Karanlık duvarları yıkmak yetmiyordu. Bazen karanlık bir duvarı yıkarsınız ve önünüzde geniş bir yol açılır ama ikinci bir duvara kadardır bu. Gelmez duvarların sonu. Bazen de aklın barikatlarını yıkarsınız ve önünüzde deliliğin yolları açılır ama yeni bir akla kadardır bu. Ne deliliğin sonu vardır ne de yolların. Sokaklar boyu yürüyüp düşündüm, gidecek yerim yoktu benim. Rüzgarlara karşı durup düşündüm, arayacak kimsem de yoktu benim. Yolun başında müptelaydım, yolun sonunda müptezel.
Ekmek bıçağında dilimleniyordu ömrüm,
Masum, yalınayak çocukluğum,
Umudun kıyısından geçmeyen gençliğim,
Ulu orta seriliyordu, harami sofrasına.
Düş bahçelerim yağmalanıyordu,
Herkes payına düşeni alıp giderken..
Saat on ikiyi beş geçiyordu...