"Sen yine de öğüt ver." Yâni yine de sen hatırlatmaya ve öğüt vermeye devam et, tamamen de onları bırakma. Veya durumun açık olması sebebiyle onlara hatırlat demektir.
"Çünkü öğüt müminlere fayda verir." Yani öğüt, Allah'ın inanmalarını takdir ettiği kimselere veya amelleriyle îmanlarını fiile dönüştürenlere fayda verir. Çünkü senin bu hatırlatman, onların basîretini ve yakîn gücünü artırır.
Şunu mu yiyeyim, bunu mu giyeyim sevdasından
Din gamını duymaya vakit bulamadım.
Yazık boş işlerle uğraştım
Haktan uzak kaldım, gâfil oldum.
.
Yani zamanımız fayda vermeksizin zâyi olup gitti.
Demek ki nefsine ve şeytana râm olan her kul, mu- hakkak helâke sürüklenmektedir. Her ateş, azap ve bela ancak insanın içinde oluşur, dışarıdan gelmez. Çünkü hariçten gelen hiçbir şey, insanın öz varlığı; yâni fıtrat-i asliyesinden değildir. Nasıl ki kişi Allah Teala'ya isyan ettiği zaman, isyanı sebebiyle kendisinde bulunan sifat, fiil ve huyları bir sürete bürünüp azap olarak geri iade ediliyorsa, kişi Allah Teâlâ 'ya itaat ettiği zaman da itâati sebebiyle kazandığı güzel vasıfları, fiilleri ve ahlakı bir sürete büründürülüp kendisine mükâfât olarak takdim edilir.
Bu söylediklerimi iyi kavra ki saadete eresin. Çok çalış ki Allah seni cânib/yan dairesinden ahbâb/dost dairesine döndürsün. Kâfirlerin ve fasıkların yaptığı gibi dünya malı ve uzun ömürle aldanma ki onların başına gelen ve kaçınılması mümkün olmayan ölüm yıldırımı ve tüfân-ı havadis senin de başına gelmesin. Eğer bu ikisi bir kimseye uğrarsa kesinlikle o kimseyi yerinden kalkamayacak bir hale sokarlar ve bunun peşinden o kişi kendi makamında ölür,