İnsan gömmek istiyor. İnsan baş edemeyeceği kadar büyük olduğu için bilinç düzeyine taşıyamadığı şeyleri
zihninin çok derininde bir yere gömmek istiyor.
Gömüyor da. Bir süre için.
Bu sırada unutmasına yardımcı olacak her şeyi kabule hazır oluyor.
İnkar mı? Hemen.
Yalan mı? Derhal.
Yok sayma mı? En güzeli.
Öyle bir şey olmadı ki.
Zihin çalışıyor, bellek unutuyor, bilinç pırıl pırıl ileriye bakıyor.
Sevgi yaşatır, nefret öldürür. Bir kişinin üzerine onun nasıl düşüneceğini, nasıl davranacağını belirleyecek kadar sınırlar koyuyorsanız aslında ondan nefret ediyorsunuzdur ve onu o yapan bütün özellikleri yok etmek istiyorsunuzdur.
Çünkü aile geçmişi böyle yazılırdı. İnsan iğneyle kuyu kazarak eriştiği hikayeleri
ve yaşadıklarını bir araya getirir, çıkan resmi beğenmezse değiştirir; kendisini mutlandıran, kıvançlı bir tarih haline
getirir ama ortaya çıkmak gibi kötü bir huyu olduğu söylenen gerçek hiç beklenmedik bir kriz anında, tutulamayan şiddetli bir kusmuk halinde ağızlardan fışkırır, yer gök gerçekle dolardı.