Namuslu bir insan, olduğumun şuuru,
beynime vuruyor, karakter sahibi oluşum, gönlümü yüce bir duyguyla
dolduruyordu: gemi leşlerinin yüzdüğü bulanık insanlık denizinde bembeyaz bir fenerdim ben.
Ve karanlık çepçevre etrafımda pusudaydı; her taraf sessizdi, her şey
sessiz. Ama yukarda ebedi musiki, hava, asla susmayan uzak ve sessiz
uğultu devam ediyordu. Bu sonsuz, hasta mırıltıya uzun müddet kulak
verdim; derken zihnim bulanmaya başladı; şüphesiz, üzerimde yuvar-
lanan, dünyaların senfonisiydi bu; bir şarkıya bağlamış yıldızlardı...
Affetmekten duyduğum mutluluk bana görevlerimi hatırlattı. Artık tamamen affettim. Şimdi öteki yanağımı uzatıyorum. Artık öyle bir haldeyim ki, paltomu alsalar, ceketimi bile vermeye razıyım. Tanrıdan beni affedebilme mutluluğundan yoksun bırakmamasını diliyorum.