Hayatımda uzun zamandır bu kadar güzel bir kitap okumamıştım. Bana göre, büyülü gerçekçiliğin zirvesidir bu kitap. Mükemmel.
Buendia'ların kuşaklar boyu süren hikâyesinin döngüsel bir zaman çizgisiyle anlatılması, isimlerin belli kaderleri temsil etmesi ve benzer karakterlere sahip olmaları... Muazzam.
Ne kitapta anlatılan olağanüstü olaylar garip geliyor ne de normalde tasvip etmeyeceğimiz durumlar sırıtıyor. Hikayenin akışına kapılıyorsunuz.
"Seni ömrüm boyunca ölü olarak yanımda taşımaktansa, diri diri gezdirmeyi yeğlediğim için böyle yapıyorum."
Bu alıntı kitapta geçen en iyi cümledir bence. Jose Arcadio'nun yaşadığı yeri değiştirmesini ve aynı zamanda Macondo hikâyesinin başlangıcını içinde barındırır.
(Kitabı okumadan anlaşılması imkansızdır elbette.)
***
"Çiçekler bütün gece süren suskun bir sağanakla köyün üzerine yağdı. Bütün çatıları örttü, bütün kapıların önüne yığıldı ve dışarıda yatan bütün hayvanları soluksuz bırakıp öldürdü. Gökten öyle çok çiçek yağdı ki, sabahleyin sokaklar kalın halılar döşenmiş gibi oldu ve cenaze alayının geçebilmesi için çiçekleri küreyip atmak zorunda kaldılar."
Neden bilmiyorum ama bu kısımda çok duygulanmıştım. Hiçbir ağıt veya çığlık yokken sadece bir sarı çiçek yağmurunun insanın gözlerini doldurması... anlatılmaz galiba.
Teşekkürler Marquez.