Kirli ve kopuk sesler var aramızda
Suç bu .
... gecenin ortasından bir garson geçiyor,
bir bardak bölüyor karanlığı...
Bak, bir kağıtta notlar var, sana yazılan
"ben şimdi uzaklarda bir fırtınayım
gece geçen tren seslerine karışan."
Uzak ve kirli sesler var aramızda
Suç bu .
... baharı ve kışı özlüyorum aynı anda
sonra yaşlanıyorum giderek
sandalyeleri çağrıştırıyor bu müzik bana ...
Bak, şiirin ortasından bir garson geçiyor,
lavanta kokuları
ve ilk günler geçiyor ayrılığın ortasından
bardaklar ve çaylar geçiyor hatta.
Ben, birlikte kayıya sürüklediğimiz kayıktan
saflığımı ve sabrımı aldım tek
kalanları kumsala göm sen de
yaz boyunca
nasılsa her keder eksilir
kendini doldurarak.
Sardunyalarla konuşarak çoğalttık
aramızdaki ayrılığı
sayarak çoğalttığım günleri tamamladım
kirpiklerimin arasına çektiğim tülde
yağmur durdu ve şimdi kış bitiyor
oysa kimse yokmuş dışarda
içim dışıma vuruyor,
sardunyalara su vermekle unutamadığımız
şeymiş aşk:
alnından bir günaydın gibi düşürdüğün sabah,
sağ yanımda unuttuğun keder.
insan kadife bir hatıradan başka nedir ki? Geçmiş:üstümüzü
her gece onunla örttüğümüz...uykularım derininde kor
yankılara düşer gibi olduğumuz ve sonra unuttuğumuz.
Dağın doruğu ile dağın derini arasındaki mesafeden başka nedir
ki insan:derininde kor tutmuş haller, doruğunda ıssızlık bilgisi ...
Güne ait sesler çoğaldığında hatıranın kendisi de kokusu da
bilgisi de silikleşecek ...
Ve,insan
sabahın nemi kadar sessiz olmayı isteyecek.