Ruh Adam, bir alıntı ekledi.
11 Ara 2017 · Kitabı okudu · Puan vermedi

SENİ BİLİRİM
Seni bilirim seni, bir yıldız yağmuru gibi
Nar çiçeği açmış baharlar yurdu
Gün doğumlu gül üstünde çiy damlası
Seni bilirim seni, kutsal buğday başağı

Bak çiçekler açıyor gökyüzünde şimdi
Yağmur yağıyor kentlerin üzerine çisil çisil
Samanyolu delice akıyor gecenin koynunda
Seni bilirim seni gökte ülker yıldızı

Bir cemre düşer, gözler ışıldar, gönül yanar
İçim kaynar ve akar giderim
Yollarım kesilir ansızın, harami değil
Seni bilirim seni, deli boran Kızılırmak

Göç Yorgunu, N. Ender İmamoğlu (Sayfa 29)Göç Yorgunu, N. Ender İmamoğlu (Sayfa 29)
R.T, bir alıntı ekledi.
28 May 2017 · Kitabı okudu · İnceledi

Rüstem oğlu Deli Boran ve kır atını birlikte, açtıkları mezara koydular. Oyhanata'm geldi yetti. Bu destanı düzdü. Nice yıllar ozanlar çalıp, söylesin. Deli Boran'ın adı, sanı, şöhreti unutulmasın, dedi. Türk'ün dahi adı unutulmasın diye duada bulundu. Alp erenler, gazi dervişler, kırk yiğitler âmin dediler.
Dua edelim Han'ım, hey. Gölgelice kaba ağaçların eksilmesin. Soğuk soğuk pınarlarının özü kurumasın. Yüce yüce dağların darda kaldığın zaman, sana geçit versin. Kara koç atların esen olsun, tay taylasın. Zorda kaldığın zamanlarda sana yüklet olsunlar. Gelinlerin, kızların, nice şahbaz yiğitlerin çoğalsın. Analar, bacılar, ak saçlı babalar ağlayıp dövünmesin. Türk'ün adı kızılca kıyamet kopana kadar unutulmasın. Görklü Tanrı'm günahlarımızı adı güzel Muhammed'e bağışlasın.
Âmin diyelim Han'ım. 
Âmin, âmin!

Koçaklar 1915 - Çanakkale, Oyhan Hasan Bıldırki (Sayfa 56 - Ötüken Yayıncılık)Koçaklar 1915 - Çanakkale, Oyhan Hasan Bıldırki (Sayfa 56 - Ötüken Yayıncılık)
R.T, bir alıntı ekledi.
28 May 2017 · Kitabı okudu · İnceledi

Günler gelip geçti. Ne Deli Boran, ne Kerim oğlu Recep geriye döndü. Kerimcan iyileşti. Kendisini güçlü kuvvetli hissetti. Vardı arkadaşlarına sordu. Kırk yiğitten hiçbiri olanı biteni bilmiyordu. Bilemeyiz dediler. Kerimcan yollara düştü. Yangın yerini andıran yanmış, yıkılmış Olan tabyaları dolaştı. Aramadık yer bırakmadı. Hiçbir yerde ne bir ize, ne bir nişana rastladı. "Yüce Tanrı'm, bu ne iştir?" dedi. Gönlüne doğdu ki varıp yaralandığı yere baksın. Vardı gitti. Kerimcan orda ne görsün Han'ım? Bir yanda kır at yatıyor, öbür yanda dal gibi, sırım gibi, koçlar koçu, kara koç Deli Boran yatıyor. Kerimcan akıl sır erdiremedi. Tuttu bir ağıt yaktı:
- "Kırk yiğidin güvencesi
Ordular bozan sultan kulu
Bre Deli Boran, nasıl iştir bu?
Kırk yiğidini kimlere koyup gittin?
Kır atını ölmüş mü gördün?
Ağlayıp sızlandın, kuşça canına mı kıydın
Kara dinli kâfirleri kendine güldürdün.
Hey kırk yiğidim, kırk yoldaşım
Kurban olsun size benim başım
Bre Deli Boran, nasıl iştir bu?
Bu başımıza gelen nedir bu?"

Koçaklar 1915 - Çanakkale, Oyhan Hasan Bıldırki (Sayfa 56 - Ötüken Yayıncılık)Koçaklar 1915 - Çanakkale, Oyhan Hasan Bıldırki (Sayfa 56 - Ötüken Yayıncılık)
R.T, bir alıntı ekledi.
28 May 2017 · Kitabı okudu · İnceledi

Kerim oğlu Recep seslenip, sordu:
-"Bre beyim, şahbaz yiğidim
Kötü düşman tatlı canını aldı mı?
Yavru şahandın, aslan kaplandın
Körpe yavruların öksüz kaldı mı?
Attığını vuran avcıydın, şimdi nerdesin?
Ordular bozandın, şimdi nerdesin?
Ecel mi aldı, yer mi gizledi?
Koç yiğidim, bre Deli Boran'ım,
Söyle bize şimdi nerdesin?"

Koçaklar 1915 - Çanakkale, Oyhan Hasan Bıldırki (Sayfa 52 - Ötüken Yayıncılık)Koçaklar 1915 - Çanakkale, Oyhan Hasan Bıldırki (Sayfa 52 - Ötüken Yayıncılık)
R.T, bir alıntı ekledi.
28 May 2017 · Kitabı okudu · İnceledi

Rüstem oğlu Deli Boran ayıtmış:
-"İki gözüm kır at, n'oldu sana böyle?
Dur dediğim yerde durmazlanırsın.
Bilirim hıncın vardır düşmana,
Ya biz niçin toplanırız görmezlenirsin.
Bre kırk yiğidim, eşim, yoldaşım haydi
Kara koç atlar esen olsa tay doğurur.
İki gözüm kır at, canım, yoldaşım haydi
Kadir Tanrı'm bize güç versin
Kuvvet versin, korkusuz yürek versin
Avlanmak isteyen koşup arkamdan yetsin
Düşmanımızın sonunu ok ile yay göstersin!"

Koçaklar 1915 - Çanakkale, Oyhan Hasan Bıldırki (Sayfa 47 - Ötüken Yayıncılık)Koçaklar 1915 - Çanakkale, Oyhan Hasan Bıldırki (Sayfa 47 - Ötüken Yayıncılık)
R.T, bir alıntı ekledi.
28 May 2017 · Kitabı okudu · İnceledi

Rüstem oğlu Deli Boran ve kır atını birlikte, açtıkları mezara koydular. Oyhanata'm geldi yetti. Bu destanı düzdü. Nice yıllar ozanlar çalıp, söylesin. Deli Boran'ın adı, sanı, şöhreti unutulmasın, dedi. Türk'ün dahi adı unutulmasın diye duada bulundu. Alp erenler, gazi dervişler, kırk yiğitler âmin dediler.
Dua edelim Han'ım, hey. Gölgelice kaba ağaçların eksilmesin. Soğuk soğuk pınarlarının özü kurumasın. Yüce yüce dağların darda kaldığın zaman, sana geçit versin. Kara koç atların esen olsun, tay taylasın. Zorda kaldığın zamanlarda sana yüklet olsunlar. Gelinlerin, kızların, nice şahbaz yiğitlerin çoğalsın. Analar, bacılar, ak saçlı babalar ağlayıp dövünmesin. Türk'ün adı kızılca kıyamet kopana kadar unutulmasın. Görklü Tanrı'm günahlarımızı adı güzel Muhammed'e bağışlasın.
Âmin diyelim Han'ım. 
Âmin, âmin!

Koçaklar 1915 - Çanakkale, Oyhan Hasan Bıldırki (Sayfa 57 - Ötüken Yayıncılık)Koçaklar 1915 - Çanakkale, Oyhan Hasan Bıldırki (Sayfa 57 - Ötüken Yayıncılık)
R.T, bir alıntı ekledi.
28 May 2017 · Kitabı okudu · İnceledi

Günler gelip geçti. Ne Deli Boran, ne Kerim oğlu Recep geriye döndü. Kerimcan iyileşti. Kendisini güçlü kuvvetli hissetti. Vardı arkadaşlarına sordu. Kırk yiğitten hiçbiri olanı biteni bilmiyordu. Bilemeyiz dediler. Kerimcan yollara düştü. Yangın yerini andıran yanmış, yıkılmış Olan tabyaları dolaştı. Aramadık yer bırakmadı. Hiçbir yerde ne bir ize, ne bir nişana rastladı. "Yüce Tanrı'm, bu ne iştir?" dedi. Gönlüne doğdu ki varıp yaralandığı yere baksın. Vardı gitti. Kerimcan orda ne görsün Han'ım? Bir yanda kır at yatıyor, öbür yanda dal gibi, sırım gibi, koçlar koçu, kara koç Deli Boran yatıyor. Kerimcan akıl sır erdiremedi. Tuttu bir ağıt yaktı:
- "Kırk yiğidin güvencesi
Ordular bozan sultan kulu
Bre Deli Boran, nasıl iştir bu?
Kırk yiğidini kimlere koyup gittin?
Kır atını ölmüş mü gördün?
Ağlayıp sızlandın, kuşça canına mı kıydın
Kara dinli kâfirleri kendine güldürdün.
Hey kırk yiğidim, kırk yoldaşım
Kurban olsun size benim başım
Bre Deli Boran, nasıl iştir bu?
Bu başımıza gelen nedir bu?"

Koçaklar 1915 - Çanakkale, Oyhan Hasan Bıldırki (Sayfa 56 - Ötüken Yayıncılık)Koçaklar 1915 - Çanakkale, Oyhan Hasan Bıldırki (Sayfa 56 - Ötüken Yayıncılık)
R.T, bir alıntı ekledi.
28 May 2017 · Kitabı okudu · İnceledi

Kerim oğlu Recep seslenip, sordu:
-"Bre beyim, şahbaz yiğidim
Kötü düşman tatlı canını aldı mı?
Yavru şahandın, aslan kaplandın
Körpe yavruların öksüz kaldı mı?
Attığını vuran avcıydın, şimdi nerdesin?
Ordular bozandın, şimdi nerdesin?
Ecel mi aldı, yer mi gizledi?
Koç yiğidim, bre Deli Boran'ım,
Söyle bize şimdi nerdesin?"

Koçaklar 1915 - Çanakkale, Oyhan Hasan Bıldırki (Sayfa 52 - Ötüken Yayıncılık)Koçaklar 1915 - Çanakkale, Oyhan Hasan Bıldırki (Sayfa 52 - Ötüken Yayıncılık)
R.T, bir alıntı ekledi.
28 May 2017 · Kitabı okudu · İnceledi

Rüstem oğlu Deli Boran ayıtmış:
-"İki gözüm kır at, n'oldu sana böyle?
Dur dediğim yerde durmazlanırsın.
Bilirim hıncın vardır düşmana,
Ya biz niçin toplanırız görmezlenirsin.
Bre kırk yiğidim, eşim, yoldaşım haydi
Kara koç atlar esen olsa tay doğurur.
İki gözüm kır at, canım, yoldaşım haydi
Kadir Tanrı'm bize güç versin
Kuvvet versin, korkusuz yürek versin
Avlanmak isteyen koşup arkamdan yetsin
Düşmanımızın sonunu ok ile yay göstersin!"

Koçaklar 1915 - Çanakkale, Oyhan Hasan Bıldırki (Sayfa 47 - Ötüken Yayıncılık)Koçaklar 1915 - Çanakkale, Oyhan Hasan Bıldırki (Sayfa 47 - Ötüken Yayıncılık)