Geri Bildirim
  • Bazı yazarlar vardır; bir defa kalemiyle tanışıp, kendinizi satırların büyüsüne kaptırdığınızda bırakamaz, okumadığınız da kalemini özlemekten kendinizi alamazsınız. Sevgili Sabahattin Ali'nin de okurları üzerinde böylesi bir etkisi vardır. Okumadığınız da kalemini özler, boşluğunu hissedersiniz. Nitekim biz de kitapdaşlarımla bir sohbet esnasında bir süredir Sabahattin Ali okumadığımızı ve bu usta kalemi özlediğimizi fark ederek, minik bir etkinlik yapmaya karar verdik. Her birimizin çeşitli Sabahattin Ali eserleriyle taçlandırdığı bu keyifli etkinlik kapsamında, ben de Kamyon isimli eserini okudum.
    Sabahattin Ali'nin öykü kitaplarından derlenen seçme öykülerinin yer aldığı Kamyon, Değirmen ve Kağnı isimli öykü kitaplarından yedi, Ses ve Yeni Dünya isimli öykü kitaplarından ise birer öyküyü içeren on altı öykülük bir eser. Daha önce sevgili Sabahattin Ali'nin öykü türünde vermiş olduğu üç eseri severek okumuş biri olarak, bu eserlerin iki tanesinden seçme öyküleri Kamyon'da yeniden okuyarak hafızamı tazeleme imkanı buldum. Yeniden bu öykülerle karşılaşmış olmak sadece hafızamı tazelemekle kalmayıp, aynı zamanda okuma etkinliğimizi de benim açımdan daha anlamlı kıldı. Öyle ki, "özlem gidermek" düşüncesi etrafında şekillenen bu güzel etkinliğimizde, daha önceden okumuş olduğum öykülerle yeniden karşılaşmış olmam benim için etkinliğin tamamlayıcı parçasını oluşturmuş oldu. Her ne kadar özlemimi gidermiş olsam da söz konusu isim Sabahattin Ali olunca öykülerin tadı insanın damağında kalıyor. Her haliyle Anadolu insanını öylesine sade, öylesine ustaca kaleme alması, öykülerinde yer verdiği olayların yazıldığı dönemden bugüne kadar güncelliğini koruması ve bundan sonra da güncelliğini korumaya devam ederek, zamana meydan okuyacak olması, her daim dile getirdiğim gibi Sabahattin Ali'ye duyduğum hayranlığı okuduğum her bir eserinde ikiye katlıyor. Kamyon, daha önce okuduğum, okumadığım tüm öykülerle tadı damağımda kaldı ve Sabahattin Ali hayranlığıma hayranlık kattı diyebileceğim bir eserdi. Ancak, bunların yanında kitapta Sırça Köşk isimli eserden öykü görememenin beni bir parça üzdüğünü de dile getirmeden edemeyeceğim. Kamyon'un benim için eksi yönleri derlenme aşamasında Sırça Köşk'ten öykü bulundurmaması ve eserlerdeki seçme öykülerin dengesiz dağılımı oldu. Kitabı derleyen sevgili Sevengül Sönmez, kitap için kaleme aldığı ön sözünde Sabahattin Ali'nin öykü kitapları için şu şekilde kısa değerlendirmelere yer vermiş :

    "(...) İlk öyküsünden son öyküsüne kadar karakteristik çizgiler taşıyan, olay eksenli bir yapı kuran Sabahattin Ali'nin öykü kitaplarına tek tek bakıldığında yapısı değişmese de öykülerinin konu ve anlatım olanakları açısından zamanla geliştiği görülecektir:

    Değirmen: 1926-29 yılları arasında yazılmış öykülerden oluşan kitabın ilk bölümünde ( Değirmen, Kurtarılamayan Şaheser, Viyolonsel, Birdenbire Sönen Kandilin Hikayesi vb.) Sabahattin Ali'nin olağanüstü düşsel ve bazı motifleri ve olayları ele aldığı görülmektedir. Bu öykülerin dili dönemine göre sade olsa da anlatın şairanedir. Betimlemelere ve benzetmelere fazlaca yer verilmiştir.
    İkinci bölümdeki öyküler ( Bir Delikanlı Hikâyesi, Bir Orman Hikâyesi, Kazlar, Bir Firar vb.) yeni bir anlatıma yönelişin habercisidir. Bazılarında romantik öğeler bulunsa da bunlar Sabahattin Ali'nin öykücülüğünün karakteristik özelliği "gerçekçiliği"yle yoğrulmuş, çarpıcı öykülerdir.

    Kağnı: Biri dışında hepsi 1935-36 arasında yazılan öykülerin çoğu köy ve hapisane yaşantılarını anlatmaktadır. İlk kitaptaki acemilikten, şairane söyleyişten ve süslü anlatımdan uzaklaşan Sabahattin Ali, özellikle "Kağnı","Apartman", "Düşman" öykülerinde sınıf kavramına, ekonominin insan hayatındaki belirleyici özelliğine göndermeler yapar, hayatın içinden gözlem yoluyla devşirilen olaylar, sorgulayan ve eleştiren birer öyküye dönüşür.

    Ses: 1936-37 yıllarında yazılan, pek çoğu, işçi ve köylülerin yaşamlarıyla ilgili öykülerdir. "Ses", "Köpek", "Sıcak Su" gibi öykülerde Sabahattin Ali'nin yurt sevgisini açıkça görmek mümkündür. Anadolu köylüsünü yabancı bir seyyah gözünden kaleme alan yazarları konuşmalarında sıkça eleştiren Sabahattin Ali,"Ses"te Anadolu'nun çileli, çaresiz ve kimsesiz insanlarını çok içten ve yalın bir biçimde dile getirmektedir.

    Yeni Dünya: 1936-42 yıllarında dergilerde yayımlanan öykülerin oluşan kitap, Sabahattin Ali'nin ustalık ürünüdür. Öykücülüğünün temelini oluşturan klasik olay yapısı değişmez; ana dil çok daha yalın ve pürüzsüzdür. Dış dünyaya ait gözlemler, kahramanları iç dünyasıyla çok başarılı bir şekilde buluşturulur ve ortaya derinlikli öyküler çıkar. "Asfalt Yol" ve "Bir Konferans" isimli öykülerinde eleştirilerine mizahi bir üslup sinmiştir.

    Sırça Köşk: 1944-47 yılları arasında yazılan öykülerden oluşan kitap Sabahattin Ali'nin son öykü kitabıdır. bu öykülerinde Sabahattin Ali artık "kent"e bakmakta , halkı sömüren tüccarları,doktorları ve sözde aydınları eleştirmektedir."Böbrek", "Cankurtaran", "Dekolman" hastane öyküleridir ve bu öyküler konu bakımından Türk edebiyatında ayrıcalıklı bir yere sahiptir. Kitabın sonundaki dört masaldan "Bir Aşk Masalı" aşk öyküsüdür, diğer üçü "Sırça Köşk", "Devlerin Ölümü" ve "Koyun Masalı" alegorik anlatımlı eleştirel öykülerdir. Özellikle "Sırça Köşk"te Sabahattin Ali içinde yaşadığı çağı, iktidarı ve giderek tehlikeli bir hal alan faşizmi çok sert bir dille eleştirir. Siyasi olarak daha sert bir söylemin habercisi olan bu masallar,,etkisini kısa sürede gösterir, 1947'de yayımlanan Sırça Köş Bakanlar Kurulu kararıyla toplatılır.
    Sabahattin Ali'nin gerçeği ve acıyı katıksız bir yalınlıkla anlatan öyküleri , modern tragedya olarak değerlendirilebilecek ölçüde etkileyicidir. "

    Kitabın ön sözündeki bu kısa, öz ve bir o kadarda güzel değerlendirmeler doğrultusunda, kitabın Sabahattin Ali'nin öykü türünde vermiş olduğu tüm eserlerden eşit sayılabilecek bir oranla seçilmiş ve derlenmiş olmasını çok isterdim. Bu vesileyle sevgili Sevengül Sönmez'in dile getirdiği yıllara yayılmış gelişim sürecini okurlar olarak tek bir eserde daha yakından gözlemleme olanağı bulabilirdik. Ama yine de tüm bu güzel öyküler Sabahattin Ali'nin kıymetli kaleminden döküldüğü için nasıl derlenmiş olursa olsun, her haliyle okurunu etkileyecek, tadını damaklarda bırakacak türdendi.Eğer Sabahattin Ali'nin kalemi ile tanışmadıysanız mutlaka tanışmanızı, güzel eserlerini okumanızı ve okutmanızı tavsiye ediyorum. Yavaş yavaş tüm eserlerini tamamlama yolunda, Kamyon'u en son hatta bir süre ara verdikten sonra okumanızı özellikle tavsiye ederim.Böylece bu derleme eserle Sabahattin Ali'ye duyduğunuz özlemi taçlandırabilir, anlamlı kılabilir ve üstada güzel bir veda edebilirsiniz.