Korporatizm milliyetçilikten beslenir ve onu besler, kimi zaman zenofobik olabilir, faşizme kadar varabilir ama aslen milliyetçilikle aynı şey değildir, meselesi daha ziyade ekonomiktir. Bireyi ve toplumu değil devleti merkeze koyar. Hak değil görev temelli bir vatandaşlık modeli tanımlar. Otoriter karakterlidir, güçlü lider kültürüne dayanır. Özgürlüklere duyarlı değildir. Etnik, inançsal, cinsel vb. kimlik ve hak taleplerini bastırır, önemsizleştirir. Emek sermaye çelişkisi ve sınıf çatışmasını reddeder, sınıfsal farklılıkları doğal bır işbölümüne indirger. Özel mülkiyet ve girişimle büyük bir sorunu yoktur, ancak üretim ve tüketimi düzenlemek ister. Bu açıdan hem anti-liberal, hem de anti-Marksist ve anti-sosyalisttir. Dayanışmayı kapitalist rekabeti ve tekelleşmeyi dizginlemek üzere göreve çağırır. Gelişmenin çatışma değil uyumla mümkün olduğuna ve istikrara inanır. Bu uyuma yönelik tehdit olarak gördüğü grev, isyan, direniş, mücadele, kimlik ve hak taleplerine düşmandır. Eşitsizlikler karşısında ise devrimci ve düzenleyici değil dayanışmacı ve hayırseverdir.