• 1960'lar... İsyan yılları... Üniversiteli gençliğin coşkulu, öfkeli, tutkulu başkaldırısı... Okullarda, köylerde, fabrikalarda özgürlük, bağımsızlık, eşitlik için on binlerle süren mücadele... O yılların bugüne ve geleceğe armağanı üç genç: Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan...
  • Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan yakın tarihimizin simgelenmiş adlarından üçüdür. Bilindiği gibi bu üç genç "12 Mart" döneminin karanlık günlerinde, 6 Mayıs 1972 sabahı darağacına çıkarıldılar. 12 Mart'ın ''hukuk anlayışı''nın bir göstergesi ve sonucu olan bu infazlar, yıllarca kamuoyunun vicdanını rahatsız etmiş ve etmektedir.Demokrasi kültürünün perspektifinden bakıldığında, yakın tarihimizde verilmiş pekçok karar gibi bu kararın da aşırı siyasallaşmış bir hukuk anlayışının örneklerinden olduğu kabul edilecektir.
  • Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan'ın idam dosyası Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne gönderildi.
  • 480 syf.
    ·10 günde·Puan vermedi
    Burada yapmış olduğum ilk incelemeye, iki defa okumuş olduğum "Abim Deniz" ile başlamak istiyorum. Her ne kadar kafam da sizlere belirtmek istediğim cümleleri toparlayamamış olsam da bir yerden başlamam gerek. Kitabımız, Deniz Gezmiş'in daha önceden hiçbir yerde yayınlanmamış olan fotografları ve mektuplarıyla dolu. Kitabı okurken Deniz Gezmiş'in idamından öncesinde de sonrasında da aile bireylerinin yaşadıklarını hissetmemize de sebep oluyor. Bir yandan vatandaşın huzuru, özgürlüğü için canını feda etmeye hazır olan Deniz Gezmiş, Hüseyin Inan ve Yusuf Aslan'ın vatan düşmanı olarak ilan edilmeleri çok üzüntü vericiydi. Çok üzülerek söyleyeceğim ki günümüzde yaşanan bir çok yandaşlığın o zamanlarda da yaşanmasının bir örneğini de bu kitapta okuyor olacaksınız. İdamdan sonra bile Deniz Gezmiş'in kardeşlerinin sırf soyadları yüzünden devlet dairelerine bir süre çalışamamalarına neden olmuştur. Bu gencecik 3 fidanın idamının ardından aile fertleri, oğullarının devrimci ruhuna sahip olmalarıyla her ne kadar gurur duysalar da, hayatlarının baharında ülkenin refahı için, ülkeyi yönetenler yüzünden ölüme mahkum edilmeleri çok can yakıcıydı.
    Kitapta geçen bir bölümü sizlerin de okumasını istiyorum:
    Deniz abim bir süre sonra bizi aştı;toplumun mülkiyetine geçti. 6 Mayıslarda biz bile kalabalıktan mezarlığa yanaşamaz olduk. "Ben kardeşiyim, " diye yol istediğimde, "Hepimiz kardeşiyiz!" cevabını alıp gururlandığım çok olmuştur. (Syf. 457)
    Bu konuşma üzerine söylenecek söz çok, çok da kelimelere dökemiyorum.
    Uzun lafın kısası okumanızı tavsiye ettiğim, delillere dayanan bir kitap. Burada yapmış olduğum ilk inceleme olduğundan dolayı hatalarım varsa affola, kendinize iyi bakın şimdiden keyifli okumalar dilerim.
  • 179 syf.
    Ülkemizin en karışık yıllarıdır belki de; 70-80 yılları arası. Hatta tüm dünyayı kasıp kavuran ve 68 kuşağı adıyla dünyaca tanınan gençlik hareketlerinin ülkemizdeki en önemli temsilcileridir: Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan.

    61 Anayasasının getirdiği özgürlükler 72 muhtirasiyla baltalanmis ve her tarafta sıkıyönetim idareleri ve mahkemeleri hüküm sürmektedir. Ülke yönetimi kesmekesli ve siyasal tikanmalar halka aşırı vergi, hukuksal adaletsizlikler, ekonomik ve sosyal gerileme veya duraklama şeklinde yansimaktadir.

    Dönemin atmosferi bu şekildeyken bu şartlara karşı özellikle gençler arasında bu duruma karşı bir baş kaldırı gelişir. Seslerini ve halkın sesini duyurma.. Ülkemizin soğuk savaş yıllarında ABD'nin yanlı tutum alması neticesinde Deniz ve arkadaşlarının kurtuluş formülleri ülke çapında bir kara propaganda ile 'dinsizlik', 'hainlik', 'anarşi', 'devlete baskaldirma' şeklinde duyurulur. Halbuki onlar da vatanlarini ve milletlerini seviyorlardi. Onlar 'sol'dan seviyorlardi, diğerleri 'sağ'dan...

    Ben her ne kadar bu işlerle çok içli dişli bir aile veya cevrem olmamasina rağmen daha çok sağ cenahta büyüdüm. İlgimi çekmedigi yani bu konularda daha çok duydugumla yetindigim zamanlarda Deniz ve arkadaşları kötü komünist anarsistler olarak aklımda yer etmişti. Ancak büyüyünce ve bu konularda on yargilarimi bertaraf edip olaylara objektif yaklaşmaya calismaya başlayınca; yukarıda özet geçmeye çalıştığım atmosferde ülkeleri için en iyisini isteyen bir gençlik görüyorum. Her geçen gün ABD'nin elinde daha bir 'piyon' haline gelen Türkiye'yi bu bataktan tekrar her açıdan tam bağımsız bir hale getirme niyeti görüyorum bu gençlikte. Her yaptıkları ve olayların akabinde silaha sarilmalari gibi durumların hepsini onaylayip onaylamama meselesi değil bu.

    Kitapta özellikle ipe gideceklerini bile Deniz ve arkadaşlarının dik duruşlari, davalarına adanmisliklari ve son sözlerinde dahi 'Tam bağımsız Türkiye!" diye haykirislari, önyargılarini kenara bırakmış sadece ama sadece insanlığıni kusanmis zihinler için birer acı aynı zamanda birer gurur ve ibret anıdir. Bir idam mahkumunun son sözleri duyabileceğiniz en samimi sozlerdir; bu dünyada duyabileceğiniz.

    Kitabın ikinci bölümü olarak niteleyebilecegimiz safhasında hukukçuların ağzından alınan kararın çok ağır ve hukuksuz olduğu sonucu ortaya çıkıyor.

    O dönemlere çok vakıf biri değilim. Yukarıda degindigim hususlarda yanlışlar veya eksiklikler olabilir.
  • 288 syf.
    ·1 günde·8/10
    ↪Erdal Öz'ün THKO(Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu) adlı devrimci örgütün liderleri ve üyeleri ; Deniz Gezmiş,Yusuf Aslan, Mustafa Yalçıner, Hüseyin İnan, Sinan Cemgil,Hacı Tonak gibi kişilerle yaptığı röportajlardan, topladıgı derlediği belgelerden sanıkların avukatlarından,kişilerin günlüklerinden oluşan biyografik otobyografik bir roman...

    ↪Huzursuz edici keyifsiz ama akıcı bir okumaydı benim için yakalanma süreçlerinden infazlarına kadar ....

    ↪Bilmediğim pek çok şeyi öğrendim telefonum her daim yanımdaydı kitapta geçen kişileri internette arattım fotograflarına baktım Sinan Cemgilin karısyla söylediği türküyü dinledim, ölüm fotolarnı gördm, asılma süreçleri idam sehpasına giderken söyledikleri sözler ve duruşlar çok acıydı.

    ↪Ne desem bilemiyorum bu kadar yıl geçmiş haklı haksız düşüncesinin ayırımını yapamam ama keşke bu yaşananlar yaşanmasaydı dedim...İşledikleri suçlar vardı bunların cezası elbetteki verilebilirdi ama ölüm cezası idam olmamalıydı...

    ↪. Okuyacaklar için önerim yavaş yavaş araştırarak okuyun. O günden kim kaldı yaşayanlar şu an ne yapıyor gibi...