• 384 syf.
    ·5 günde·10/10
    Nasıl anlatmalı böylesine hem açık olan hem de sembolik olan bi' kitabı bilemiyorum. Galiba distopya türünün gücü bu: anlatımsızca yaşatabilecek nitelikte olmak.

    Nüfus azalması gerekçesiyle kadınların nüfus artırmak amaçlı sadece bir mal gibi, araç gibi kullanılması üzerine oluşturuluyor hikaye. Kurgu olağanüstü, korkunç ve ayrıntılı. Okumamı hızlandıran ve beni kitaba bağlayan şeylerin başında geldi bu. Fakat en etkileyici bulduğum şey bu değildi. Benim dikkatimi ısrarla çeken şey, geçiş aşamalarıydı. Bir toplumu bir anda farklı bir yapılandırmaya, farklı bir düzene sokmak asla kolay olamaz. Bu kor gibidir, için için, zamanla gerçekleşen bir şeydir. Şu sözler yeterince özetler nitelikte bence..

    "Hiçbir şey bir anda değişmez: Derece derece ısınan bir küvette farkına varmadan haşlanarak ölürsünüz. Elbette gazetelerde öyküler vardı, hendeklerde ya da ormanlarda bulunan cesetler, ölesiye dövülmüş ya da sakatlanmış, eskiden dedikleri gibi saldırıya uğramış; ama bunlar başka kadınlar hakkındaydı ve bunları yapan erkekler başka erkeklerdi. Hiçbiri tanıdığımız erkekler değildi. Gazete öyküleri bizim için rüya gibiydi, başkalarının gördüğü kötü rüyalar.
    Ne korkunç, derdik, öyleydiler de, ama inanılır olmaksızın korkunçtular. Aşırı melodramatiktiler, bizim hayatımıza ait olmayan bir boyuta sahiptiler."

    Her şeyin kademeli olarak manipüle edildiği, özgür mü özgür, şu "harika" hayatta en çok da kişinin zorbaca, istenmeyen sorumluluklarla kendilerine ait öz-distopik yaşamlarını sağlayan bi' düzen ve zamandayız. Okuduğum kitap bi' dayatıdan bahsediyor, ardından gelen diretiden. Dayatıya direnir kişi, bu var, var olagelmiş de... Ama kişinin kendi kendisine dayatı uygulamak, bir şeyleri dayatmak zorunda olduğu bi' sistemde, böylesine serbest(!) bir sistemde, kişi kime direnecek? Kendisine mi, sisteme mi? Asıl distopya bence bu! Hevesle başlanan nice olayın ardında boş gözlerle bakılan, sıfır mutluluk, nice yaşama hali var. Oysa bunların birer manipülasyon, birer coşku aldatmacası olduğu sonradan anlaşılıyor. Yaşamın temeline yerleştirilen dayatı bombaları zaman içinde
    iç-distopik buhran nöbetlerini oluşturuyor kişinin. Peki kişi kime, neye direnecek?

    Hem kurgusu hem de bitişi nedeniyle çok etkilendiğim bu derin, sorgulayıcı ve gerçekçi geçişlerle dolu olan kitabı herkese tavsiye ederim. İyi okumalar...