• İsterseniz şöyle söyleyeyim: Bana öyle geliyor ki, en temel dü­zeyde, bizde konuşma imkânı ile deli olma imkânı eşzamanlıdır; bunlar, adeta ikizmiş gibi, özgürlüklerimizden en tehlikeli ama ay­nı zamanda en olağanüstü veya en ısrarcı olanın yolunu açar önü­müzde.
    Michel Foucault
    Sayfa 43 - Metis yayınları, 1. Baskı
  • ÖYLE SANIYORUM Ki hepimizin az çok aşina olduğu basit bir fikir var. Yani, delinin konuşmaya başlamadan önce deli olduğunu ve hezeyanına bağlı muğlak kelimeleri işte bu deliliğin, aslında dilsiz olan bu deliliğin derinlerinden çıkarıp kör sinekler misali etrafında fır fır döndürdüğünü düşünmek hoşumuza gider.
    Michel Foucault
    Sayfa 43 - Metis yayınları , 1. Baskı
  • Ruhumda fırtınalar delirmiş eser,
    Limana hasret beklerim.
    Umutsuzluk daglarca yolumu keser,
    Yola hasret beklerim.

    Dil söylemek,el yazmak ister,
    Kelama hasret beklerim.
    Kır zincirleri sevgini göster,
    Sevgiye hasret beklerim. Efnan zeliha
  • 496 syf.
    ·Beğendi·8/10
    Leyla Erbil Kitabı Elmas Şahin

    Çağ üniversitesi Türk Dili ve edebiyatı Bölümü’nde Yeni Türk Edebiyatı alanında Yrd.Doç.olarak çalışmaktaymış Elmas Koç.2009 yılında Çağdaş Türk Edebiyatı kadın yazarı Leyla Erbil’in öykü ve romanları üzerine hazırladığı Leyla Erbil’in Eserlerine Feminist Bir Yaklaşım adlı çalışmasıyla doktorasını yapmış.Bu kitap tez dosyasına değişiklikler ve eklemeler yapılarak hazırlanmış.

    Bugüne kadar yazarın eserleri,zaman,mekan,dil,,üslup bağlamında çoğunlukla da cinsiyet,cinsellik,başkaldırı ve aşk temaları odaklı olarak incelenmiş,feminist açıdan eserlere dokunulmamış bu nedenle ki tezde,Leyla Erbil’in tüm eserleri yazar olarak kadına yönelik feminist eleştirilerle yeniden mercek altına alınıp Leyla Erbil’in eserlerinde ki izdüşümünü çoklu ve tekrarlı örneklerle gözler önüne sermiş Elmas Şahin.

    Leyla Erbil okumalarına Gecede adlı öykü kitabıyla başlamıştım ama kapalı imgeleme,devrik cümleler,bilinç akışı,üç virgülle kapanmamış cümleleri okuyunca altından kalkamayacağıma karar verdim.Bu kitabı denk gelmek benim için büyük bir şanstı çünkü Leyla Erbil’i ısrarla Ahmet Arif’in sevdiği kadın olarak sanki kalemine bir şekilde gölge düşürülüyordu tabi bu benim fikrim.Kitabı bitirdiğimde entelektüel birikiminin ve bunu kaleminde nasıl oynattığını görünce hayranlığım bir kat daha arttı.İşi gücü odak noktası kadın,kadının toplumsal,kültürel,ekonomik ve siyasi açılımlarıyla,kadınlığın ,cinselliğin,kadın deneyimlerinin,anne-kız çatışmalarının,cinsiyetler arası ilişkilerin,evlilik kurumunun,aile bağlarının,kadın erkek eşitliği ve özgürlüğünün,hakettiği yere gelmesi,bilinçlenmesi konuları üzerinde durmuş.
    Kitap bir taraftan Leyla Erbil’in kadınlarını anlatırken diğer taraftan feminist hareketin başlangıcı,gelişip büyümesi,yaşam alanında görülmesi ve feminist kuramın doğmasını ve feminist kuramın Türkiye nasıl başladığını ve hayata nasıl adapte edildiğini de incelemiş.Özellikle kadının nesnellikten özne olmaya geçiş dönemi ve sancıları anlatılmış kitapta.Virginia Woolf,Charlotte Perkins Gilman ve en çokta Simone de Beauvoir’in görüşlerine çokça yer verilmiş.
    Leyla Erbil sosyalist,Marksist,devrimci yönlerinize ayrıca karakterlere verdiği isimlerle,karakterlerin konuşmalarıyla ve parti çalışmalarına katılmalarıylada eserlerinde siyasi duruşunu belli etmiş.
    Ayrıca toplum tarafından özne olamamış kadının varoluş çabalarını çoğu zaman bellek yetimiyle vermiş,bilinç akışı yöntemiyle geçmiş ve anı aynı anda yaşayıp,hastalıklı zihin yaratmış,bitmeyen cümlelerle yarım kalmış konuşmalarla sakatlanmış zihni anlatmış.
    Kitaplarında çoğu zaman delirmiş kadınlara söyletmiş toplumun aksak taraflarını.Hep konuşturmuş ve kendi kenardan izlemiş.
    Feminizm 1980’lerden itibaren ülkemizde konuşulmaya başlanmış ama Leyla Erbil 1956’lardan itibaren öykülerinde ve romanlarında kadın karakterlerine toplumsal,siyasal,ekonomik ve kültürel bağlamda feminist söylemlerle karşımıza çıkarmış.
    Ben-öteki,varlık-hiçlik,yalnızlık,kıstırılmışlık,kafese kapatılmışlığı çeşitli bitki isimleri,hayvan isimleri,soyut ve somut anlatımlar içinde harfleri isimsizleştirmiş.Bunlar Hallaç adlı öykü kitabındaymış.
    Ayrıca çok dikkatimi çeken kitabın son bölümünde işlenen şiir romanlarında çok farklı bir yazım tekniğini kullanmış olması.Yukardan aşağıya ya da aşağıdan yukarıya rahatlıkla okunması ve yazarın Ne şekilde okunursa okunsun söylemek istediğinin aynı olması.
    Leyla Erbil’in İstanbul Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümün’de eğitim görmesi batılı kaynaklarla tanışmasına vesile olmuş,entelektüel bir aileden gelmesi iyidir eğitim almış olmasınında Batı’yı Türk Edebiyatına aktarmasında vesile olmuş.

    Leyla Erbil eserlerine nadiren yorumlar getiren bir yazardır. Aksine kendisini okurlarının keşfetmesini, ne söyleyeceklerse onların söylemesini bekler, elbette bir gün birileri keşfedecektir diye sabırla bekleyen çok satma derdi olmayan,az ve öz yazan bir yazardır o.
    Leyla Erbil;Nobel’e aday gösterilmiş ilk kadın yazarımız olarak çok boyutlu,zengin tema ve konularıyla,kullandığı dil ile derin bir inceleme gerektiren,eserlerinin tekrar tekrar okunması gereken - ki her okunduğunda ayrı bir tat bırakan,aynı bir dünyaya sürükleyen-az ve öz yazmış bir yazardır.

    Leyla Erbil okumalarımda yol haritası olmak adına çok önemli bir kitap,başucu kitabım olacak.496 sayfalık bu çok önemli kitabı dilim döndüğünce anlatmaya çalıştım ki kitapta tahmin edeceğiniz gibi çok fazlası var.Yazarı okumak isteyenlere tasviye ederim.
  • 160 syf.
    ·4 günde·Beğendi·9/10
    Dili biraz tarz dışı olan Foucault' nun radyo programlarında veya derslerinde alenen talaffuz etmiş olduğu, daktiloya çekilmiş sözü esas almakta ve mümkün olduğunca sadık bir biçimini sunuyor.
    1963 te ulusal yayın yapan Fransa Radyo Televizyon Kurumu Fransa III Radyosu'nun sunduğu 'Sözün Kullanımı programında deliliğin dilleri üzerine beş bölüm hazırlar. Kitapta;
    Delilerin Sessizliği
    Dil ve Delilik
    Delirmiş Dil bölümleri yer alıyor.

    2.Bölüm de, Edebiyat ve Dil adlı 1964 Brüksel tarihli konferansın iki oturumu var.

    Son bölüm ise 1970 yılında verdiği "Sade Üzerine Konferanslar" iki oturum özenle hazırlanmış.

    “Büyük Yabancı” kaçak bir yolcuymuş meğer.
    Keyifli okumalar.
  • 88 syf.
    ·Beğendi·8/10
    Kafasında oluşturduğu karakterlere farklı özellikler yükleyen, hatta onlara geniş malikanesinde birer oda veren, bir dil kitabı okuduğunda; o dili konuşan tercümanı da halisünasyon dünyasına dahil eden bir insan düşünün. Yani bu adamın zihninin, kimselerin ulaşamadığı bir bölgesinde adeta büyük bir mahalle yaşıyor. Tabii ki tüm bunlar ona hayatta bir ayrıcalık katıyor ki karakterin bu zekasını gördükçe, aklınıza delirmiş görünümlü Sherlock Holmes geliyor. Kendisinden yardım isteyen bir kadınla birlikte, geçmişin fotoğraflarını çekebilen fotoğraf makinesinin ve onu çalan geliştiricisinin peşine düşüyor. Konu olarak oldukça farklı ve saklı kalmış cevherlerden biri olarak düşünebiliriz.
  • Yağ olup sürülüyordu yalan üstüne maviler
    Sarı hırsızının yüzünde papatya neşesi
    Küfürleşenler kolkola girmiş; sinsi deliler
    Akıbeti bozulmuş yolların... var mı çaresi?

    Delirmiş sallanırken salıncakta dili
    İşte o dil zehirledi usulca diğerlerini
    Duyulur eteğinden çaldığı zillerin her biri
    Bende bir geçmiş zaman havadisi

    Tadını bıraktığı dudaktan kaçandı
    Buğulu gözlerini kısıp konuşuyordu
    Ben utancımdan suçlu...
    O arsızlığından hep haklıydı