İarea, bir alıntı ekledi.
20 saat önce · Kitabı okudu · 7/10 puan

"Daha önce hiç böyle delicesine bir şey söylemedim, diye düşündüm."

Bitik Adam, Thomas BernhardBitik Adam, Thomas Bernhard
Ahmet Leman, bir alıntı ekledi.
Dün 02:25 · Kitabı okuyor

İşte ben, içi dışı bir insanı, tabiat ananın şefkatle, özene bezene yarattığı, gerçek, normal insan olarak görürüm. Böyle bir adamı delicesine kıskanırım. Ahmak olmasına ahmaktır; bunun aksini iddia edecek değilim, fakat normal adamın ahmak olması gerekmediği ne malum? Belki de bu halin kendine göre bir güzelliği bile vardır.

Yeraltından Notlar, Dostoyevski (Sayfa 11 - İş Bankası Kültür Yayınları)Yeraltından Notlar, Dostoyevski (Sayfa 11 - İş Bankası Kültür Yayınları)

26.5
Sular yükseliyor Ankara'da ,
Bombalar patlıyor , bense Kızılay meydanında bekliyorum seni
Sular yükseliyor
Dolar yükseliyor
Ateşim yükseliyor
Sen aman vermiyorsun
Ben gönül pencereleri acıyorum bir bir
Sense karşılık veriyorsun kimsayal silahlarla.
Ben biliyorum aslında
Sen de beni seversin
Şu aramıza dağlar yollar sıralanmasa
Bense dört nala koşuyorum sana
Bileylenmiş atlarla
Talihimiz arasına bir nal çakıyorum
Adını sapasağlam kafamda tutan
Gümüşten mıhlarla  .
Kadınlara seçme hakkı verilmeden evvel
Çok evvel seçmiştim seni ta Kâlu Belâ'da
Kimsesizce , sessizce , delicesine sevmiştim seni
Şimdiki mitinglerde yine sen
Miting arabaları sesinle şarkılar söylüyor
Kaçışı yok basıyorum oyumu mayınına kalbinin
Gecelerce akın ediyorsun siperlerime
Harekatlar düzenleniyor
Teslim oluyorum ama sen yine
Uzatmıyorsun bir zeytin dalı bile
Anlamıyorum sevgilim
Sevgisizliğine verdiğim kalpler yetmiyor
Cahilsin dünyanın rengine kanıyorsun
Bense aldanıyorum bir hayale
Sonra yine ve yine
Sular yükseliyor
Dolar yükseliyor
Ateşim yükseliyor
Sen aman vermiyorsun
Ve sen her akşam otobüslere binip
Gidiyorsun .

Biz bir şeyi delicesine severiz 
ama Tanrım neyi?


Yılmaz Erdoğan-Ankara

Hasibe Dal, bir alıntı ekledi.
21 May 16:22 · Kitabı okuyor

Haller adındaki vatansız herifin de ben olduğumu, hiç değilse kafası çalışan birkaç kişinin, körü körüne ve delicesine yeni bir savaşa koşturacakken aklın ve barışın safında yer almasının gerek ülkemize, gerek dünyaya çok daha hayrı dokunacağını belirterek sözümü bitirdim.

Bozkırkurdu, Hermann Hesse (Sayfa 79 - YKY, 10. Baskı/2008)Bozkırkurdu, Hermann Hesse (Sayfa 79 - YKY, 10. Baskı/2008)
gökçe c., Mahalle Kahvesi'ni inceledi.
20 May 12:22 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 8/10 puan

“Ölüye ağlayamayan insanların huzursuzluğu içindeyim. Gülenlere kızıyorum. Halbuki ben yaşamayı severim, delicesine! Öyle şeyler bana vız gelir ki günler boyunca. Düşmanlıklar, iftiralar, yalanlar, ekmek parama göz dikenler, gidip sevgilime beni yerenler, hepsini hepsini sevdiğim günler, saatler vardır. Bütün kinim yirmi dört saat sonra eski zaman havuzları gibi sakindir. Ama bugün yemişlere, çiçeklere bile düşmanım. Karanfil satan adam gülüyor. Ötede simitçi gülüyor. Benden başka hepsi mesut. Topunuzun Allah belasını versin!” (Sayfa 78-İzmir’e)

Sait Faik’in hikayelerindeki karakterler, durumlar, akıldan geçip dile gelmeyenler, gözlemler okuyanı o kadar içine çekiyor ki. Evet kendisi zaten bir gözlem adamı, tahlil kalemi. Kendine özgü anlatımıyla birey için yazarak, toplumu izlettiriyor. Çok uzun yıllardır okumuyordum kendisini. En son nerede kaldık derseniz, okul yılları diyeceğim. Etkinlikler böyle güzel yazarları, kitapları okumak hatırlamak için hoş bir vesile oluyor. Yasemin A. hanıma ve İbrahim (Sisifos) beye çok teşekkürler.

22 tane birbirinden çarpıcı hikayelerin olduğu “Mahalle Kahvesi” sade bir dille yazılmış, halktan her an her yerde rastlayabileceğiniz yurdum insanlarının olduğu, kulak kabartıp dinlediğinizde günlük olağan konuşmalarına, dertlerine, hüzünlerine, tebessümlerine, umutsuzluklarına tanık olursunuz. Sait Faik’in değindiği yaşamlar, kahramanları sıradan, çok ilgi çekmeyecek gibidir. Okurken hikaye nerede başladı, nerede bitti hissini de yaşarsınız biraz. “Uyuz Hastalığı Arkasından Hayal” hikayesinde sinema önünde gördüğü hastalıklı bir garibanı konu etmiştir. “Plajdaki Ayna” da, yine toplumun dram yükünü sırtlanmış temizlikçi bir kadını anlatır. “Kınalıada’da Bir Ev” de hoşlandığı kızın, yaşam şartlarının asgariliğini hayal kurarak gözümüzde canlandırır.

Ben hikayelerde dolanırken, anlatılan olayları da gördüm, kişilerin yüzlerine de baktım. O sandalyede oturdum, o çayı içtim, denizi seyrettim, baharın kokusunu ciğerlerime doldurdum, martının uçuşunu izledim. Onların yakınındaymışım gibi bir hisle okudum, görselleştirdim. En beğendiğim hikayeler “Doktor oldu ama adam olmadı” diye oğullarını anlattığı Müvezziin’in (gazete dağıtıcısı), Kör Mustafa’nın içe dokunan Karanfiller ve Domates Suyu’nu, Kız kardeşinin kötü yola sürüklenmesine neden olan gencin mahalleye dönüşünü anlatan ve kitaba ismine veren Mahalle Kahvesi, Bilmem Neden Böyle Yapıyorum, Gramofon ve Yazı Makinesi, İzmir’e, Bir İlkbahar Hikayesi, Söylendim Durdum, Ermeni Balıkçı ile Topal Martı oldu.

Sait Faik’le tekrar buluşmak, Onu hatırlamak güzeldi. İnsanı saran hikayeler okumak, bulmak gerçekten zor biraz. Böyle önemli kalemleri aradan geçen zaman ne kadar olursa olsun yad etmeli diye düşünüyorum. Ve Onun en çok sevdiğim şu cümleleriyle yazıyı bitiriyorum;

“Hikayelerimi beğenmezler üzülürüm. Beğenirler kızarım. Kendim beğenirim, budalalaşırım.”

İyi ki yazmışsın üstad. Beğenip beğenmediğime gelince bunu bir kere daha düşünmem lazım :)

Herkese Sait Faik’li okumalar dilerim.

Bikotti, bir alıntı ekledi.
20 May 00:35 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Tanrı mucize­lerle ilgilenmez. Zaten yaşam uzun süren bir mucizedir. Mucize arayışına ancak delicesine âşık olduğunda girersin.

Uykusuzluk, Henry Miller (Sayfa 30)Uykusuzluk, Henry Miller (Sayfa 30)