• bitmesin diye kitabı okumamak gibi bir şey yalnızlık. Kimseyle
    konuşmak istemediğin için yalnız olmanla aynı şey aslında.. ama
    sanırım bunların arasındaki ilişkiyi sadece ben biliyor olacağım.
    etrafında çok insan olabilir ama biriyle bile konuşmadıktan sonra bal
    gibi yalnızsın işte. kimine hediye kimide de hiçbir şey bu. kaçmak
    yerine şekil vermeye çalışın.
    benim gibi yapın ya da.
    yüksek sesle kendinizle konuşun. çok sinirli olduğum zamanlarda
    kendimle konuştuğumu farkettim. ve gerçekten o anda içimdeki tüm sinir
    gidiyor.. kendinizi dinlemekten başka çareniz yok çünkü. istediğiniz
    kadar açın müziğin sesini. hiçbir zaman iç sesinizi susturamazsınız.
    ama kulak ağrısı yaşayabilirsiniz benden söylemesi. aslında yaptığımız
    ama farketmediğimiz veya sonradan çok garip bir şekilde farkettiğimiz
    o kadar çok şey var ki. kendi kendimle konuşmayı geçtim bu konuşma
    sırasında yürümeyi bir köşeye bırakıp kaldırımda dinlemeye başlamışım
    kendimi. ve insanlar bir kez daha söylendi size. deli herhalde ya da
    bir şeyini unutup geri dönüp almak konusunda kararsızlık yaşıyor.
    evet kararsız olduğum bir konu. bugün yarın ve diğer gün kendim için
    ya da bir başkası için ne yapmalıyım. özne çok önemli değil aslında
    erken uyanmadıktan sonra.. ilaç içmiyorum sakinleşmek için sadece geç
    yatıyorum her şeyin altında bir sorun aramayın ne yani uykusuzluğu da
    mı sorun olarak görüyosunuz. evet aynen öyle uykunuzun olup olmadığını
    bilmemek bile bir sorundur. ama bunları sorun olarak görmekten
    vazgeçerseniz yani uyumam lazım diye düşünmeyi bir yere bırakırsanız
    ilk rüyanızı görmüş olursunuz. denenmiş yaşanmış bir şey değil. eğer
    sizde işe yararsa söyleyin bende uygulayayım bunu. ama benim sabah
    dersim var ve o derse gidebilmek için erken uyumam lazım bu demek
    oluyor ki benim için her şey sorun. sadece çok yorgunum aslında.
    yarını değil de 10 yıl sonrasını düşünmekten çok yoruldum. insanları
    görünce ayaklarımın dolanmasından çok yoruldum. beni rahatsız
    ettiklerinde onları uyarmaya korkmaktan yoruldum. her konuşulanı
    üzerime alınmaktan yoruldum. ne zaman uyuyacağım uyanacağım diye
    düşünmekten yoruldum. sevdiklerime bir şey olacak diye korkmaktan
    yoruldum.. iğne yaptırmaktan hasta olmaktan konuşmaktan insanlara
    gülümsemekten otobüsteki kızların dedikodusundan şoför abinin bu
    yolların hepsi benim tavrından, hepsinden yoruldum. bunları unutmak
    için daha ne kadar konuşmam gerekiyor kendimle.
  • "Kendini çözemeyen kişi kendi dışında hiçbir şeyi çözemez." (Tutunamayanlar)
    Oğuz Atay, "kendini çözmek" ten neyi kastediyor acaba? İnsan yeryüzünde var olduğu günden beri kendini ve çevresini çözmeye çalışmıyor muydu? İnsanın çevresine anlam izafe etmesinin tarihi yine kendisiyle yaşıt değil miydi yoksa? Evet. Ama Oğuz Atay'ın derdi, Türkiye'deki insanın "kendini çöz(ümle)mesidir. İşte yazarın Batılılığı buradan başlıyor.
    İnsanın, bakışını varoluşsal bir duyarlıkla kendisine çevirmesi, tastamam Batı'nın bir icadıdır. Rönesans'ın getirip insanoğlunun önüne bıraktığı hayatî yenilik budur. Modern Batı uygarlığının kökeninde "insanın -önce- kendini çözmesi" dürtüsü yatmaktadır. İnsan, şu ya da bu şekilde bir çözümlemenin konusu olacak, varlığı bir "sonuca" bağlanacaktır. Burada, söylediğimiz bu şeylerden ziyade, söylediklerimizin doğal olarak ortaya çıkardığı, o söylemediğimiz şey önemlidir: Demek ki insan bir sorundur!
  • Nikolay Berdyaev, Dostoyevski’nin yazarlık gizini anlamak için çıktığı yolculukta ilginç saptamalar yapmıştır. ünlü romancının evrenin gizini insanın kendi içinde bulunduğunu söylemiş ve insan sorununu çözmenin Tanrı sorununu çözmek demek olduğunu işaret etmiştir. Demek ki romancı bizim gittiğimiz yolun dışında, kimi zaman sezgisel olarak, kimi zaman Tanrısal olanı ödünç alarak kurmaca işine girişmektedir. Bu da başlı başına bir sorundur.
    Genel olarak 19. Yüzyıl Rus romanının bizim yazınımız, yazarlarımız ve toplumumuz üzerindeki etkisine bakarak Dostoyevski’nin önemini daha iyi kavrarız.