitifPlus Gül, hatırladın mı? Bir akşam PozitifiPlus’ı, π⁺ şeklinde kodlamıştın da o’nun hoşuna gitmişti. Anlamı özeldi senin için... “Neydi mottomuz: ‘Pozitif düşünce de kazanır!’. Üzme tatlı canını, geçer bu yaralar elbet. İnan bana başaracağız. Hadi, tam gaz ileri!”. Cümleler öylesine masun öylesine masum çınlıyor mu kulaklarında halâ?... π⁺ geçen sene Muchu Chhish dağının zirvesine çıkmak istemeseydi beraber bitirecektiniz projeyi. Uyarmıştın, “Ölüme davetiye çıkarmak bu yaptığın” demiştin. Biliyorsun, dağcılık için “yapılamaz” denilen ne varsa büyülüyordu o’nu. π⁺ da “Doğası bu kanunu şu diye duraklamak sence olur mu?” demişti sana. Sonrası malum manşetler: “Genç dağcı, fethedilemez zirvesi ile bilinen Muchu Chhish Dağına tırmanırken geçirdiği kaza sonucu gözlerini hayata tamamen kapadı.” PozitifPlus’ı kaybedince kendine iki söz vermiştin; birisi, uğruna her şeyini feda ettiğin projenizi gerçekleştirmek. Diğeri… Onu söylememe gerek yok sanırım.

    − Neye inanacağımı bilmiyorum, ne yapacağımı da. Gitsem; gidemem… Kalsam; kalamam… Şaştım bu işe.
    − Muchu Chhish dağının varlığı ne kadar gerçek ve acı veriyorsa, ben de öyleyim... Kabullenmek tek çıkar yol.
    − Sizinle bir alıp veremediğim yok ki benim, kanlı canlı karşımdasınız işte. Kabullenmekten kastınız söylediklerinize inanmam ise; onu da başardınız merak etmeyin, bütün bentlerimi yıkarak…
    − Sancılı bir süreç olacağını söylemiştim. Kabullenmek; inkâr etmemek mi demektir sence? Gül’ün hayatta olmadığı gerçeğini kabullenebiliyor musun?
    − Ben… Ben, anlayamıyorum… Bütün hislerimi, bütün düşüncelerimi, bütün hayatımı biliyorsun. Sen kimsin?

    − Ben ve sen diye ayrı değiliz biz. Bir bütünün iki parçasıyız. Madem anlamıyorsun kulaklarını dört aç: İlk kez bir kıza karşı anlam veremediğin duyguları hissettiğin zamanlardı ateşteytin ateşte işte ateşte öyle bir ateş ki yıllarca yakacaktı seni ama uyarmıştım desem inkâr edeceksin her zamanki gibi nasılsa müthiş zekânla üstesinden gelirdin tabi gitme dedim gelme dedim yapma etme derken bir sıkımlık aşkınız bitti değil mi Mr. Olympia kendini yenilmez gördün ulaşılmazı istedin kabul et ama güzel yenildin yenildin ne oldu ki okyanusa at gitsin önemli mi senin için yine devamke görmezden gelmeye kaçtın yıllarca o ateşten başkalarını sen yaktın bu defa yapacak daha önemli işlerin vardı nasılsa hep zaten hiç düşünmedin ki o işler mutlu edecek miydi seni aynı üniversite tercihinde olduğu gibi kendini kandırmaya çalıştın yine yok saydın beni oysa konservatuara girmek şarkı söylemek müzikle uğraşmak kitap okumak ne kadar güzel şeylerdi gizliden 90’lar pop dinlerdin de kendine dahi itiraf edemezdin bense oradaydım hep 90’larda tabi bunlar fizik okuyup galakside otostop çekerek paralel evrenleri keşfetmek kadar heyecan vermiyordu Einsteinımıza sahi en son hangi paralel evrendesiniz bayım bulabildiniz mi hayat evren ve her şeye dair nihai sorunun cevabını zahmet etmeyin söyleyeyim benim o ben ben e tabi şimdi bunu ispat etmemi istersin nasıl etsek de ispat etsek Kaf Dağını aşıp ardındaki Zümrüdü Ankayı getirsem kabul eder misin ya da Muchu Chhish Dağının zirvesine çıksam yeterli olur mu senin için gerçi oraya ulaşılmazı başarabileceğini ispat için çıkıyorsun zaten a pardon hiç olur mu öyle şey söz vermiştin aslında O’nun içindi değil mi benim hatam sorry gelmiş geçmiş geliyor gelecek tüm zaman kiplerinin en iyi climberı.

    − Sağ olasın iyi oldu böyle. İçinde biriktirdiğin tüm öfkeni kustun, üstüme boca ettin neyin varsa Bay Tongaya düşmüş Hunga Ha'Apaçi. Jöleyle dikleştirilmiş düşüncelerin, düşük bel sözlerinle yakışıyor sana Apaçilik. Bilirsin ergenlik aşkları ikiye ayrılır dongi dongi türü olanlar ve olmayanlar. Tonga-Hunga Ha'Apaçi Bey maalesef gerçek şu ki; çocukken dongi dongi aşkına kapılmamıştım, o yüzden artık esamesi dahi okunmuyor o ateşin. Doğru, üzerini kapatmıştım. Demek ki senin içine düştü o ateş; yanmış yanmış, kavrulmuşsun yıllarca. Kendi dongi dongi aşkını bana kabul ettiremezsin. Ne deyim ergenlikten dahi çıkamamışsın henüz. Kabullen de kabullen, ne bu Allah aşkına? Bak Küçük Prens kendi gezeninde ya da Ada’nda mı desem, her nereyse işte orada; güzel, musmutlu hayallerinle yaşayabilirsin, fakat Dünya senin etrafında dönmüyor anla bunu. Artık devir değişti. E tabi Çelik de değişti, büyüdü. Hayat en büyük eğitimcidir; acıyla olgunlaştırır, sevinçle büyütür insanı. Sen, ergenus! Anlamazsın bunlardan. Nereden bileceksin, hiç yemedin ki hayatın sillesini. π⁺’tan bahsettin, ruhumu tüm çıplaklığıyla görüyordun madem; O’nu ebedi istirahatine uğurlarken verdiğim sözleri, nasıl olur da 1 byte’lık RAM’inle decode etmeye çalışıyorsun? Anlamıyorum, bu fevkalhad kapasitenle bir de alengirli cümleler kurabiliyordun. Tam sana uygun bir söz var biliyor musun adam sandık eşeği diye başlayan. Hayır hayır hayır yanlış anladın yine, için fesat işte. Diğer versiyondan bahsetmiyorum ki. Benim söylediğim “adam sandık eşeği çifte serdik döşeği” idi… Demek hep böyleydik biz… Yanlış anlaşılmalar, küçümsemeler, reddetmeler, üstünlük taslamalar… Sen; evet sen, aynamın arkasındaki simsiyah sır. Kimsenin farkında olmadığı... Sır olmazsa, nasıl seyredebilir ki insan kendini değil mi? Kolay değildir aynaya bakmak, kendine güvenmen gerekir her şeyden önce. Çoğu, aynalara küskündür bu yüzden. Ayna olsan da kendini kusursuz sanma! Senin de hataların var. Bilirsin aynalar, karşısına dikilirsen sağını-solunu şaşırırlar.

    − Sonunda kabullendin biz’i. Kolay olmadı, sonuçta onca hatırayı yerinden oynatmak zorunda kaldık. Artık çok cool’um. Hatırlar mısın, sazlar çalınırdı Çamlıca’nın bahçelerinde?
    − Benim de arabanın teybini çalmışlardı. Evet evet kabul ediyorum bu espri olmadı burada ama ne yapayım dayanamadım bu kadar yoğun felsefeye. Hem pas atan sensin, gole çevirmesem takım olamazdık sonra.

    − Yaptıklarından pişman mısın?
    − Yapmadıklarımdan olduğu kadar değil…



    Derin nefes al… Derin nefes al… Derin nefes al… Güneş batmak üzere, kaç dakikadır uykudayım ben? Birazdan titreme başlayacak tekrardan hissediyorum... Vücut ısısını artırmak için bir şey vardı neydi o?... Off Allah’ım offf, nasıl bir soğuk böyle, sanki damarlarımda dolaşıyor. Tamam… Tamam, hatırladım… İdrarımı şişeye doldurup koltuk altıma koyacaktım… Çantam nerede acaba? Yakında gözükmüyor. Neyse ki su kabım uzağa düşmemiş. Yukarıda hafif kuytu bir yer de var sanki… Sürünerek su kabını alsam sonra da kuytuluğa çıkabilir miyim ki? Enerjim bitmek üzere… Gece burada böylece durmam da imkânsız, son enerjimi oraya doğru harcamalıyım. Ahh, bacağım! Sanırım kırılmış… Çarpmanın etkisi yeni hissediliyor... Hadi... Hadiii… Son defa pozitif düşün…
    Suyum bitti artık, boş kaba idrar doldurup kabı koltuk altıma koydum… Henüz bilincimi kaybetmemişim demek, hatırlayabiliyorum… Hatırlasam ne fark eder, idrarın sıcaklığı ne kadar sürecek ki. Kendimi kandırmaya çalışıyorum yine… Gül’e söz verirken yaptığım gibi… Şu hayatta gerçekleştiremediği ne varsa onun adına tamamlayacaktım. Ama atladığım bir şey var; o, bu sözü kesinlikle istemezdi. “Başkaları adına yaşarsan, kendi hayatını ıskalarsın” derdi muhtemelen. Haklı çıktınız hanımefendi, karavana! Ah PozitifPlus, şu an o kadar ihtiyacım var ki senin neşene. Biliyorum, artık çok geç… Gün çoktan döndü buralarda ve ben simsiyah bir gecenin koynunda, yapayalnız bekliyorum. Gözlerimi kapatıp soğuğun merhametine bırakmak istiyorum kendimi. Hem rüya görürüm belki. Sana π⁺’ın anlamını anlatırım hem. Bir tüyo verebilirim şimdiden; biliyorsun π; matematiksel bir sabit, sonsuza uzanan reel... Bu kadar kâfi gerisini sen çöz. Ahh! Kırığın sancısı kendini iyice hissettirmeye başladı, sıcaklık daha da düşmüş olmalı… Dayanamıyorum artık… Uykusuzluk, hâlsizlik, soğuk, sancı, Gül…



    − Çeliik… Çeliik, Çeliiik uyan hadi.
    − Ha, efendim? Sen misin Gül?
    − Benim tabi. Kalk hadi kalk, geç kalıyoruz. Kaç defa söyledim bu aylarda pencere açıkken uyuma diye. Geceleri soğuk oluyor artık. Zaten uykudayken üzerinde örtüyü düzgün tutmuyorsun, affedersin bi yerlerin de açıkta kalıyor, sonra hasta oluyorsun.
    − Ne yapabilirim, proje üzerinde çalışıyordum sabaha karşı ancak yattım. Kafa bi dünya olmuş pencereyi mi düşünecektim bir de? Öyle hissediliyor ki, bu sabah PozitifPlus Hanımefendi tersinden kalkmışlar anlaşılan. NegatifMinus marka parfüm kokusu var havada.
    − Hahaha, çok komik! Gece açıkta bırakıp üşüttüğün kıçın sanmıştım ama yanılmışım; beyninmiş aslında.
    − Tamam bee tamam tamam, amma sert yaptın ha! Kalktık işte. Ahh! Kramp girmiş ayağıma.
    − Az bile sana soğukta yatarsan. Bu sembol de neyin nesi?
    − Hangi sembol?
    − Şu pi sayısı üzerinde artı işareti var ya.
    − Ha o mu, dün akşam seninle telefonda projemizle ilgili konuşurken yapmıştım. PozitifPlus falan derken aklıma geldi herhalde.
    − Çok güzel, gerçekten hoşuma gitti. Bende özel bir şeyler uyandırdı şu an. Senin için de bir anlamı var mı?
    − Var tabi.
    − Nedir?
    − Boş ver şimdi, müsaade et de üzerimi giyineyim yoksa projeyi tanıtacağımız toplantıya cidden geç kalacağız. Günler çuvala girmedi ya, sonra anlatırım.
    − İyi öyle olsun bakalım.
    − Gece tuhaf bi' rüya gördüm şu sizin meşhur "tırmanış"la ilgili, pek iç açıcı değildi. Nedir son durum?
    − Sorma ya, sanki o iş yattı gibi. Benim de gözüm korkuyor açıkçası henüz karar veremedim. Vazgeçmeye meyilliyim ama.
    − Umarım vazgeçersin. Seni gazete manşetlerinden okumak istemiyorum.



    Event: #77872523

    Bonus Chapters:
    https://www.youtube.com/watch?v=-lcfABgHKfs
    https://www.youtube.com/watch?v=GdfjKUKj1sQ
    https://www.youtube.com/watch?v=nt_8xZwEq-M
    https://www.youtube.com/watch?v=77ygz-MC6_8
    https://www.youtube.com/watch?v=0_5mrUqn6RU

    Symbols:
    π (Pi): Reel sayı. Matematiksel sabit. Bir dairenin çevresinin, çapına oranı.

    REFERENCES:
    [1] https://www.youtube.com/watch?v=DaGSxdR4C0k
    [2] https://www.youtube.com/watch?v=a8pAKr_zbOM
  • Sanatın insanı insan kılacağına, bu yüzden de gerekliliğine elbette inanıyorum; insanı hayvandan ayıran tek şey, bu yaratıcılık. Yaratıcılığın yeryüzüne ateşi getirmek demeye geldiğini damarlarımda hissediyorum.
  • Kent sakinleri uzun zamandır şehrin gürültüsü stresi içerisinden sıyrılıp kaçmak için Bahçeli tek katlı binalara yönelmek istediler. Bu o kadar kolay olmadı tabiki, bin metre kare araziye sahip içersinde çiftlik, orman, göl, koşu ve yürüyüş alanlarının bulunduğu otuz hanelik mütevazi bir yer kurma hayali Kenan beyin yıllardır aklının bir köşesindeydi. Kenan bey uzun zaman önce yurt dışında yaşadı, çeşitli görevlerde yer aldı,en son yirmi sene önceki boya fabrikası kazasında çok paralar kaybedip maddi manevi tazminatlar ödedikten sonra burayı imara açıp sakin ve huzurlu bir hayat için adım attı. Adına Kent ormanları koyduğu bu yere muazzam paralar harcadı. Kendi güvenliği, doktoru, avukatı bulunan kendi halinde yaşamın bir köşesinden koparılmış yalıtılmış muhteşem bir hayat merkezi. Sadece iki ev kaldı satılacak. Bu konularla ilgilenen kardeşim Adnan’a çok iş düşüyor benim kadar donanım sahibi değil malesef. Güvenlik ve mali işlerden sorumlu.

    Evlerden birini satın alan adam dikkatimi çekiyor. Elinde bastonu, uzun sarı bir pelerin, Uzun elbisesi, sarı saçları ve sakalı birbirine karışmış meczup gibi bir adam. Yanında da iki çam yarması. Merhabalar ben Kenan bu Kentin sahibi ve sorumlusuyum, bu da kardeşim Adnan. Memnun oldum ben Yusuf, uzun zamandır böyle bir yer arıyorduk elinize sağlık görmüyorum ama hissediyorum burada yoğun bir enerji var. Bu arkadaşlarda yardımcılarım. Buyrun evinizi gösterelim. Güzel espiri sevdim bunu ha ha ha. Garip adam ama para her kapıyı açıyor. Yalnız sadece bir ufak kamyon eşya geliyor yanlarında. Ertesi gün genel bir karşılamayla etrafı gezdiriyorum ilgimi çekiyor davranışları sanki beni görür gibi konuşuyor. Burası koşu ve yürüyüş alanı yerdeki kabartmalar özel olarak tasarlandı. Yolunuzu asla kaybetmezsiniz. Burasıda göl alanı kayıkla dolaşıp balık avlayabilirsiniz özel olarak alabalık ve levrek getirdik. Ormanı da gezdikten sonra işlerime bakmak için ayrılıyorum yanından. Gayri ihtiyari arkamı dönüp bakıyorum. Yüzünde ufak bir tebessüm el sallıyor bana; daha çok görüşüceğiz. Diye bağırıyor arkamdan. Tuhaf, beni rahatsız eden bir şeyler var bu adamda ama dur bakalım. Ertesi gün güvenlik ve Adnan’a bu adamla alakalı malumat toplamaları konusunda talimat veriyorum. Kolay gelmedim buralara öyle kolay kaybedemem. Diğer insanların huzuruda söz konusu. Bir haftalık sıradan geçen günlerin ardından, sabah koşumu yapmak için göl kenarına gidiyorum. Havada mis gibi, kulağımda kablosuz kulaklıkların verdiği canlı dinamik bir müzikle koşuyorum hafif tempo. İçimde sabah serinliğinin ürpertisi ve sevinçle dalıyorum düşüncelere. Göl kenarına varınca elli kişilik bir topluluk karşıma çıkıyor. Soluk soluğa ne olduğunu anlamaya çalışırken Adnan ve güvenlikten iki üç kişi karşılıyor beni. Yanlarına giderken beni görüp hızlı adımlarla geliyorlar uzaktan. Yüksek bir tonda soruyorum; Beyler bu ne rezalet! Bu kadar kişi yere oturmuş ne yapıyorlar?! Kenan bey çok erken saatte geldiler size haber vermeye çekindik zaten Adnan bey durumla alakadar oldular. Öfkeyle topluluğa doğru hareket ederken hepsi bana doğru dönüp bakmaya başladılar ortalarında bizden yeni evini alan adam Yusuf bey. Burada neler oluyor bu ne kepazelik ben burda böyle şeylere müsaade etmem, buranın uyulması gereken kuralları var. O anlık farkediyormum. Bana bakan herkes kör, sadece iki çam yarması hariç onlarda iki metre ötede bekliyorlar. Yusuf bey gayet sakin; Kenan bey hiddetlenecek bir durum yok. Buradaki herkes benim topluluğumun birer parçası bizler kurtulmuşlarız bende onların rehberi. Siz şimdi tam olarak neyden kurtuldunuz bu ne saçmalık arkadaş. Ben seçilmiş olanım buradaki herkes kör ama manevi gözleri açık, hepsine ben ulaştım ve bu dünyanın kötülüklerinden kurtardım onları. Burada huzur içersinde anacımıza hizmet edeceğiz ve sizde bize yardım edeceksiniz. Çıldırmışsınız siz. Adnan ne diyor bu adam. Yusuf bey ayağa kalkıp ellerimden yakaladı beni. O an garip bir akım hissettim. Sanki damarlarımda kan yerine elektrik var. Hayat bir anlık duruyor sadece duyduğum şey; uğurlu rakamım beş ve sen bana zarar veremezsin. Kendimi yerde buluyorum sersemlemiş vaziyette. Adnan koluma girip kaldırıyor beni , herkesin yüzünde kuşku korku endişe. Gidelim buradan Kenan bey hadi....

    Duşun altına zor atıyorum kendimi elim ayağım titriyor. Masama oturup kafamı toplamam gerekiyor, elimde telefon Adnan’ı arıyorum derhal yanıma gel. Bu adamlarda beni rahatsız eden bir şeyler var, haklarında edindiğiniz malumatlara bakabilir miyim? Elindeki dosyayı alıp açıyorum sayfaları ama o da ne sadece iki sayfa yazı var. Hakkında doğru düzgün kayda değer bir şeyler yok. Babadan kalma mal varlığı petrol şirketleri vs.... Günü gününe takip etmenizi istiyorum. Her yaptığından haberim olacak anlaşıldımı? Şimdi kaybol gözümün önünden. Bir kaç hafta böyle gidiyor her çarşamba saat beşte toplanıp kutsal saydıkları hareketler eşliğinde yedi gibi ayrılıyorlar gölün etrafından. Sabah erkenden kahvaltı için bizim doktorla şehirdeki kafeye gidiyoruz hem bu adamla alakalı konuşma ihtiyacı duyuyorum. Evet doktor ne diyorsun bu adamla alakalı? Valla garip adam Kenan bey anlamadım, toplamış milleti etrafında sizi kurtaracağım diye dolaşıyor, aslında etrafa zararıda yok hani. Bilemedim. Bakar mısın genç bize iki çay daha getir. Doktorun telefonu çalmaya başlıyor arayan eşi; afedersiniz bakmam gerekiyor. Tabi bak keyfine. Sokağa yakın oturduğumuzdan insanlar çok kalabalık geçip gidiyorlar. Bir aralık elinde baston ufak bir kız yanımdan geçerken bana dönüp; yakında sorularının cevabını alacaksın kurtuluş yakında diye sessizce fısıldıyor. Heyecanla kolundan yakalayıp; sana bunu kim söyletti çabuk konuş diye çekiştiriyorum. Yanında annesi aaa delimisin be adam ne yapıyorsun diye bağırınca bana söylediklerini söylüyorum. Çocuk ağlamaya başlıyor daha fazla uzatmadan kaçmak lazım ortalık karışacak. Doktor yanıma gelip; hamfendi sorun yok arkadaş benim hastam, bugün ilaçlarını almadı deyip uzaklaştırıyor beni. Doktora bana bunları söyledi kesin o adamın parmağı var deyip arabaya atlayıp Son sürat kapısına varıyorum ama orada yok bana göl kenarında olduğunu söylüyorlar. Yine aynı topluluk garip hareketler içersinde bir şeyler yapıyorlar. Bana bak Yusuf efendi ne aracın var bilmiyorum ama yetti çoluk çocukla haber göndereceğine erkek gibi karşıma geçde gününü göstereyim. İki çam yarması üzerime gelirken; durun bırakın gelsin diye bağırıp ayağa kalkıyor. Kollarını açmış bana bakarak gel diyor. Öfke ve hiddetle üzerine koşarken ayaklarımda derman kalmıyor ne oluyoruz demeye kalmadan kucağına bırakıyorum kendimi. Göz yaşlarım sel olmuş akıyor bana ne yaptın? Bırak kendini bana teslim ol, kendimi kurtaramıyorum bayılmışım. Başımda diğer insanlar bana bakıyor, dikkatli inceleme fırsatı buluyorum onları, yaşları ellilerinde erkeklerde saç sakal birbirine karışmış aynı tip elbiseler, kadınlarda beyazlaşmış saçlar ve hepsi görmüyor ama beni nasıl hissediyorlar ve hareketlerimi takip ediyorlar? Yoksa gerçek mi bu olanlar? Doktor soluk soluğa imdadıma yetişiyor. Tamam beyler ve bayanlar gösteri bitti dağılın. Koluma girip eve zor götürüyor beni. Sakinleştirici ilaç alıp uykuya dalıyorum kabuslar içersinde aynı topluluk aynı adam kolları açık beni bekliyor. Ertesi gün aklımdaki sorular için yanına giderken yolda karşılıyor beni. Geleceğini biliyordum, merak etme sen kurulacaksın. Daha sorumu sormadan cevap veriyor, senin en sevdiğin ülke Paris, baban sana küçükken köstekli saatini hediye etti doksan dört yaşında kalp yetmezliğinden öldü. Cebinde ikiyüz yirmi lira var. Ceketinin sol cebinde altın dolma kalemin. Sağ kulağından yazın ameliyat oldun. Üç bel fıtığın var. Başka merak ettiğin şeyler var mı? Biraz kuşkuyla annemin bana ne diye seslendiğini soruyorum? Küçük kuzum diyordu sana yazlık evin bahçesinin duvarından düştüğünde sağ dizin ve kolun kanadı, o zaman yaralarını sararken sen benim küçük kuzumsun demişti. Ama bunları sen nasıl bilebilirsin? Hala görmüyor musun ben kurtarıcıyım. Büyük ve tek varlık tarafından görevlendirildim. Yani sen mesih olduğunu mu söylüyorsun? Evet aynen öyle. Çıldırmışsın sen. Sadece kalp gözü körler gerçeği göremez yakında anlayacaksın. Bir sürü düşünceyle yanından koşarak ayrılıyorum sağolsun doktor imdadıma yetişip yeşil reçeteyle verilecek ilaçları temin etmese halim haraptı. Yalnız günde bir defa alıyorum sürekli uyku hali veriyor bana.

    Gece su içmek için mutfağa gittiğimde dışarıda bekleyen topluluk gözüme çarpıyor. Perdeyi aralayıp bakıyorum bunlar benim bahçemde ne yapıyorlar? Hepsi kollarını açmış bana doğru bakıp korkma diye yüksek sesle bağırıyorlar. Allahım çıldırmamak elde değil dışarı çıkıp elimde sopa üzerlerine koşarken yine dizlerimin bağı çözülüp düşünüyorum olduğum yere. Gidin burdan beni rahat bırakın artık deyip başlıyorum ağlamaya hüngür hüngür. Yarın her şey tamamlanacak deyip gidiyorlar. Kaygılı ve korkulu rüyalar içersinde uyanıyorum. Kendimi olmadığım kadar zinde hissediyorum. Bugün bu işi tamamlayacağım artık yeter. Sağlam bir kahvaltı yaptıktan sonra beylik tabancamı temizlemek için alet edevatlarla çalışma odama geçiyorum. Çift kaşarlı tost ve sütlü kahve eşliğinde. En sevdiğim takımı giyip hazırlanıyorum. Kendi işimi kendim hallederim başkasına bırakmam. Gölün kenarında toplanmışlar yanımda Adnan ve güvenlikten iki üç kişi yaklaşıyoruz yanlarına. Yine kollarını açmış bana dönüp; Hoş geldiniz bizde sizi bekliyorduk, çekinmeyin yaklaşın. Ben sana gösteririm deyip beylik tabancamı dayıyorum alnının ortasına. Sen bana zarar veremezsin uğurlu sayım beş, ama ona zarar verebilirsin deyip Adnan’ı gösteriyor. Silahı Adnan’a çevirip iki el ateş ediyorum. Sol omzundan ve karın boşluğundan vuruyorum onu. Üzerime atılıp yakalıyorlar beni. Abi ne yaptın kafayı mı yedin diye bağırıyor Adnan. Sinir stres ve ateşler içersinde bayılmışım. Gözlerimi hastanede açıyorum elleri bağlı gömlek giydirilmiş vaziyette. Gelirken çoğu kişiye zarar verdiğimden bağlamışlar beni çoklu kişilik bozukluğu tanısı konuyor. Acaba gördüğüm kabusların sebebi bumuydu. Akıl hastanesinde ziyaretime Kardeşim Adnan geliyor.

    Adnan ne oldu bana böyle. Nedir bu başımıza gelen? O adama evi satmayacaktık. Abi bundan yirmi sene önce boya fabrikasında yaşanan kazayı hatırlıyor musun. Evette me alakası var. Anlatayım ama müdahale etme. Sen fabrikadaki patlama sonrası herkese tazminatlarını ödedin, peki kaybedilen yıllarını geri verebildin mi? Hayır ben onlara yeni bir fırsat verdim senden intikam alabilmek için. Beni hep hor ve hakir gördün. Hep tepeden bakıp emirler yağdırdın. Bende çok uzun sürecek planımı devreye koydum. Önce hepsini tek tek bulup telekinezi ve meditasyon konusunda eğittim. Usta başı Yusufu tanımadın bile, tabi kaç sene geçti. Saç sakal kıyafet değişince anlamadın o olduğunu. Topluluğun sağ kulaklarının içinde telsiz vericisi vardı senin yerini içerden talimatla kolayca gördüler. Aslında patlama yüzünden hepsi kör olduğundan eğitim zor oldu. Göl kenarında Yusuf’a dokunduğunda hipnotize edildin. Sen bana zarar veremezsin uğurlu rakamım beş, böylelikle beni vurmanı sağladık sol omzum ve karın boşluğumdan. Doktorda yüksek dozda ilaç vererek halüsinasyonlar görmeni sağladı. Tek olay şahitlerdi onların önünde beni vurmanı ve akıl sağlığını kaybetmeni sağladık. Birde sen Yusuf’a gelmeden söylediklerini nasıl bildi diyebilirsin. Odanda ve kıyafetlerinde mikrofon var. İçinden konuşmadığını bildiğimden çok da zor olmadı. Birkaç sahte evrakla senin hükümdarlığını sona erdiriyorum. Teşekkür ederim beni kurtardığın için........


    Aslında her şey güzel gidiyordu. Ta ki İkinci eşim Bihterle karşılaşana kadar. Hikayenin gerisini siz zaten biliyorsunuz. Yaprak dökümü başlasın.....
  • "En önde gidiyorum diye askerlerimin ne yaptığını fark etmiyorum mu sandınız? Hepiniz damarlarımdaki kan gibisiniz. Her ürpertiyi, her iç çekişi bile seziyorum. Acı çektiğinizde ya da eğlendiğinizde sizi damarlarımda hissediyorum"
  • Taladro değilim ama, ben öldüm bittim geldim de anlatsam bana ne dersin...
    Yener Çevik değilim ama, sinirimi, öfkemi; üzülürsün diye senden gizledim...
    Kaan Boşnak değilim ama emindim zaten geleceğinden...
    Kaan Boşnak değilim ama gel yaslan bana...
    Kaan Boşnak değilim ama her cevabım sensin...
    Kaan Boşnak değilim ama yollar aştım geldim...
    Kaan Boşnak değilim ama ne söylesem boş beni göremezsin...
    Kaan Boşnak değilim ama dünyanın üzerinde denek fare gibiyim...
    Kaan Boşnak değilim ama pişmanlık demode artık ben söylemeden geri dön...
    Kaan Boşnak değilim ama kusmak üzereyim...
    Kaan Boşnak değilim ama boş gemiler geçiyor gönlümün kıyısından...
    Katy Perry değilim ama beni yıkmaya çalıştı...
    Rihanna değilim ama asla tam bir aşka sahip olmadım...
    Charlotte Cardin değilim ama başkasında kaybolduğunu görebiliyorum...
    Scarlet Rose değilim ama sen zaten güzelsin...
    Aurora değilim ama 7 yaşından beri bir hayalim var...
    DKTT değilim ama her yer karanlık...
    Billie Eilish değilim ama geleceğime aşık oldum...
    Deadfısh değilim ama hayatta kalmak için mücadele ediyorum...
    Okean Elzy değilim ama, sarıl bana...
    IC3PEAK değilim ama gözlerimi kerosinle dolduruyorum, görmek istemiyorum...
    Clc değilim ama bugün iyi hissediyorum,iyi hissediyorum...
    Şanışer değilim ama inancın özüyüm...
    Sagopa Kajmer değilim ama, kendimi uçurumlara sürdüğümü gördüm...
    Halsey değilim ama üzgün ve kızgınım çünkü birileri öyle olmalı...
    Bazen Uçmak İsterim değilim ama bana kahve yapsana...
    Şanışer değilim ama susamam...
    Şanışer değilim ama Ay Güneş’i sevmedi diye Güneş doğmayı bırakmaz...
    Halsey değilim ama herkesten nefret ettiğimi söylemeye devam ediyorum...
    Ashley değilim ama seni bulana dek durmayacağım...
    Pinhani değilim ama çok alıştım sana...
    Aurora değilim ama beni ait olduğum yere götür...
    Ayça Özefe değilim ama, hissettim melodinin rengini...
    Rauf&Faik değilim ama seni seviyorum..
    Twice değilim ama ay bize gülümsüyor...
    Plain White T's değilim ama yine de mesafeler konusunda endişelenme. Ben buradayım...
    Ellise değilim ama biri beni korusun...
    Georgia Merry değilim ama karanlığa yabancı değilimdir.
    No.1 değilim ama, döndü ışıklarım, kırmızıdan yeşile...
    Demi Lovato değilim ama ben de çok güçlü bir kadınım...
    Tuğkan değilim ama aklın varsa sen geri dönme...
    Kadita değilim ama sert dalgalarım var...
    Saudade değilim ama, bu gece son kez ölmek istedim...
    Onur Can Özcan değilim ama bahsetme kimselere, yaramızda kalsın...
    Şanışer değilim ama kaç kere öldün?
    Saudade değilim ama, uzaklarda kaldı mutluluk bize...
    Melanie Martinez değilim ama kusurluyuz ve insanız değil mi?
    Sabrina Carpenter değilim ama herkesin en sevdiği kız olamam ki ben...
    Tuğkan değilim ama zor. Çok zor...
    Katy Perry değilim ama aptal bir kız mıyım merak ediyorum...
    Public değilim ama seni benim yapana kadar durmayacağım...
    Halsey değilim ama Tanrı’ya ruhumu alması için dua ediyorum...
    Mertcan Gökkaya değilim ama, olma, sen de onlar gibi olma...
    Stabil değilim ama, merak etme, hiçbir zaman laf ettirmem adına...
    Feride Hilal Akın değilim ama ruhum bedenimle yaratır bir armoni...
    Halil Sezai değilim ama, nerden bulur bu insanlar, en mutsuzken gülünecek şeyleri?
    Tuğkan değilim ama, sorumluluklarım, zorunluklarım var. Uyumaktan hiçbirine yetişemiyorum....
    Tuğkan değilim ama, hayatım akıp gidiyor, ben ona dokunamıyorum...
    Tuğkan değilim ama, bu nasıl ayrılık; sıcak savaş gibi?
    Dolu Kadehi Ters Tut değilim ama dalıyorum dibe.
    Kalben değilim ama, özlemek artık yasaktır...
    Halil Sezai değilim ama, zaten aşklar hep böyle...
    Halil Sezai değilim ama, sana takıldı aklım, geceleri hiç uyuyamadım...
    Elyas&Taha değilim ama, bunun dermanı yok...
    Tuğkan değilim ama, aklın varsa sen geri dönme...
    Marshmello değilim ama kendimi insanlara açmayı sevmiyorum...
    Mary Jane değilim ama, sarhoşum ben, düşünmekten...
    Angelé değilim ama cinsiyet eşitliği istiyorum...
    Ayça Özefe değilim ama dön...
    Tankurt Manas değilim ama, sıkıldım sıkıntı damarlarımda...
    Ezhel değilim ama, müziksiz geçen her ânım zaten cenazem...
    Maty Noyes değilim ama anahtarın var diye istediğin zaman gelemezsin...
    Ezhel değilim ama, bazen seni yıkan şeyler, tekrar eder inşa...
    Sertab Erener değilim ama gel barışalım artık...
    Miley Cyrus değilim ama özgürüm...
    Sia değilim ama sadece bir deha benim gibi bir kadını sevebilir.
    Ezhel değilim ama imkansızlığından isyancıyım...
    Anıl Piyancı değilim ama senden vazgeçemem hiçbir zaman affet bebeğim...
    Katy Perry değilim ama oğlum, sen doğaüstü bir yaratıksın...
    Anıl Piyancı ve Perdenin Ardındakiler değilim ama yağmurlar var kalbimde...
    Ellise değilim ama yanıyorum...
    Tuğkan değilim ama yüzünü göre göre güzelleşirim'
    Tuğkan değilim ama Gitsen de zor gitmesen de...
    Pera değilim ama ben de seni seviyorum...
    Teoman değilim ama ona buna dert oldum...
    Bea Miller değilim ama bir şeyler hissetmek istiyorum...
    Halsey değilim ama bulunduğun yere varana kadar durmayacağım...
    Hidra değilim ama sırıtıyorum delirmiş bir yazar gibi...
    Rota değilim ama, "Hem küfür edip hem sevdiğime ithafen yazmayı bırakıyorum, son kez ben.."
    Rota değilim ama, gebertmene izin veririm beni, kandırmana izin vermem...
    Rota değilim ama, bıkıyorum sensiz düzenimden...
    Sehabe değilim ama, Azrail yorulma, intihar edicem...
    Sehabe değilim ama, "Sarıldığımız caddelere, nası' öyle tükürdün..?"
    Sehabe değilim ama, benim için çekinme, kör bıçağını batır kadın...
    Sehabe değilim ama, okyanusta birkaç damla gözyaşım değil dert...
    Emir Can İğrek değilim ama, bütün hatalarımı kayıklara bırakmışım...
    Gripin değilim ama ben vazgeçtim bu gün...
    Emir Can İğrek değilim ama, bütün hatalarımı kayıklara bırakmışım..
    Emir Can İğrek değilim ama, ömründe bi' kara meleğim, Nalan...
    Şanışer değilim ama, milyarlara bölünüp hayata dağılan bir yıldızın tozuyum...
    Şanışer değilim ama, yine bana kalırım...
    Charlotte Lawrence değilim ama beni neden sevdiğini merak ediyorum...
    Sehabe değilim ama, ölmek için sebebim yok, istiyorum. Yetmiyor mu?
    Sehabe değilim ama, gözlerime bakarak bittiğini söylersin, kırılır ağaçlar dökülür deniz...
    Sehabe değilim ama, intihar etmek istedim, astım yüzümü...
    Rota değilim ama, iyi uykular peder...
    Stabil değilim ama, yıldızlar anlatsa onları dinlerdim...
    Stabil değilim ama, yeni bi' parça lavantanın, bakılmaz ki tadına...
    Onur Can Özcan değilim ama, daha iyi görüyor insan gözleri yaş'landıkça...
    Trevor Daniel değilim ama sana her şeyimi vermeye hazırım...
    Halsey değilim ama kendimi daha da derine itiyorum...
    Pera değilim ama her gece öldüm...
    Alec Benjamin değilim ama ben de senin için kendimi feda ettim...
    Scarlet Rose değilim ama ben de ölmeyi dilerdim...
    Misha değilim ama seni lanet bir arkadaştan öte görüyorum...
    Nasıl Derler Bilirsin değilim ama, sevilmemişim...
    Ellise değilim ama yanıyorum...
    Kina değilim ama hala hayata tutunmamın nedeni sensin...
    Ariana Grande değilim ama kız arkadaşından ayrıl, çünkü sıkıldım...
    Taylor Swift değilim ama onu sevmek kırmızıydı...
    Lana Del Rey değilim ama zamanın durmasını isterdim...
    Deniz Tekin değilim ama duygusal bir kadınım, geri geri gider her adımım...
    YÖKŞ değilim ama çok düşüm kaldı sende...
    Kutup ayısı ve penguen degilim ama tost yapayım mi sevgilim..?
    Can Ozan değilim ama hiçbir zaman görmedim senin gibi...
    Koyu değilim ama, günü öldürmekten sıkıldım artık...
    Billie Eilish değilim ama ben de sevdiklerimi kaybettim...
    Model değilim ama çok canım yandı acımaz artık...
    Amy Winehouse değilim ama ben de sana aşığım...
    Can Ozan değilim ama seni gördüğümde beynim oyunlar oynar...
    Yedinci Ev değilim ama, kalbim seni arıyor...
    Saudade değilim ama, ben yokum...
    Sedef Sebüktekin değilim ama, unutmam lazım...
    Adamlar değilim ama sarılırım birine...
    Adamlar değilim ama rüyalarda buruşmuşum...
    Eskitilmiş yaz değilim ama uyursam geçer mi..?
    Taha değilim ama sen hissettiğim en güzel antidepresansın...
    Sagopa Kajmer değilim ölenlerin yerine ölüyorum...
    Düşsel Avuntular değilim ama oturmayacağım bende dizinin dibinde...
    Zehirli Melodiler değilsin ama, beynimi deli ediyorsun...
    Deniz Tekin değilim ama, şimdi bana sor bi' daha gelir miyim?
    Sagopa Kajmer değilim ama, odamın hayaletisin, sessizliğine hastayım...
    Sagopa Kajmer değilim ama, bütün bu olanlara dayanamam ama hazırım...
    Elyas&Taha değilim ama yorgunum, yorgunum, yorgunum...
    Bağzıları değilim ama bunların düzenine sokayım...
    Birileri değilim ama halledebilirdik...
    Aurora değilim ama, okyanusu dinliyordum...
    Mavi Gri değilim ama ben sende yandım...
    Kalben değilim ama, yetmiş kilo derdim var, baba bana kavun al...
    Farah Zeynep Abdullah değilim ama gel ya da git böyle yapma...
    Ne Jüpiter değilim ama korkma her şey yolunda, gökyüzüm siyah olsa da...
    Ne Jüpiter değilim ama ruhum hep yanında...
    Emre Aydın değilim ama kim dokunduysa ona git...
    Pera değilim ama her gece öldüm...
    Gökşin Derin değilim ama, öldüm, göremedi gözleri...
    Gökşin derin değilim ama benimle kalsan..?
    Gökşin Derin değilim ama, dertler deniz oldu...
    Elyas&Taha değilim ama, kafayı buldum ve gülüşüne sardım...
    Ayça Özefe değilim ama, güçlüyüm değilsin farkında...
    Ayça Özefe değilim ama yıkılmam asla...
    Güler Özince değilim ama bir merkür retrosu aldı götürdü seni benden aniden...
    Kalben değilim ama yalakanım bebeğim...
    Duman değilim ama kimseyi görmedim ben senden daha güzel...
    Duman değilim ama seni kendime sakladım...
    Duman değilim ama söyle nerdesin bal..?
    Engin Bayrak değilim ama, psikopat olmama ramak kaldı benim...
    Model değilim ama ona da her şeyim demişsin bana ne kaldı..?
    Model değilim ama dağılmak istiyorum...
    Yedinci ev değilim ama utanıyorum halimden...
    Pera değilim ama seni kaybettiğimde gördüm...
    Onur Can Özcan değilim ama, güneş sanıp gözlerini, gökkuşağı bekler oldum. Aşk değil desem yalan olur...
    Onur Can Özcan değilim ama, çek al beni şu dipten...
    Halil Sezai değilim ama, hiç mi sevmedin beni..?
    Halil Sezai değilim ama, içimdeki çocuk bir günah gibi, hep suçlu...
    Tuğkan değilim ama seni çok özlüyorum...
    Tuğkan değilim ama nefret dolu bakışlarla mutluluğunu izledim...
    Tuğkan değilim ama, sen gideli aylar olmuş, ben birkaç günü uyanıktım...
    MFÖ değilim ama unuttum seni sanma...
    Canozan değilim ama toprak yağmura ben sana aşık olduk yeniden...
    Emir can iğrek değilim ama bak ben yara gibiyim...
    Gripin değilim ama vazgeçtim ben bugün...
    Gripin değilim ama fal bakmayı öğrendim bugün elini son defa tutabilmek için...
    Naz Ölçal değilim ama bende özlüyorum kavuşamadıkça sana...
    Cem Karaca değilim ama sende başını alıp gitme ne olur...
    Cem Karaca değilim ama tut ellerimi...
    Teoman değilim ama şimdi ölmek istemem...
    Teoman değilim ama serseri doğdum serseri öleceğim...
    Tuğkan değilim ama, geber...
    Keti değilim ama ver beni yalnızlığa...
    Pera değilim ama benim solup giden güzel kokan çiçeklerim var...
    Saudade değilim ama, zaman alsın seni, katsın bana...
    Tuna Kiremitçi değilim ama birden geldin aklıma yakıverdim ışıkları...
    Sena Şener değilim ama bu sefer teni tenime...
    Sena Şener değilim ama kapkaranlık her günüm...
    Teoman değilim ama ona buna dert oldum...
    Mabel değilim ama benim de canımı yakıyor...
    Seksendört değilim ama kendime yalan söyledim...
    Manga değilim ama dünyanın sonuna doğmuşum...
    Can Bonomo değilim ama hikayem bitmedi...
    Pinhani değilim ama sevmekten usanmam...
    Mor ve Ötesi değilim ama bir derdim var...
    Mor ve Ötesi değilim ama daha mutlu olamam ben bu akşam...
    Sezen Aksu değilim ama bende yoluma giderim...
    Emre Yıldırım değilim ama gelmesen de beklerim..
    Gökşin Derin değilim ama bu akşam da aklımdasın...
    Yedinci Ev değilim ama sevsene beni...
    DKTT değilim ama madem seni çok istiyorlardı öylece ortaya koymasalardı...
    DKTT değilim ama olmazsan olur mu'yu denedim, ilk attığım adımda sendeledim...
    Perdenin ardındakiler değilim ama, beni sev, beni gör, beni duy ve sarıl...
    Perdenin Ardındakiler değilim ama, beni kendinden kurtar...
    Perdenin Ardındakiler değilim ama ellerim seni istedi...
    Son Feci Bisiklet değilim ama bu kız beni öldürür...
    Tuğkan değilim ama belki de seni hala deli gibi seviyorumdur...
    Yaşlı Amca değilim ama ne giyerse giderdi hoşuma...
    Can Ozan değilim ama bebeğimi üzdüklerini biliyorum...
    Tuğkan değilim ama gidişini izledim...
    Saudade değilim ama aşkı unut beni unutma...
    Kaç Canım Kalmış değilim ama kafamı hissetmiyorum...
    Karamel Makiyato değilim ama, ben herkesi kendim sanmışım...
    Emre Aydın değilim ama, sen beni ölsen unutamazsın...
    No.1 değilim ama, olmasa da olur...
    Bilal Sonses değilim ama öpesim var...
    Kahraman Deniz değilim ama, bu geceki hikâyesi uzun olur hâlimin..
    R.O.D.Y değilim ama artık bizden olmaz...
    Romeo değilim ama julietim için ölürüm...
    Fatma Turgut değilim ama seni çok özledim...
    Rm değilim ama bazen kendimi aşağılıyorum...
    İbrahim Erkal değilim ama bir sana yandım ben...
    I'm not Dandelion Hands but "I won't breathe until i take your breath away…
    Billie Eilish değilim ama, seni tahmin edebileceğinden çok ve çok seviyorum...
    NF değilim ama sen özelsin...
    Sia değilim ama ben dayanıklıyım...
    NF,değilim ama ben kendi yolumdayım...
    Alec Benjamin değilim ama, would you love me more, if i killed someone for you..?
    Gnash değilim ama I hate u I love u...
    Bruno Mars değilim ama talking to the moon...
    Gracie Abrams değilim ama I miss you, I'm sorry...