• Delimiyim ??

    Delimiyim ben dostlar
    Neden bana deliymişim gibi bakıyorsunuz
    Yalnızdım ben dostlar
    Delirmemek eldemiydi şizofren mi oldum
    İntiharın ucundaydım ben
    Suç benimmiydi yoksa bu hayatın mı
    Suç benimmiydi yoksa bir kadının mı
    Delirdim evet ben bir deliyim
    Bütün suç benimdi
    En güzel çağımı üzüntüyle geçirdim
    Kopmak istedim bu hayattan,yaşamak için sebeb ne ?
    Bana kafadan noksan bu demeyin
    Ölmek istemek noksanlık mı ?
    Yaşamak istemek oscarlık mı ?
    Gayet aklım başımda
    Ama deli diye diye delirttiniz beni sonunda
    Kazandı birileri oldu olanlar
    Banada oldu olan,kendimi kaybettim
    Kendi ellerimle gömdüm kendimi
    Uzanmış yatıyorsun uyan aydın
    Bak öldün diye noksan diyorlar sana

    Yaşarken kıydınız bana ...
    Ölürken kıydınız bana...
    Severken kıydınız bana...

    /AYDIN ALSANCAK/
  • "...Böyle dememiş miydi? Hayal mi görüyordum yolda acaba? Yoksa delirdim de yalan yanlış şeyler mi geliyor aklıma?"
  • Bilemiyorum ben delirdim mi yoksa delirecek miyim.. Lakin yoruldum efendim...
    İçimin sesinden yoruldum.. Kendimden yoruldum
    Dünümden yoruldum
    Yarınımı bulamamaktan yoruldum..
    Ve dönüp dolaşıp aynı yerde ölüyorum "yaşamak ne büyük sanat.."
  • Oysa;
    Tüm acımasızlığını bile kabullenmiştik Hera!!!
    Vurduğu hançerlerin dayanılmaz acısına bile.
    Biz hançerini bile sevdik.
    Çıkartamadık..
    Biz sevdik Hera!!!
    Herşeye rağmen...
    Herkese rağmen...
    Sonra çıkarmadığımız hançer bizi öldürdü.
    Çıkaramadım Hera!!!
    Sesimi çıkaramadan ağladım.
    Sesim çıktıkça daha çok kesti canımı.
    Ağzımı tutarak hıçkıra hıçkıra ağladım.
    Kendi ölümünü izlemek ne zormuş Hera!!!
    Gözlerinin önünde eriyorsun.
    Kendi gözlerinin önünde sen ölüyorsun.
    Yoksa ben delirdim mi Hera!!!
  • "Kadınlar bazen fahişedir, erkekler hep tecavüzcüdür."

    Caotica Ana. "Herhangi bir atasözleri sözlüğünü alıp inceleyelim; tecavüz kültürünü besleyen, erkekliği yücelten, kadınlığı aşağılayan yüzlerce atasözü ile karşılaşacağız. Bu atalarımızla gurur duyarak, ellerini öpüp alnımıza koyarak mı tecavüz kültürüyle mücadele edeceğiz? Ultrasona bir penis görmeyi umarak bakan, penis gördüğünde gururlanıp ''erkek adamın erkek evladı olur'' diye coşa gelen, ''göster oğlum amcalara pipini'' diyerek penisi ve erkekliği kutsayan, en güzel elbiselerini giyip davul zurnayla halaylar çekerek, çifte telli oynayarak bir çocuğun penisinin ucunun kesilmesini böylece çok mühim olan erkekliğe adım atmasını coşkuyla kutlayan, İlk defa cinsel ilişki yaşamasını 'milli olmak' diye isimlendirip 'ulvi' değerler yükleyen, Kadını erkeğin namusu olarak gören ve öyle öğreten; kadın erkeğin 'namusuna' leke sürdüğünde öldürülmesini onaylayan, tecavüze uğrayanın kıyafetini, hangi saatte nerede ne yaptığını diline dolayarak tecavüze uğrayanı suçlu gösteren ve böylece tecavüzü ve tecavüzcüyü mazur gören-gösteren, bütün bunları yapıp erkekliği ve ona dair olan her şeyi yüceltirken kadını ve kadınlığa dair olan her şeyi aşağılayan, erkeğin kadının efendisi, kadının ise erkeğin malı, helali, hakkı olduğu konusunda hemfikir olan, toplumsal cinsiyet rollerinin dışına çıkanları lanetleyen ve heteroseksizmi yücelten bir toplumla, toplumsal cinsiyetçilik ve onun üzerimizdeki derin etkileriyle uzlaşarak mı tecavüz kültürüyle mücadele edeceğiz? Kadın erkeğin tarlasıdır, efendisidir, ganimetidir; bir erkeğin sınırsız cariye edinme hakkı vardır çünkü cariye erkeğin mülkü ve hakkıdır diyen, bir erkeğin dört kadını 'nikahına' almasına cevaz ceren, erkeğin sözünden çıkan kadını dövmesine vs onay veren, miras ve şahitlik vb konularda kadının erkekten ayrıcalıklı olduğunu savunan, ''kadının şerrinden fitnesinden Allah'a sığınırız'' diye topluca dua ettiren (hatta bizzat kadınları bu duayı etme noktasına getiren) din adamlarının eteğini öperek mi tecavüz kültürüyle mücadele edeceğiz? Başkalarının diline, kültürüne, toprağına, yaşamına tecavüz edilmesini en kutsal değer olarak gören ve öyle öğreten bu tecavüz biçimini sloganlar, marşlar ve kutsal çığırışlarla kutsayan ve insanların beynine bunu kahramanlık olarak nakşeden, insanların kendisini bu tecavüz biçimine feda etmesi gerektiğini öğütleyen, eğitim-öğretim ve yasalarla bu kültürü yaratan ve büyüten, tecavüzcüyü kayıran tecavüze uğrayanı tahrikçi sayan ve bu uygulamalara karşı çıkanları cezalandıran otoritenin kapısında kul köle olarak mı tecavüz kültürüyle mücadele edeceğiz? Tecavüze, tecavüzcüye 'karşı çıkarken' bile ''senin ananı, bacını, kızını s.....lazım'' hatta 'buna da aynısını yapıp s.... öldürmek lazım'' diyerek tecavüz kültürünü yeniden yeniden üretecek kadar pespayeleştirilmiş, sistematik olarak tecavüze uğrayan zihniyet ve dille uzlaşarak mı tecavüz kültürüyle mücadele edeceğiz? Beslenirken bile başka canlıların yaşam hakkına tecavüz ederek mi mesela? Şu an bu yazdıklarıma göz ucuyla bakan arkadaşa, ''bunları bu kadar net yazıyorsun ama çok tepki alacaksın.'' dedirten atmosferi kanıksayarak mı? Böylece anne karnından başlayarak yavaş yavaş bir bebekten aşağılık bir tecavüzcü yaratan, tecavüz kültürünü an be an örgütleyen bataklıkla mı mücadele edeceğiz yoksa o bataklığın ve karanlığın son halkası olan bir herifi öldürerek, idam ederek teskin mi olacağız? Hepimizin şu veya bu oranda parçası olduğu, ruhumuzda, beynimizde ve yaşamımızda derin etkileri olan cinsiyetçilik ve erk zihniyetiyle mücadele etmekten başlayarak bu karanlığın ve bataklığın ortaya çıkardığı tecavüz kültürü ve bu kültürü durmadan yeniden yeniden üreten yapılarla mücadele etmek hem zor hem de riskli değil mi? -Evet, Çünkü bunu yaptığımızda en hafifinden 'kılıbık, ibne, hayırsız, toplum düşmanı, kafir, hain' damgası yememiz ve bunların müeyyideleri ile baş başa kalmamız işten bile değil. Bu yüzden bu karanlıkla mücadele etmek hem zahmetli hem de cesaret isteyen bir iştir. O halde bu hastalığın ürünü olan 'o iğrenç herifi' öldürüp teskin olalım ve sonra da tecavüz kültürünü yaratan ve üreten yapıların ve ilişki biçimlerinin mızmızlanan parçaları olmaya devam edelim! Misal, bu yaz en az üç sünnet düğününe gidelim... Bu lanetli kültürle yüzleşmek ve mücadele etmek çok ciddi altüst oluşlar ve belki de yıkımlar gerektiren bir süreçtir. Sorgulama, farkındalık, emek ve cesaret.... Yoksa Kalbimizin tam ortasına saplanmış zehirli hançerin yarasını yatıştırıcılarla ve yara bantlarıyla tedavi ettiğimizi sanarak kendimizi kandırmaya ve kan kaybetmeye devam edeceğiz..."

    Sizin düzeninizle, akıl anlayışınızla, namus anlayışınızla, başarı anlayışınızla hiç bağdaşan yanım yok.
    Aranızda dolaşmak için giyiniyorum. Hem de iyi giyiniyorum. İyi giyinene iyi yer verdiğiniz için.
    Aranızda dolaşmak için çalışıyorum. İstediğimi çalışmama izin vermediğiniz için. İçgüdülerimi hiçbir işte uygulamama izin vermediğiniz için. Hiçbir çaba harcamadan bunları yapabiliyorum, bir şey yapıldı sanıyorsunuz.
    Yaşamım boyunca içimi kemirttiniz. Evlerinizle. Okullarınızla. İşyerlerinizle. Özel ya da resmi kuruluşlarınızla içimi kemirttiniz.
    Ölmek istedim, dirilttiniz. Yazı yazmak istedim, aç kalırsın dediniz. Aç kalmayı denedim, serum verdiniz. Delirdim, kafama elektrik verdiniz. Hiç aile olmayacak insanla bir araya geldim, gene aile olduk. Ben bütün bunların dışındayım…

    Tezer Özlü

    Tanrı'nın kadın (dişil) olduğunu anladıktan sonra Aşk hakkında şöyle böyle bir şeyler öğrendim: ama ancak kadın olduktan sonra. Efendime, Yarime hizmet ettikten sonra Aşkı iyi bildim. 🙏🕉🙏
    ~Sri Aurobindo
  • Ben mi delirdim yoksa siz mi ?
  • “Aman Allah’ım ! Yoksa ben delirdim mi?”