• #RobinSharma
    #Senölüncekimağlar
    Okuduğum güzel kitaplardan biri daha bitti. Hayatımızda başarı, mutlukuk yolunda ve hayatı daha dolu verimli yaşamam isteyenler için çok güzel yol gösterici tavsiyeleri olan harika bir kitap. İnsanlar ne yazık günlük 3 4 saati saçma sapan diziler izleyerek boşa geçiriyor. Ailesiyle yeterince zaman geçirmiyor. Kendini geliştirmek yerine boş şeylerle uğraşıyor. Bu değerli zamanları güzel işler yaparak kullansak mutlu ve başarılı oluruz. Hayatımızı dolu ve verimli geçer. Hayatı dolu dolu yaşayalım. Başkalarına da dayalı olalım. Bu dünyadan göçerken güzel eserler bırakarak mutlulukla gidelim.
    #GençGirişimci
    #ZirveyeDoğru
    #ZirveyiİstiyorsanBizeKatıl
    #okuGeliş
    #zamanıverimlikullan
  • Oncelıkle hepınıze musmutlu bır aksam dılıyorum. Lafa nasıl baslasam, ne desem hıcbır fıkrım yok. Icımden gelenlerı soyleyecegım her zamankı gıbı.

    Bılen bılır, tanıyan tanır benı. Buralarda bırkac gundur yoktum, gıremıyordum pek. Uzun bır sure bu boyle gelıp boyle gececek. Uzun bır yoldayım. Cok da degıl aslında, en son 260 kusur gunumuz kalmıstı. Her seyden bır mıktar uzaklasmam gerek, herkesten. Bunun kımsenın umrunda oldugunu zannetmıyorum ama dıle getırmek ıstedım. Hepınız, burada tanıdıgım herkes bır ıncı tanesı kadar degerlı benım ıcın. Bu yazılanlar veda nıtelıgınde degıl tamamen gıtmeye nıyetım yok. Yerı geldı anketlere troll yorumlar yaptım, lınc yedım. Insanlara ıyı nıyetlı yaklasırım, lınc yerım. Sert bır tavır takınırım lınc yerım. Olsun burada gecırdıgım her an sayenızde verımlı gectı. Su ana kadar kımlerın kalbını kırdım bılmıyorum ama hepıcıgınızden ozur dılerım. Sız guzel ınsanlar kendınıze ıyı bakın, yakında bomba gıbı alıntılarla burada olacagım..
  • Burada takip ettiğim güzel insanlar var.

    Melek
    özlem
    Nada güneş
    CEYLAN
    Roland Deschain

    Hep sorunlardan bahsedecek değiliz ya.
    Hepsi birbirinden ayrı, değerli insanlar.

    Takip etmenizi tavsiye ederim.
  • Merhaba Değerli Kitap Severler

    Bugün sizlerle Stefan Zweig'in çevirisi yeni yapılan eseriyle beraberim


    #stefanzweig #omuydu #kitapyorumu


    Şehrin görüntüsünden uzaklaşıp kimselerin yaşamadığı sakin bir tepeye taşınan karı-kocanın taşınmasıyla başlıyor öykümüz. Zaman geçtikçe sessizlikten sıkılan ailemiz keşke etrafımıza yeni insanlar taşınsa diye düşünürken, bu düşüncenin üzerinden çok zaman geçmeden karşılarında bir inşaatla karşılaşıyorlar. Yeni komşuları oluyor ve bu komşuları aşırı iyimser ve mutlu bir insan. Acaba bir insanın bu kadar mutlu olabilmesi insana sıkıntılar doğurabilir mi? Mutluluğun bir sınırı olmalı mıdır? Tutkuyla bir yöne bakarken diğer tarafta neleri kaçıyoruz? Yaptığı her ise tutkuyla bağlanmak nasıl sonuçlar doğurabilir? Bunlar gibi sorulara yanıt ararken bir köpeğin düşüncelerini bize çok derin bir şekilde aktarıyor Stefan Zweig. Diğer kitaplarından farklı olarak bir cinayetin izini sürdüğümüz bu polisiye öyküyü çok beğendiğimi ve mutlaka okumanız gereken bir Stefan Zweig klasiği olduğunu söyleyerek tüm değerli kitap severlere tavsiye ediyorum. 


    Yeni gönderilerde tekrar buluşmak umuduyla

    İyilikle, dostlukla, sağlıkla kalın.

    Huzurlu okumalar 🤗
  • Merhaba Değerli Kitapseverler 

    Bugün sizlerle listenizin en başına yazmanızı tavsiye ettiğim bir kitap yorumuyla beraberim

    #mihail #lermandov #zamanımızınbirkahramanı #kitapyorumu #tavsiyekitap


    Değerli okurlar öncelikle sizlere kitapla tanışma hikayemi anlatmak istiyorum. 


    Yaklaşık 2 yıl önce İstanbul'a misafirliğe gitmiştim teyzemlere. Yanımda okumak için kitap getirmemiştim. Çünkü oraya gittiğimde keşfedilmemiş mükemmel kitaplar buluyorum. Eniştemle sohbet ederken kitaplardan söz açıldı. Birbirimize kitap öneriyoruz, yazarlardan bahsediyoruz derken eniştem çok eski olduğu belli olan adeta yıllara meydan okumuş bir kitap getirdi. Basılalı yaklaşık 50 yıl olmuş. Bu kitap rahmetli babamın en sevdiği kitaptı dedi. Öyle deyince çok merak ettim. Adını daha önce hiç duymadığım bir kitaptı. Okumak için izin aldım. Kitap beni resmen hapis aldı ve bir solukta okuttu kendini. Çok derinden etkilendim. Kitabı orada bırakmak istemedim ama baba yadigarı olduğu için bırakmam gerekiyordu. Bu kitabı bulup almalıyım dedim kendime. Yaklaşık 5-6 ay aradım kitabı. Can yayınlarının bastığını bilmiyordum. Eski bir kitap artık basmamışlardır diye internete bile bakmamıştım. Günlerden birgün sahafları gezerken buldum ve raflarımın arasındaki yerini buldu. Biraz zaman geçti. Bir arkadaşım "birbirimize kitap gönderelim mi?" dedi. "Tamam olur" dedim. Ama o ben olur demeden önce göndereceği kitabı kargoya vermiş bile. Kargo geldi ve x yazarının imzalı  bir kitabını bana yollamış. İçine not olarak "senin benden daha çok dikkat ederek koruyacağını düşündüğüm için sana yolladım bu kitabı" yazmış. Nasıl mahçup oldum kelimelerle ifade edemeyeceğim için kendimi zorlamamayı tercih ediyorum. Bu kadar değerli bir hediye karşısında daha da mahçup olmayım dedim ve çok aradığım Zamanımızın Bir Kahramanı kitabını yolladım. Daha sonra bu kitap rafımda mutlaka olmalı deyip sahafları gezmeye başladım tekrar. Bir sahaf dikkatimi çekti. Diğer sahaflar gibi dikkat çekici bir tasarımı yoktu. Dikkat çekmemesi benim ilgimi çekmişti.



    İçeriye girdim. Selamün aleyküm - Aleyküm selam - Hayırlı İşler faslından sonra 'Zamanımızın Bir Kahramanı' kitabını arıyorum dedim. "Oturmaz mısın?" dedi sahaf abi. Olur abi dedim. Çok sıcakkanlı ve hürmetle karşılandım. O arada hayrolsun diyorum içimden. Böyle hoşgörülü insanlar kaldı mı dedim kendi kendime. Çünkü biliyorum çoğunluğu para kazanmak için yapıyor bu işi. Konumuza dönelim. Abi çay demlemiş. İçersin değil mi diye sordu. Abi ben Karadenizliyim dedim. Demli bir çay doldurdu. Sonra sohbet etmeye hazırlanır gibi koltuğuna oturdu. Biliyor musun benim en sevdiğim kitaplardan biri o dedi. Sen sorunca çok mutlu oldum. Gerçek bir okur kitabı o. Çok kişi bilmez dedi. Sonrasında uzunca oturduk sohbet ettik, fikir alışverişlerinde bulunduk. Hala Ankara'ya gittiğimde abi kardeş gibi sohbet edebildiğim bir sahaf olmuştur kendisi. Kitapla tanışma hikayemi burada sonlandırmak istiyorum ve kitaptan bahsetmek istiyorum. 


    Kitabımız ülkemizde çok bilinmese de Rus Edebiyatının öncülerinden ve ilk psikolojik romanlarından. Muhteşem betimlemeleriyle hayran kalacağınız bu nadide eser Lermandov'un dünyada bırakmış olduğu tek eser. Yazar 27 yaşında bir düelloda hayatını kaybediyor. Yaşasaydı Tolstoy, Dostoyevski, Godol, Çehov gibi birçok eserini okuduğumuz bir yazar olacaktı belki de. Kitabın içeriğinden bahsetmek istemiyorum. Sadece iyi bir okur kitabı olduğunu söylemek istiyorum.Okumayan her kitapsevere tavsiye ediyorum. Kitabı yakın zamanda tekrar okumak istiyorum. Benimle birlikte okumak isteyenler Dm'den yazabilir.

     


    Yepyeni gönderilerde görüşmek üzere. Esenle kalın. Gönderiyi beğenmeyi, kaydetmeyi ve kitabı listenize yazmayı unutmayın. 🤗
  • #kaçırılmaması #gereken #duyulmamış #bir #kitap 


    "ama herkes zaten birbirleriyle yarışırcasına rol yapıyor. Cezayirli bir tanıdığım var, kırk yıldır çöpçü rolü oynuyor; bir başkası, metroda bilet zımbalama görevlisi, o da günde üç bin kez aynı hareketi yapıyor;  rol yapmazsanız topluma uyamadığınız söylenir, ya uyumsuz damgası yersiniz, ya sinir hastası. Hattâ daha da ileri gidip size bütünüyle düzmece bir dünyada oynayarak yaşadığımızı söyleyebilirim, ama o zaman da olgunlaşmadığımı düşünürsünüz"




    Merhaba Değerli Kitap Dostları 

    Belki de %90'ınızın hiç duymadığı bir kitapla karşınızdayım. 

    #emilaajar #yalanroman #kitapyorumu


    Hatırlanmayan bir günde sahafları gezerken bir kitap dikkatimi çekti. İsmi Yalan-Roman. İlginç bir kitap olmalı diye geçirdim aklımdan. Arka kapağını okudum ve hoşuma gitti. Kitabı okurken öğrendim ki kapakta yazan yazarın takma adıymış. Yazarın gerçek adı Romain Gary. Yazarın yirmi yaşından beri yazdığı, ülkeden ülkeye, kıtadan kıtaya yanında taşıyarak yaşamının bir parçası haline getirdiği bu nadide eserde hiçbir şeyin gerçek olmadığı, herkesin ve herşeyin yalan olduğu bir oyunun içine giriyoruz. Pseudo oyunu. Yani -mış gibi oyunu. Yazarın anlattıkları o kadar haklı şeyler ki çevrenize bakıyorsunuz. İşini severek yapmayan, genç arkadaşlardan severek okula gitmeyenler mutlaka vardır. Çalışıyormus gibi, okuyormuş gibi yapanlarınız da vardır elbet. İnsanlar o kadar kötü oldu ki. Seviyormuş gibi yapanı da var. Çalışıyormuş gibi yapanı da. Yazar dünyayı eleştiriyor kitabında. Herkesten kendini soyutluyor ve derin gözlem yeteneğine dayanarak hiç farkında olmadığımız gerçekleri gözümüzün önüne seriyor. Yazarın ancak ölümünden sonra takma bir isimle basılan bu kitabın çok dolu dolu olduğunu ve çok sade bir kitap OLMADIĞINI ve en etkilendiğim 10 kitaptan biri olduğunu belirterek kitabı temin edebilme imkanı olan tüm kitap severlere tavsiye ediyorum.  Kitap can yayınlarından artık basılmıyor agora kitaplığı yeni baskısını basıyor haberiniz olsun. 


    Satırlarda buluşmak ümidiyle kitapsız kalmayın. Görüşmek üzere hoşçakalın  🤗



    Alt kısımda buluşalım 




    "Suçsuz olduğunu ileri sürme hakkını elde edebilmek için suçun kökenini bulmak gerekir."



    "Sessizliği bile duyar ve anlarım. Son derexe ürkütücü ve anlaşılması en kolay dildir. Unutulmuş ve kimsenin ilgisini çekmeyen, kimsenin duymadığı yaşayan diller, en anlamlı haykırışlardır."



    Beyin çok iyi bilir ki, geçmişte benzeri olmayan, ilgisiz bir dil yaratmayı başarabilseydik, kişiliğimizin saçma yanı kalmazdı. İşte bu nedenle bunalım kaynakları, özel olarak tasarlanmış, kendimizi yokluk, olanaksız ve karikatür konumunda tutacak beynimizle donatmıştır bizi."



    "Halkların ve insanların birbirlerini anlamadıkları için dalaştıklarını düşünmek doğru değildir. Birbirlerini anladıkları için dalaşırlar."



    "İnsan ne kadar uğraşırsa uğraşsın, birini sevmeden soluk alamıyor."



    "gerçeğin bizimle dalga geçip kasıklarını tuta tuta güldüğünü ve son söz hep benimdir der gibi parmağını bize doğru salladığı izlenimine kapılmıştım."



    "Hep kaybettim ben. Kaybetmek için doğmuşum. Kaybetmekten hoşlanırım, her zaman kaybeden biri oldum, gücüm buradan gelir. Zayıf olduğum için hala ayaktayım. Kaybettikçe üstlerine giderim. Zayıflığımla içlerinden, temellerinden yıkarım onları. Vicdanları rahat etmez"



    "Öylece, ağzım açık duruyordum, o kadsr anlaşılmazdı ki bütün söyledikleri, kendimi kaygısız ve rahat hissetmeye başlamıştım neredeyse, ÇÜNKÜ ANLAMAK KADAR KORKUNÇ BİR ŞEY YOKTUR."
  • Körlük bilinmeyen bilinmeyen bir kentinde geçen bilinmeyen bir hastalığı anlatan sıradan bulaşıcı hastalık temalı kitaplardan farkını ortaya koyup nobel ödülüyle başarısını taçlandırmış bir kitap. Kitabı okurken hem

    görme engelli olmanın psikolojini çok iyi anlıyorsunuz. Hemde görme engelli insanların nasıl hayata tutunduklarını hissederek öğreniyorsunuz. Kitabın anlatımı öyle güzeldi ki dikkatinizi kitaptan başka bir yere veremiyorsunuz. İlk sayfadan itibaren kendini okutan kitaplardan. Anlatım derinlemesine, olaylar kafa karıştırıcı değil. Kitabı o anları siz yaşıyormuş gibi okuyacaksınız. Bu konudaki akıldaki soru işaretlerini gidermiş olalım.



    Kitaptaki körlük nasıl biraz da ondan bahsetmek istiyorum. Bildiğimiz körlük değil tabi ki. Görme engelliler normalde siyah görürken buradaki hastalık beyaz körlük. Bembeyaz bir perde görüyorsunuz gözünüzün önünde. Bu hastalık ilk olarak adı bilmeyen adanın, adı bilinmeyen kentinde, adı bilinmeyen birinin başına kırmızı ışıkta beklerken kör olmasıyla başlıyor. Daha sonra adı bilinmeyen adamla temasta bulunan herkese bulaşıyor. Hükümet bir çeşit tedbirler almaya başlıyor. Kapatılmış bir akıl hastanesinde karantina altına alıyor hastalık bulaşmış insanları. Orada bu insanlar ölüme terkediliyor. Kaçmamaları için başlarına askerler dikiliyor. Aç ve susuz bırakılıyorlar. Zaman geçtikçe birbirlerini öldürmeleri, birbirlerinin ekmeklerini çalmaları, egemen olma istekleri baş gösteriyor. Yavaş yavaş insanlıklarını kaybeden bu insanlar arasında bir kişi vardır ki görebilen tek kisidir. Sevdiklerine yardım ederek herkesi bu durumdan kurtarmaya çalışmaktadır. İnsanlık insanlığını kaybederken bu bir kişinin mücadelesine tanık oluyoruz. Acaba insanlık kazanacak mı? Acaba biz görüyormuyuz? İnsan mıyız hala? Bakıyoruz ama görüyor muyuz?  Daha birçok husus. Henüz vaktiniz varken bu kitabı okuyun ve çevrenizdekilere okutun değerli kitap severler.



    Devamı yorumda 


     

    Kitap o kadar yoğun hissettiriyor ki neresinden bahsedeceğimi şaşırdım. Kısaca yazım tarzından da bahsetmek istiyorum. Nokta ve virgül haricinde noktalama işareti kullanmamış yazar ve karakterleri isimleriyle tanımıyoruz. Doktor v.s gibi lakap ve ünvanlarla tanıyoruz karakterleri. İlk başta biraz tuhaf gelebilir ama çabuk alışıyorsunuz. Bu arada kitabın filmi de çekilmiş. Kitabı okuduktan sonra filmini izleme hatasına düşmüş bulundum. Filmini bence izlemeyin. Kitapla alakasız ve sığ bir film olmuş. Bazı arkadaşlar kitabı olan filmleri izliyor. Filmi izlenip kitabı yorumlanacak bir kitap değil bunu bilmenizi istiyorum. Tam puan vereceğinizi düşündüğüm bu kitabı herkese tavsiye ediyorum.



    Alt kısımdaki alıntıları kaçırmayın 





    "Hiçbir mutluluk sonsuza kadar sürmediği gibi, mutsuzluk da geçicidir."



    "Papaz giysisi giymekle papaz olunmadığı gibi, eline asa almakla da kral olunmaz."



    "Göz,belkide insan bedeninin içinde ruh barındıran tek kısımdır."



    "Zorunluluklar insana mucizeler yarattırır."



    "Bazen sessiz kalmak en büyük alkışlamadır."



    "Çünkü insan, gerçek dostlarını kara gününde, yaşadığı o talihsizlik ânında tanıyordu."



    "Bakabiliyorsan, gör. Görebiliyorsan fark et."



    "Felaket herkesin başına aynı anda çöktüğünde bile bazı insanlar ötekilerden her zaman daha kötü koşullarda yaşar."



    "Taşıması insana daha ağır gelen yalnızca başkalarının ekmeğidir."



    "Korku, insanı kör eder"



    "Yapacağımız her hareketten önce ciddi olarak düşünmeye başlasak, vereceği sonuçları önceden kestirmeye çalışsak, önce kesin sonuçları, sonra olası sonuçları, sonra raslantısal sonuçları, daha sonra da ortaya çıkması düşünülebilecek sonuçları düşünmeye kalksak, aklımıza bir şey geldiğinde, bulunduğumuz yerde çakılır, hangi yöne olursa olsun bir adım bile atamazdık."