"Öyle bir bilgiyi, seni yok edebilecek bir sırrı güvenip de bir başkasıyla paylaşır mıydın?"
Evet, diye düşündü Kaz hiç tereddütsüz. Güvenebileceğim bir kişi var. Zaaflarımı bana karşı asla kullanmayacağını bildiğim bir kişi.
Karanlıkta iki gölge, umutsuz, ağır alacakaranlıkta birbirine uzanıyor. Elleri birleşiyor ve ışık, yüz altın kupadan dökülen bir güneşmişçesine sel olup yayılıyor.
Onu yalnızca dokunarak, yalnızca koklayarak bile tanırdım; kör olsam bile nefeslerinden, ayaklarının yere vuruşundan tanırdım. Ölmüş olsam bile, dünyanın sonu gelmiş olsa bile tanırdım onu.