__Realizm akımının bir parçası olan Servet-i Fünun yazarı Mehmet Rauf’un ilk polisiye romanı olan Define, Başhekim Şakir Feyzi’nin, hastası vesilesiyle öğrendiği mirasın peşine düşüp İstanbul’a gitmesiyle başlar. Başhekim, Sherlock Holmes ve Arsen Lüpen hayranı olarak adım adım mirasçılarının (biri yaşlı, biri genç olan iki kadın ve para düşkünü eski eş.) ve eş zamanlı olarak adım adım definenin peşine düşer; sahil, boğumlar, köşk…
İlk kez Mehmet Rauf okuyan biri olarak kalemini kıyaslayamam ancak büyük ölçüde beğenmediğimi söyleyebilirim. Define’de, mirası bulmak yönündeki süreç merak cezbetse de karakterler bakımından rahatsız edici bir üslubu var; kadınlara karşı yaklaşımı “İki yüz elli bin lira ve bu iki nefis mahlûk…” gibi yapmış olduğu benzetmeler ve “İnsan, yetilerini idare etmekten âciz bir kadın gibi oyuncak kalıyor.” cümleleri dediğim gibi rahatsız edici.
Mehmet Rauf, Osmanlı’nın son padişahlarına şahitlik etmiş biri olarak, eserine de yansıtmış eleştirilerden bahsetmiş, fikirlere yer vermiştir. Merak duygusunu hissettirebilmesi ile bir paranın hele ki büyük bir miktarın insanı ne kadar değiştirebileceği/bozabileceğini yansıtmıştır.
Mehmet Rauf’un ilk kez 1927 senesinde yayınlanan Define'sini okuyarak, kalemiyle tanışmak ve Türk Edebiyatı klasiklerinden bir tane eksiltmek için bu kitabı tercih edebilirsiniz.__