• Vatan ne türkiye'dir türklere, ne türkistan, vatan tek ve müebbettir: turan
    P. Astsb. Bçvş. Ömer Halisdemir, İlhan Varank, Erol Olçok, Abdullah Tayyip Olçok, Mustafa Yaman, Sedat Kaplan, Ümit Çoban, Yalçın Aran, Murat Akdemir, Mustafa Direkli, Ramazan Konuş, Serhat Önder, Yasin Yılmaz, Muhammet Yalçın, Recep Gündüz, Hüseyin Kısa, Halil İbrahim Yıldırım, Fazıl Gürs, Metin Arslan, Osman Yılmaz, Mehmet Oruç, Lokman Oktay, Mahmut Coşkunsu, Muhammed Ali Aksu, Muhammed Ambar, Mustafa Cambaz, Mustafa Kaymakçı, Yasin Naci Ağaroğlu, Volkan Pilavcı, Ömer Can Açıkgöz, Mustafa Avcu, Murat Kocatürk, Mehmet Karaaslan, İbrahim Yılmaz, Muhammed Fazlı Demir, Necati Sayın, Selim Karakoç, Tolga Ecebalın, Ümit Çoban, Ümit Yolcu, Yakup Kozan, Yusuf Elitaş, Emrah Sapa, Hasan Yılmaz, Ümit Güder, Samet Cantürk, Ali İhsan Lezgi, Yasin Yılmaz, Ali Anar, Eyyüp Oğuz, Nedip Cengiz Eker, Serdar Gökbayrak, Yasin Bahadır Yüce, Bülent Yurtseven, Murat Alkan, Ahmet Oruç, Cüneyt Bursa, Mucip Arıgan, Burak Cantürk, Fahrettin Yavuz, Hakan Yorulmaz, Adil Büyükcengiz, Burhan Öner, Haki Aras, Ahmet Kara, Fatih Kalu, Askeri Çoban, Celaleddin İbiş, Emrah Sağaz, Fatih Satır, Halil Işılar, Akın Sertçelik, Ayhan Keleş, Cemal Demir, Halil Kantarcı, Cengiz Polat, İhsan Yıldız, İzzet Özkan, Mehmet Şefik, Akif Kapaklı, Çetin Can, Hakan Ünver, Hasan Kaya, İsmail Kefal, Lokman Biçinci, Mete Sertbaş, Mustafa Koçak, Yunus Emre Ezer, Salih Alışkan, Suat Aloğlu, Timur Aktemur, Ömer Takdemir, Sümer Deniz, Yusuf Çelik, Dursun Acar, Alpaslan Yazıcı, Akif Altay, Münir Murat Ertekin, Mustafa Tecimen, Önder Güzel, Cennet Yiğit, Gülşah Güler, Ufuk Baysan, Fikret Metin Öztürk, Kübra Doğanay, Muhsin Kiremitçi, Zeynep Sağır, Demet Sezen, Erol İnce, Birol Yavuz, Faruk Demir, Halil Hamuryen, Hüseyin Gora, Hurşit Uzel, Hüseyin Kalkan, Fevzi Başaran, Hakan Yorulmaz, Feramil Ferhat Kaya, Niyazi Ergüven, Mustafa Aslan, Muhammet Oğuz Kılınç, Mehmet Karacatilki, Murat Ellik, Seher Yaşar, Mehmet Demir, Köksal Kaşaltı, Mehmet Çetin, Münir Alkan, Mehmet Şevket Uzun, Ozan Özen, Mustafa Serin, Halit Gülser, Zafer Koyuncu, Hüseyin Goral, Hüseyin Kalkan, Serhat Koç, Varol Tosun, Edip Zengin, Velit Bekdaş, Yakup Sürüc, Turgut Solak, Seyit Ahmet Çakır, Sevda Güngör, Mehmet Demir, Kemal Tosun, Hasan Gülhan, Meriç Alemdar, Mehmet Akif Sancar, Yunus Uğur, Fırat Bulut, Ayşe Aykaz, Barış Efe, Mehmet Ali Kılıç, Mahir Ayabak, Murat Mertel, Murat Naiboğlu, Ahmet Kocabay, Ahmet Özsoy, Mehmet Yılmaz, Onur Ensar Ayanoğlu, Onur Kılıç, Cuma Dağ, Erhan Dural, Volkan Canöz, Mehmet Kocakaya, Erkan Yiğit, Serkan Göker, Fuat Bozkurt, Oğuzhan Yaşar, Aydın Çopur, Beytullah Yeşilay, Erdem Diker, Erkan Er, Gökhan Eser, Hasan Altın, Mehmet Kocakaya, Mehmet Güder, Mehmet Ali Urel, Hasan Yılmaz, Yıldız Gürsoy, Uhud Kadir Işık, Türkmen Tekin, Suat Akıncı, Ali Alıtkan, Aytekin Kuru, Ahmet Oruç, Mehmet Oruç, Yusuf Çelik, Ömer İpek, Murat İnci, Mustafa Solak, Emin Güner, Köksal Karmil, Vahit Kaşçıoğlu, Vedat Barceğci, Mutlu Can Kılıç, Tahsin Gerekli, Şükrü Bayrakçı, Ömer Cankatar, Recep Büyük, Batuhan Ergin, Erkan Pala, Kader Sivri, Orhun Göytan, Ömer Cankatar, Samet Uslu, Battal İlgün, Şeyhmus Demir, Şirin Diril, Özgür Gençer, Vedat Büyüköztaş, P. Kur. Alb. Sait Ertürk, Topçu Astsb. Kd. Bçvş. Bülent Aydın, P. Uzm. Çvş. Halit Yaşar Mine, Rüstem Resul Perçini, Mesut Acu, Resul Kaptancı, Fatih Dalgıç, Murat Demirci, Sevgi Yeşilyurt, Şenol Sağman, Zekeriya Bitmez, Yılmaz Ercan, Jouad Merroune, Cemal Abuatuye, İbrahim Ateş, Muzaffer Aydoğdu, Osman Arslan, Davut Karaçam, Alper Kaymakçı, Necmi Bahadır Denizcioğlu, Mehmet Şengül, Özkan Özendi, Hakan Gülşen, Mehmet Gülşen, Osman Evsahibioğlu, Lütfi Gülşen, Mesut Yağan, Gökhan Yıldırım, Mustafa Karasakal, Selim Cansız, Medet İkizceli, Tevhit Akkan, Bülent Karalı, Hüseyin Güntekin
  • DENIZ GEZMIS, YUSUF ARSLAN VE HÜSEYIN INAN'IN ÖLÜM CEZALARININ YERINE GETIRILMESINE DAIR KANUN TASARISINA VERİLEN OYLARIN SONUCU:

    Üye Sayısı: 450
    Oy Verenler: 323
    Kabul Edenler: 273
    Reddedenler: 48
    Çekinserler: 2
    Oya Katılmayanlar: 118
    Açık Üyelikler: 9
  • Deniz Gezmiş, Yusuf Arslan ve Hüseyin İnan’ın idama gidiş öyküleri ve daha niceleri anlatılıyor. Birinci ağızdan yaşananlar, idam gecesi, suçlamalar ve mektuplar. 3 fidandılar
  • "Ne kadar ağır suç işlemiş olurlarsa olsunlar, o suçların bu gençlerden daha başka sorumluları vardır. Bu gençler kışkırtılmışlardır. Sahne arkasında bu kışkırtmaları yapmış olanlardan birçoğu serbest ve itibarlı durumundadırlar. Onların günahı birkaç gencin hayatıyla ödenmek ve örtülmek istenmektedir. Tarih bu kadar büyük haksızlığa katlanmaz, günün birinde örtüyü kaldırıverir. "
    Bülent Ecevit
  • Bu arada, 28 Şubat Kararları, Erbakan'ın yıldızını söndürdü. Ve zamanında Şeyh Esad Coşan'ın dizinin dibinden ayrılıp Erbakan'a biat edenler yine hemen çark ettiler. Recep Tayyip Erdoğan-Abdullah Gül ikilisinin gölgesine girdiler. "Yola devam" ettiler! Fakat bir fire verdiler: Hasan Hüseyin Ceylan konuşmalarıyla RP'nin kapatılmasına neden olmuş, siyaset yapması beş yıl yasaklanmıştı. Cezası bitince, İslâm dergisinde birlikte çalıştığı bacanağı, AKP Milletvekili, Genel Başkan Yardımcısı Akif Gülle'nin kulisiyle AKP'ye girmeye çalıştı. Olmadı. AKP, Hasan Hüseyin Ceylan'ı kabul etmedi. Diğerlerinin yıldızı parlamaya devam etti. Geçmişte karşı çıktıkları her şeyi bu kez kendileri yapıyordu. Popüler figürlerdiler artık. Her gün televizyon ekranındaydılar. 350 milyon dolarlık Armada İş Merkezi'nin sahibi oldular! Diğer şirketlerini, işlerini, yatırımlarını, Deniz Feneri'ni yazmaya gerek var mı? Artık milyon dolarları telaffuz ediyorlardı. Her şey ne kadar kolay ve çabuk oluvermişti! İnsan sormadan edemiyor: "Bir hırka, bir lokma"yı ilke edinen İslâm dergisi günlerini hiç anımsıyorlar mı? O idealist-özverili gençlerin tüm çabaları sadece sınıf atlamak için miydi? Şeriat, tarikat, marifet ve hakikat koca bir yalan mıydı? Hiçbiri mi nefsini öldürememişti? "İslam toplumu" kurmak için büyük söz sarf edenler, sadece birkaç yıl içinde nasıl da ufalıvermişlerdi böyle. Yunus Emre'nin dizelerini anımsamıyorlar mı artık? Eğer bir müminin kalbin kırarsan Hakk'a eylediğin secde değildir/ Deniz Feneri skandalını vicdanlarına nasıl anlatıyorlar acaba? Kanal 7'yle içlidışlı olup Deniz Feneri'ne birden aldığını beşten satan Atlas Pazarlama'lar, Server Holding'ler, Yimpaş'lar bu günahla nasıl yaşayabiliyorlar? Siz Zahid Akmanları, Zekeriya Karaman'ları biliyorsunuz;onlar buzdağının görünen parçaları. Derinde neler var? Bu kirli para ilişkileri nerelere uzanıyor? Gün gelecek Yusuf Atalay'lar, Harun Kapıyoldaş'lar, Engin Yılmazlar, Osman Acunlar tek tek hâkim karşısına çıkmayacaklarım mı düşünüyorlar? Sadece onlar mı?... Fehmi Koru'nun yalısı Fehmi Koru (ya da müstear adıyla Taha Kıvanç) uzun yıllar Ankara'da oturdu.
  • ya evlat 
    işte böyledir hayat
    yok ya dedirtir adama
    namus diyen orospu çıkar
    hacı dinsiz
    siyasetçi hırsız
    sıradanı arsız
    ya senin benim gibisi diyeceksin
    bizden de devrimci çıkar be evlat
    kiraz ayında doğmuşuz ya
    kırmızıya çalar rengimiz
    terzi olur bayrak diker
    deniz olup inci döker
    tohum olup toprağa düşeriz
    sen de menekşe 
    de sümbül 
    ben gül derim
    kuşlarla otururuz yer sofralarına
    şiir yazar 
    niye oynamıyor bu çocuklar diye ağlarız 
    gülüşümüzü sereriz acıların üstüne
    köprü oluruz 
    sen de baharlara 
    de yazlara 
    ben ekmek derim
    çocuklar geçsin
    analar geçsin üzerimizden
    eli kitaplılar geçsin
    bizden devrimci oldu evlat
    istemedik gayrısını
    ya evlat
    işte böyledir hayat
    çekerler yiğitleri sehpaya
    boynu ipte kalır
    adı çocuklarda 
    sen de yusuf
    de hüseyin
    ben deniz derim
  • Bir kadın ismi olarak bilinen "müjgân" Farsça kökenli olup, eski dilde kirpik/kirpikler anlamına gelir. Nedense bu kelimeyi duyduğum zaman aklıma:

    "şenlik dağıldı bir acı yel kaldı bahçede yalnız
    o mahur beste çalar müjgan'la ben ağlaşırız.."

    dizeleri ve dolayısıyla rahmetli usta şair Attilâ İlhan gelir. Zira pek çoğumuz bu şiiri duyduğunda veya Ahmet Kaya'nın Mahur şarkısını dinlediğinde kimdir acaba bu Müjgân? diye mutlaka düşünmüş, sormuşuzdur. Merak edip araştıran herkes, kendini oldukça hüzünlü gerçek bir hikâyenin içinde bulmuştur. Çünkü şiir Deniz, Yusuf ve Hüseyin'in idam edildikleri o acı gün kaleme alınmıştır ve müjgân, bir kadın ismi olarak değil, gözlerden/kirpiklerden süzülen acıyı ve üzüntüyü ifade etmek için kullanılmıştır...