Başta yazarın üslubundan nefret ettim, acaba çeviri hatası mı falan diye düşündüm ama sonra anladım ki karakterin zihni hiç bi filtre uygulanmadan aktarılıyor bize. Sıradan bir günde beyninizde 5 saniye içinde milyonlarca şey dolanır ya işte bunu kağıda dökmüş yazar. Sonrasında alıştım ve keyifli geldi. Bazı cümleler ise beni sebepsiz yere çok etkiledi. Sanırım bu kadar düz bi kitapta birden böyle cümleler duymayı beklemediğim için etkilendim.
“Her neyse, hep, büyük bir çavdar tarlasında oyun oynayan çocuklar getiriyorum gözümün önüne. Binlerce çocuk, başka kimse yok ortalıkta yetişkin hiç kimse, yani benden başka. Ve çılgın bir uçurumun kenarında durmuşum. Ne yapıyorum, uçuruma yaklaşan herkesi yakalıyorum; nereye gittiklerine hiç bakmadan koşarlarken, ben bir yerlerden çıkıyor, onları yakalıyorum. Bütün gün yalnızca bu işi yapıyorum. Ben, çavdar tarlasında
çocukları yakalayan biri olmak isterdim. Çılgın bir şey bu, biliyorum, ama ben yalnızca böyle biri olmak isterdim. Biliyorum, bu çılgın bir şey.”