• Hayat ile ölüm bir hendek
    Allah'ın yarattığı denek
    Ölümün perde arkası bir merdiven
    Ölümsüzlük basamaklarına çıkaran
    Ramazan Adak
    Sayfa 41 - Uğur Tuna Yayınları
  • 215 syf.
    ·1 günde·9/10
    Yazarın okuduğum 4.kitabı oldu Azil. Hakan Günday her kitabında daha çok hayran olduğum, dilini, kurgusunu ve cesaretini çok beğendiğim bir yazar. Yarattığı karakterlerin hiç biri normal değil. Çoğu normalden zeki ve yaşamı farklı yorumlayıp, farklı algılayan toplum dışı insanlar. Rahatlıkla cinayet işleyebilen, kendini öldürebilen, insanları denek olarak kullanabilen, yaradılışı, Tanrıyı sorgulayan, yasa dışı işler yapabilen karakterler. Yazarın ise okuyucuyu bu sıra dışı karakterlere taraf yapma konusunda inanılmaz bir yeteneği var.
    Azil' de yazarın kendisinden izdüşümler olabileceğini hissettim; kahramanın özellikle 29 yaşında on beş günde bir kitap olmak üzere, peş peşe 4 kitap yazabilmesi bana bunu düşündürdü.
    Hakan Günday bir kelime, kurgu ve düşün sihirbazı aynı zamanda bir karakter fabrikası. Kelimeleri kullanımına hayranım. Tek bir kelimeyi bile gereksiz bulup, kıyıp çıkaramıyorsunuz romanlarından. Bu kitapta da ''Adil Yaşayan-Asil Ölmez'' çarpıcı bir detaydı.
    Hakan Günday hep yazsın, biz de okuyalım.
  • 168 syf.
    ·1 günde·Puan vermedi
    Öncelikle yazarın ilginç yaşam öyküsünden biraz bahsetmek istiyorum. 40 yaşlarındayken beyninde bir tümör olduğu ve bir sene yaşayacağı söylenmiş ve bu bir sene içinde beş roman yazmış. Sonra da teşhisin yanlış olduğu anlaşılmış ve yazar hayatına ünlü bir yazar olarak devam etmiş.
    Edindiğim bilgiye göre yazar, anti-kahramanı Alex'in ismini özellikle seçmiş. -A olumsuzluk eki, lex de kanun demek. Kanun tanımaz, işkence, orantısız şiddet, tecavüz gibi suçlardan inanılmaz şekilde haz alan, sokaklarda dehşet saçan Alex ve çetesini okuyoruz ilk bölümde . O kadar nefret duyuyorsunuz ki onları bir kaşık suda boğmak istiyorsunuz haliyle. Uyguladıkları vahşetlerin bu kadar vurgulanması suçun ne kadar normalleştirildiğine dair bir iğneleme aslında. Dili argo bir dil bundan rahatsızlık duyabilirsiniz. Ufak bir not; yazar, anti-kahramanı için nadsat adı verilen argo bir dil oluşturmuş ve kitap boyunca da bu dil hakim. Zaten anlatıcı, çetenin lideri Alex olunca bunu garipsemedim ben ve ilerleyen sayfalarda alışmak kolay oldu diyebilirim.
      Alex’in çetesi tarafından ihanete uğrayıp hapse düşmesi ile ikinci bölüme geçiyor, Alex’in suçludan kurbana dönüşümüne şahit oluyoruz yani Ludovico Tekniği adı verilen deneysel bir tedaviye tabi tutuluyor. Bu teknik Pavlov’un köpeklere uyguladığı klasik koşullanma deneyinin insanlara uygulanması, yani şiddete karşı bir refleks geliştirerek bireylerin ıslah edilmesi olarak açıklayabiliriz. Bu tedavide deneğe ilaç veriliyor ve sürekli olarak tecavüz, işkence, cinayet ve savaş sahnelerinden oluşan filmlere maruz bırakılıyor. Gözünü kapamasını ve yüzünü çevirmesini engelleyen bir mekanizmaya ve elleri, kolları, ayakları da koltuğa bağlı şekilde bu filmleri sürekli izleyen denek, tedavi bittikten sonra aklına suç işlemek düştüğü an kusmaya varan bir mide bulantısı yaşıyor. Böylece suç işlemek istediğinde sırf bu tetiklemeyi yaşamamak için iyiliğe yöneliyor.
    Kitapta verilmek istenen mesaj da papazın ağzından şu cümlelerle aktarılıyor: "İyilik içten gelir. İyilik seçilen bir şeydir. Bir insan seçemezse insanlıktan çıkar."
     
      Peki bu sistemi insanlara dayatan, kötülüğü zorla iyi kalıbına sokup onları otomatik makineleştirmeye çeviren devlet, kendi şiddetini de meşrulaştırmıyor mu ?
    Şiddet şiddeti doğurmuyor mu ?
    Bu teknikle gerçekten iyi bir insana dönüştürülüyor mu?

    Mütevazı anlatıcınız sizleri soru isaretleriyle başbaşa bırakıyor ve filmini izlemeye gidiyor.
  • 168 syf.
    ·1 günde·Beğendi·7/10
    Kurguyla alakalı değil de kitabın beni etkilemesiyle alakalı yorum yapacağım daha çok.
    Uzun zaman ilgimi çeken bir kitaptı ismine istinaden sanıyorum. Yeni yılla birlikte başlamak istedim. Zaten bir gün içerisinde rahatça bitirilebilinecek türde hem sayfası çok az ve gayet akıcı bir dil kullanılmış. Sadece rahatsız etmeyen bir argo kullanılmış ki yazar bunu belirtmiş zaten.
    Ama bu konuda hassas olanları başta yorabilir diye düşünüyorum ama bitirmelisiniz mutlaka.
    1984 ‘ ten hemen sonra okudum biraz yavan geldi haliyle ama siz tersini tercih etmelisiniz fikrimce.
    Başkahramanımız Alex, çok fazla sinirlendiğim oldu kendisine okuduğum sürece, genç bir suç makinesi kendisi, karanlık bir karakter.
    Kendinizi onun yerine koymada zorlanıyorsunuz hatta koyamıyorsunuz bile. İşlediği suçlardan zevk alıyor ve hiç bir zaman pişmanlık duymuyor. Onun gibi düşünemediğim için bana çok ilginç geldi açıkçası rahatsız bile oldum.
    Tabi sonrasında kitap bir şekilde bambaşka bir hal alıyor. Devletin müdahalesiyle denek olarak kullanılıyor. İyi ve kötü arasında seçim şansı kaldırılan bir makine ortaya çıkıyor ve bunun tüm yönleriyle eleştirisi gözümüze çarpıyor.
  • Okul genç zihinlerin denek olduğu bir laboratuvardir,bir şirkete dönüşmüş toplumun ihtiyaç olduğu alışkanlıkların ve davranış kalıplarının üretildiği bir imalethanedir.zorunlu eğitimin çocuklara ancak kazara faydası olabilir zira asıl amaçi çocukları birer uşağa dönüştürmektir.
  • 168 syf.
    ·Puan vermedi
    ___Otomatik Portakal___
    .
    .
    Kitabın konusu, suç dolu bir dünya. Her yerde tecavüz, şiddet, hırsızlık, bağımlılık yapan ve kontrolü kaybettiren maddeler, cinayet, çeteler, kendilerini evrenin hakimi zanneden henüz onsekiz yaşını bile doldurmamış gençler...
    Insanlar ikiye ayrılmış birinci kısım can güvenliği olmayan belirli saatlerden sonra dışarı çıkamayan sıradan bir kitle. Diğeri ise kendi kendine bir suç dünyası yaratmış ve insanların haklarına yaşam, para ve bedenlerine tecavüz eden bir kitle. Kitabın kahramanı Alex de bu ikinci kitleden, 15 yaşında ve bir çete lideri... Başkalarına şiddet uygulamaktan zevk alan ve bunu kitabın ilk bölümünde net bir şekilde gördüğünüz kahraman yaşlı bir kadını öldürerek hapse düşüyor daha sonra hapiste yaşadıkları ve suçun suçlularla bir araya gelince daha çok arttığını okuyoruz. Bunun için mevcut hükümet tarafından yeni bir yöntem uygulanmaya başlanıyor ve ilk denek Alex oluyor. Suçlu insanlar kendi yaşattıkları acıları dışardan izliyorlar, acıyla ıslah edilmeye çalışıyorlar. Bir nevi empati... Kitapta bariz olarak görülen ve yazarın da zaten arka kapakta belirttiği üzere ' Yakın Geleceğin Argosu ; Nadsat dili ile anlatıcı yani kahraman devamlı argo kelimelerle konuşmakta ve tercih edilen yaşamının bize ne kadar kötü olduğunu yansıtmakta... .
    .
    .
    . Kaldı ki, biraz kötümser mi bakıyorum bilmiyorum ama şu an yani ikinbinli yıllarda içinde bulunduğumuz durum kitaptakinden farklı mı bilmiyorum. Ne kadar gözümüzü yummaya çalışsak da oniki onsekiz yaş arası gençlerimiz Alex kadar olmasa da kendi berbat dünyalarını kurmuş durumdalar. Özellikle konuşma tarzları ve sosyal hayatlarındaki acımasızlık, kendilerini kötülüklerin liderleri olarak görmelerini ben su an cok açık bir şekilde günümüz gençlerinde de görüyorum...
    .
    .
    .
    Bazi bölümleri biraz uçuk olsa da gençlerin okuması gerekiyor diye düşünüyorum.
  • 168 syf.
    ·1 günde·Beğendi·9/10
    Tek solukta okuyup bitirdiğim bir kitap oldu. Yer yer çeviri olduğunu hissettiren bir kitap olsa da işlediği konu ile günümüze ışık tutan, bugünün problemlerine değinebilen bir roman.
    Alex adında bir gencin çevresine zarar veren biri hâline gelmesi ile çektiği cezaları, denek olarak kullanılarak gördüğü ilginç tedaviyi ve sonrasında serbest kalması ile başına gelenleri akıcı bir üslupla kaleme alan muhteşem bir modern klasik...
    Mutlaka tavsiye ediyorum.

    #OtomatikPortakal
    #AnthonyBurgess
    #okudumbitti