Kül sobadan çıkalı dakikalar oldu
Ne oldu o kızgınlığı
Sakinleştirici mi kullandı
Birileri başını mı okşadı
Yoksa metrobüste boş koltuk mu buldu
Sadece ortamını değiştirdi
Birçok şey için yeterli sanki.
M.K
Hava hafif yağmurlu kulağımda sobada isyan çıkartıp sınır dışı edilircesine, sırtına vura vura korlarını çıkartan meşe odunu çığlığı var.
Altı üstü bir odun, çoğumuz öyle değil miyiz sanki? Bi fanusa koyulup, yapmamız gerekenleri benimseyip, her hangi bir isyanında, kavla kibritin buluşması gibi ateş saçıyoruz. Kimimiz çevresindekileri, kimimiz evreni, kimimiz de kendimizi yakıyoruz. M.K
Sağlam sarhoşum güzellik
Nasıl yazdığımı sorma,
Elimde bana hediye ettiğin afilli kalem
Sırf seni güzel yazsın diye hiç yazmadım
Sağlam sarhoşum güzellik
Üçgen masaya yığılmışım,çenem zeminde sanki
Sol taburede namı değer büyük İskender var
Sağ taburede can bonomo
Biri aklımdan geçti sebebsizce
Biri ise sen iyi bilirsin, okuma işleri
Sağlam sarhoşum güzellik
Öyle böyle değil ama
Yazmayan adama yazdıracak kadar
Okumayan adama okutacak kadar
Geceyle gündüzü karıştıracak kadar sarhoşum
İçmeden bu kafaya sahip olmak sağlam şans
Şans deyince bak yine geldin aklıma
Esti yine rüzgarlar batıya doğru
Bak şimdi geliyor sana öpücükler
O şımarık esen rüzgarlar bizden değil
Yanlış anlaşılmasın
Bizimkiler sıcaktır nemlidir ama deniz kokar
Dokundumu yanağına sanki en sevdiğin
Çizgi filmin saati gelmiş gibi
Sanki pamuk şeker yemişsin gibi
Bu kadar naifte olsa dargınım rüzgarlara
Gelirken eli boş gelinir mi
Güzele dokunmuşken toplar bütün şekerleri
Söz ver bir daha olmasın
Söz ver ki bugünün bir anlamı olsun
Eti geçti, duydun mu?
Bıçak kemikte.
Duymadınsa duy artık
behey Allah’ın kulu,
bıçak kemikte.
Duy da silkin n’olursun
bu ne biçim uyku bu.
Bıçak kemikte
Verilmemiş alınmış hep,
yük vurulmuş dağlar gibi – insanlık bu mu?
Çalıyor sömürünün imdat çanları,
kımılda da kurtar şu onurunu
bıçak kemikte.