Pervin Albayrak Maral

Pervin Albayrak Maral
@darwinschild
Yüksek Lisans/Felsefe.
31 Ekim 1999
118 okur puanı
Eylül 2021 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
MEZHEP GÜNAH MI DEĞİL Mİ?
Allah aşkına biri şunu açıklasın. Bir mezhebe mensup olmak günah mı değil mi? Bir grup diyor ki mezhep takva için, ayetlerde farklı fıkhi yorumlar olabilir. Bir grup da diyorki Kur'an-ı Kerim'de Enam suresi 159. Ayette "dinlerini parça parça edip fırkalara/hiziplere bölünenler var ya, senin onlarla hiçbir ilişiğin yoktur. Onların işi Allah'a kalmıştır. Allah onlara yapıp ettiklerini haber verecektir." İfadesiyle mezheplerin günah olduğunu söylüyorlar. ARTIK BİRİ AÇIKLASIN DOĞRUSU NEDİR?
Merhaba, ateist olarak olabildiğince tarafsız bir yorum yapacağım. Eğer mezhebi bir "din" gibi görür ve diğer mezheplerden olanları dışlarsanız, o zaman ayetteki uyarı kapsamına girme riski doğar. Mezhepler, hakikate giden farklı yollardır; ana yolun kendisi değil. Eğer bir "din" olarak görmek yerine bir hakikat yolu olarak görürseniz işiniz çok daha kolay olacaktır. Her şeyin dozu önemli. Ne körü körüne tapacaksınız ne de körü körüne kopacaksınız.
Reklam
Konuştukça ses tonu yükseliyordu: "Orduyu imha etmek için mutlaka subayları aşağılamak lazımdır. Bundan sonra milleti koyun sürüsü gibi boğazlamakta engel ve müşkülat kalmaz. Arkadaşlar, ordu ancak subaylar sayesinde vücut bulur. Ordunun ruhu subaylardır."
Sayfa 145 - MasaKitap·Kitabı okudu
"... Subaylar, fedakârlar sınıflarının en önünde bulunmak mecburiyetindedirler. Çünkü düşmanlarımız herkesten evvel onları öldürürler. Onları aşağılar ve hor görürler. Hayatında bir an olsa bile subaylık yapmış bir insan hayatta iken bu muamelelere katlanamaz. Onun yaşamak için bir çaresi vardır. Şerefini korumak... Dolayısıyla subay için ya istiklal ya ölüm vardır. Fakat arkadaşlar, ölmeyeceğiz, bağımsızlığımızı koruyarak yaşayacağız ve milletimizi daima bağımsız görmekle bahtiyar kalacağız."
Felsefe
Uzun zamandır üzerinde çalıştığım bir özgün bir çeviri makalem yayımlandı. Zihin felsefesi ve bilince farklı yaklaşım benimsemek isteyenler için tavsiyemdir. dergipark.org.tr/tr/pub/metazihi...
1000Kitap
Okudum size ait olan makaleyi, emeğinize sağlık. Çeviri olanı okumadım ama zaten Varela'nın çalışmasını merkeze aldığı için gereken bilgileri aldığımı düşünüyorum. Nörofenomenoloji kavramını tanıdığım, literatürdeki bir terim olarak öğrendiğim iyi oldu. Zaten makalenin başlığından da anlaşılacağı üzere nörofenomenolojinin genel kapsamı, ne olduğu ve takıldığı problemler üzerine bilgilendirici bir yazı olmuş. Hali hazırda okuduğum kitapla da benzerlik içeren bir konu olduğundan okuması faydalı oldu. Bilinç, zihin gibi kavramların yeterince netleştirilebilmesini ve geleceğini, bilimsel gelişmelerin derinleşmesiyle birlikte bu ampirik alanla olan kol kola yürüyüşünde görüyorum şahsen. Evet çok fazla öznellik ve karmaşıklık içeren yapılar ve kavramlardan söz ediyoruz fakat bu karanlığı aydınlatacak daha güvenilir bir yol bulmak bir hayli zor. Sonuçta biyolojik varlıklarız ve bir şekilde bu bulmacayı git gide daha az karmaşık hale getirme konusunda başarılı olacağımıza inanıyorum.
Merhaba, öncelikle teşekkür ederim. Literatürde sınırlılığını henüz ele alan bir çalışma yok, yurt dışından okuduğum makalelerden anladığım kadarıyla yazdım, bazı yerlerde çeviri veya anlam hatası olduysa affola :). İkinci olarak da bilincin açıklanması için kol kola yürüyen birçok yaklaşım var fakat ben yok olmuş klasik yaklaşımların çoğu gibi modern zihin felsefesi geliştikçe nörofenomenolojinin de tarihe gömüleceği kanısındayım. Üçüncü olarak evet, sonuç olarak biyolojik varlıklarız. Ama biyolojik varlıklardan ziyade bir varlık olduğumuzu düşünüyorum. Çünkü eğer öyle olmasaydı şimdiye kadar zihin, bilinç, dil gibi kavramlara net olmasa bile tatmin edici bir açıklama getirebilirdik diye düşünüyorum. Bu elbette ki tartışılır. Yorumunuz için teşekkür ederim 🩵.
Avusturyalı filozof Ludwig Witgenstein (1889-1951)
"Peki böyle bir sanatçıya, 'Etrafınızdaki dünyada gördüğün herhangi bir şeyin resmini istemiyoruz. İstediğimiz şey sadece senin resim yapma tarzının bir resmi. Bu yöntemin bir örneği değil! O yolun kendisinin bir resmi!' diye bir şey söylediğimizde ne istiyor olabiliriz? Açıkçası, bu hiçbir sanatçının yerine getiremeyeceği bir taleptir. Bir sanatçının resim yapma biçimi her resminde kendini gösterir, ancak (mantıken) hiçbir resminin konusu olamaz." Başka bir deyişle, deneyimin/dünyanın belirli yönleri vardır; kelimelere dökülemez ya da resmedilemez. Wittgenstein daha genel bir ifadeyle şöyle devam etmiştir: "Felsefe ve mantığın önermelerinin kendileri, mümkün olgu durumlarının resimleri değildir. Söylenemese de dilin yapısının ne olduğunu gösterirler. Wittgenstein, dilin bize bir bütün olarak fakat sınırlı bir bütün olarak bir dünya duygusu verdiği; mistik olanı oluşturan şeyin bu sınır duygusu olduğu ve bu sınırların ötesinde bir şey olduğu sonucuna varmıştır.
Sayfa 280 - Dünyayı sınırlı bir bütün olarak görmek ya da hissetmek, anlam kurallarının söylenebilecekler üzerine koyduğu sınırların farkında olmaktır.·Kitabı okudu
Wittgenstein baba dilimin sınırları dünyamın sınırlarıdır derken soyut dünyayı dışta tutmuş, düşünceyi sağ koltuğa dili ise sürücü koltuğuna oturtmuştur. Çok sevdiğim, bayıldığım bir filozoftur kendisi, baba bir dil felsefesi filozofudur fakat dil ile ilgili olan bu görüşü (ki o zamanlar zihin tartışmaları da vardı) biraz yetersiz gibi geliyor bana.
Önceki 3 yanıtı göster
Sheldon
Sheldon
Zihin Felsefesiyle ilgilenirseniz eğer temel zihin felsefesine tezimden erişebilirsiniz. İlk bölümlerini tamamen zihin felsefesine ayırdım, size kitap önerileri sunabilirim rahatça. Dil zihin paralelliğini de Doktora'da yazacağım tezde işlemeyi hedefliyorum. Bu yüzden klasik felsefeyle (dil felsefesiyle en azından) ilgiliyim. Yardımcı olabilirsem ne mutlu bana :).
1 yanıtı göster
Avusturyalı filozof Ludwig Witgenstein (1889-1951)
"Peki böyle bir sanatçıya, 'Etrafınızdaki dünyada gördüğün herhangi bir şeyin resmini istemiyoruz. İstediğimiz şey sadece senin resim yapma tarzının bir resmi. Bu yöntemin bir örneği değil! O yolun kendisinin bir resmi!' diye bir şey söylediğimizde ne istiyor olabiliriz? Açıkçası, bu hiçbir sanatçının yerine getiremeyeceği bir taleptir. Bir sanatçının resim yapma biçimi her resminde kendini gösterir, ancak (mantıken) hiçbir resminin konusu olamaz." Başka bir deyişle, deneyimin/dünyanın belirli yönleri vardır; kelimelere dökülemez ya da resmedilemez. Wittgenstein daha genel bir ifadeyle şöyle devam etmiştir: "Felsefe ve mantığın önermelerinin kendileri, mümkün olgu durumlarının resimleri değildir. Söylenemese de dilin yapısının ne olduğunu gösterirler. Wittgenstein, dilin bize bir bütün olarak fakat sınırlı bir bütün olarak bir dünya duygusu verdiği; mistik olanı oluşturan şeyin bu sınır duygusu olduğu ve bu sınırların ötesinde bir şey olduğu sonucuna varmıştır.
Sayfa 280 - Dünyayı sınırlı bir bütün olarak görmek ya da hissetmek, anlam kurallarının söylenebilecekler üzerine koyduğu sınırların farkında olmaktır.·Kitabı okudu
Wittgenstein baba dilimin sınırları dünyamın sınırlarıdır derken soyut dünyayı dışta tutmuş, düşünceyi sağ koltuğa dili ise sürücü koltuğuna oturtmuştur. Çok sevdiğim, bayıldığım bir filozoftur kendisi, baba bir dil felsefesi filozofudur fakat dil ile ilgili olan bu görüşü (ki o zamanlar zihin tartışmaları da vardı) biraz yetersiz gibi geliyor bana.
Önceki 1 yanıtı göster
Sheldon
Sheldon
kesinlikle okumanızı tavsiye ediyorum, felsefe tarihinin hem en yakışıklı hem de en keskini. Anlamak biraz zaman alıyor, Tractatus'u ilk okuduğunuzda ayrı 10. defa okuduğunuzda ayrı bir anlam çıkarıyorsunuz. Bu da Wittgenstein'ın söylemeye çalıştığı şey. Fakat benim alanım Zihin Felsefesi. Ben düşünce ve dilin birbirine paralel olduğu kanaatindeyim, bu yüzden biraz keskin bir tavrım var. Wittgenstein bu konuda bana yetersiz fakat klasik felsefede en donanımlı filozof gibi geliyor.
3 yanıtı göster
Reklam