Açlık..
Neyin açlığı nasıl bir açlık..
Bir güncenin kaleme alınmışı gibi geldi bana eser. Açlık bu kitaptan hissedilebilecek kadar basit değil. Yazarı bu kadar derin hissetmiş ya da yaşamış mıdır bilemem. Açlığı görmek için ülkemizin yakın tarihine afrikaya zulüm altındaki Müslüman ülkelere bakıp derin bir empati yapabiliriz. Ayrıca oruç tutmak bu hissiyatı yaşatabilir bize tüm uzuvlarımızla. Fakat bu eserdeki açlık fiziki bir açlık. İçinde bulunduğumuz çağ manevi açlığın içinde boğuluyor ve toplum boğulduğunun farkında değil.
Buhranlı bir kitap bir sefalet piyesi bile denilebilir. Boğucu bir yapıt olmasına rağmen inatla ümitle belki bir cümle bir kelime bir şey yakalayabilirim düşüncesiyle okuyup neticelendirmek istedim ve çok çok zorlansam da okuyuşum nihayete erdi. Ancak eserden faydalanabildim çıkarımlar yapabildim diyemiyorum ne yazıkki. Nasıl dünya çapında ün sağlayabilmiş bu eser bilemiyorum. Yazarın ciddi emeğine saygı duymamla birlikte okunmasını değil okunmamasını tavsiye ederim. Zamanınızı daha dolu daha zarif eserlere ayırabilirsiniz.
İbn Haldun'un Mukaddime isimli eserinden seçmelerden oluşan kısa olmasına binaen içeriği öz itibariyle kulağımıza küpe edilip hayatımızda düstur alınacak nitelikte.
Devletlerin kuruluşu, yükselişi, ihtiyarlaması konuları üzerine dönemin Arap devletlerinden örnekler verilerek tefekkür edilip kaleme alınmış. Bu dönemlerdeki zorluklar ve tarihte karşılaşılan örnek olaylarla hangi davranışların ne tür sonuçlara varabileceği resmedilmiş.
Kitabın bana göre can alıcı noktası son kısımda bulunan; Tahir b. Hüseyin'in, Vali olarak atanan oğlu Abdullah'a yazdığı tabiri caizse çobanlığını yapacağı halka hizmet ederken dikkat etmesi gereken hususları (öz olarak İslâm üzere yönetmesi, Allah'ın rızasını gözetmesi) tavsiye niteliğinde kaleme aldığı mektubudur.
Refahın olmazsa olmazlardan olmanın yanında rehavetin devleti ihtiyarlamaya belki de sonuna hazırlayacağını da ifade eder. Ayrıca devletin ticaret ve ziraatle uğraşmaması konusunu üzerine basarak vurgulaması üzerinde uzun uzun düşünülmesi gereken noktalardan birisi sanırım.
Eser devlet temelli olsa da insan ekseninde de değerlendirilerek 'bir küçük âlem' olan insanın kendisini yönetiminde de uyması uygulaması gereken hususlar içerdiği çıkarımı yapılabilir kanaatindeyim.
Asıl olarak bakarsak pek çoğu bildiğimiz ancak hayatımıza uygulamakta yeterli gayreti göstermediğimiz noktalardan oluşan bu eseri okuyup kendi muhasebemizi yapabiliriz.
İslâm'ı hakkı ile yeterince biliyor muyuz, bilmediklerimizi eksiklerimizi öğrenmek için gayret gösteriyor muyuz Müslümanlar olarak..? Yahut Elhamdülillah Müslümanım demeyi yeterli mi görüyoruz..?
Kitap kapsamlı bir çalışmayla hazırlanmış gibi duruyor. Dünyanın ev sahipliği yaptığı;
Mezopotamya, Pers, Hint, Çin, Afrika, Grek, Bizans, Amerika, Japon, İslâm ve aklıma gelmeyen diğer