• "6 Mayıs 1972'de idam hükmü giyip darağacında can verdiklerinde Deniz, Yusuf ve Hüseyin'in yaşlarının toplamı, o güne dek ölen arkadaşlarının sayısının altındaydı."
  • Evlerden birer tanrı suretinde çıkıp, daha yalnız birer tanrı olarak dönen erkekler, kahvelere camilerden daha sadıktılar ve çocuklarından çok merak ederlerdi "ajans haberlerini." Hiçbir şey yapmadan, günde on kez hükümet yıkıp hükümet kurmayı; yüksek sesli devlet sevgisinin, ters yüz edilmiş bir yalan olduğunu; kendinden başka kimseye inanmamanın mağrur yalnızlığını; sevmek arzusuyla aldanma korkusunun nasıl bir cehennem yarattığını; duvar diplerinde tanrı diye yağmura nasıl dua edildiğini onlarda gördüm. Yıllarca küfrettikleri devrimcilere, Deniz-Yusuf-Hüseyin'in idamlarından sonra, derin bir mahcubiyet ve saygıyla nasıl ağladıklarını da gördüm onların.
  • Türkiye Cumhuriyeti Teşkilatı Esasiye Kanununun tamamını veya bir kısmını, tağyir , tebdil veya ilgaya ve bu kanunla teşekkül etmiş olan Türkiye Büyük Millet meclisi ni ıskata veya vazifesini yapmaktan mene cebren teşebbüs etmekten sanık, Erzurum Ilıca nahiyesi Özlük köyü, hane 27 , cilt 5 ve sayfa 129 da nüfus siciline kayıtlı Cemil oğlu, Mukaddes ten doğma, 1947 doğumlu Deniz Gezmiş ile , Yozgat iline bağlı Çekerek ilçesi Kuşsaray köyü, hane 21, cilt 13/2 , sayfa 88/114 'te nüfus siciline kayıtlı Beşir oğlu, Medihadan doğma, 1947 doğumlu Yusuf Arslan ve Kayseri Sarız ilçesi Bahçeli mahallesi , hane 31 , cilt 2 , sayfa 45 te nüfus siciline kayıtlı, Hıdır oğlu, Selver den doğma, 1949 doğumlu Hüseyin Inan 'ın hareketlerine uyan T.C.K. nun146/1 maddesi uyarınca ölüm cezasıyla mahkümiyetine dair Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı 1 No.lu askeri Mahkemesinden verilen 9.10.1971 tarih , 1971 / 13 esas , 1971 / 23 sayılı hüküm, Askeri Yargıtay 2 .nci Dairesinin 10.1.1972 tarih ve 1971 / 457 -1972/1 esas , 1972/1 karar sayılı ilmi ile kesinleşmiş ve tashihi karar talebi de , askeri Yargıtay Başsavcılığının 3.2.1 972 tarih ve 1972/ 187-98 sayılı kararıyla reddedilmiş bulunduğundan, bu işe ait dosya Başkanlığın 9.2.1972 tarih ve 5/4-729 sayılı tezkeresine ekli olarak 9.2.972 tarihinde Komisyonumuza tevdi edilmekle tetkik edilip müzakere olunmuştur.
    Hüseyin İnan
    Sayfa 8 - Alter Yayınları
  • Deniz'i, Yusuf'u, Hüseyin'i asan hükümeti hatırlıyor musunuz? Ben hatırlamıyorum. İşte mola rejimi 10 yıl sonra Ramin bir kahraman olarak hatırlanacak, sen ise tarihin çöplüğünde kaybolacaksın!
  • "Mahkemeye itimadınız var mı?"
    Hıdır oğlu, 1949 doğumlu, Kayseri Sarız ilçesi, bahçeli mahallesi nüfusuna kayıtlı, OTDÜ'den ayrılma Hüseyin İnan:
    "Mahkemeye güvenim yoktur. sıkıyönetim mahkemelerini yargı organı olarak kabul etmiyorum."

    Ve Hüseyin sorgusunda, mahkeme ve dava konusundaki düşüncelerini açıklamaya devam ediyor:

    "...elli yılın bütün hesabını yirmi gençten soruyorlar. bununla da kalmayarak, daha ileri gidiyorlar; üç ayda eşi görülmemiş zamların, vergilerin, hayat pahalılığının ve reformları engelleyen parti ve bakanların üstüne örtü çekilerek dikkatler bizim üzerimize toplanıp, biz, bu yirmi genç topun ağzına sürülüyoruz. İddianameyi okuduğum zaman, cezanın suça değil, suçun cezaya uydurulmaya çalışıldığını gördüm. Cezamızı, biraz önce bahsettiğim pazarlık tayin edecektir. Böyle bir pazarlığın bize reva göreceği cezayı bağımsız yargı organlarından çıkarmak zor olduğu için sıkıyönetim mahkemeleri'ne çıkartılıyoruz.

    Hüseyin İnan'ın mahkemede kendinden emin savunmasını okuduk hep beraber. Ben okurken göz yaşlarımı bir saniye olsun tutamadım. Türkiye'de gizli kapalı gerçeklerin bulunduğu bu kitap bizlere o dönemin düşüncelerini çok iyi yansıtmaktadır.

    Hüseyin, Deniz, Yusuf bu üç arkadaş yakalanıp Ankara Mamak Cezaevine getiriliyorlar. hepsi ayrı ayrı yerlerde yakalnıyor. Ankara'da buluşan bu üç arkadaş zamanında da çok kez içeri girmişlerdi. Fakat bu içeri girişlerinin sonu olduğunu biliyorlardı. Ama üçü de bir gün olsun yüzlerinden gülümsemeyi eksik etmediler suratlarından.

    İçeride bulundukları sürece hakim karşısına daha çıkmamış üç arkadaş ölüm orucuna başladılar. Günler geçtikten sonra avukatları gelip kararın idam olabileceğini ve bu vaziyette yorgun bitkin bir halde o masaya çıkmamalarını istedi.

    Deniz Gezmiş ve arkadaşları bunu düşünüp ölüm orucunu iptal etti. Davanın olacağı güne az kalmıştı hüküm verilecekti artık. Hakim karşısına çıktılar ve Türk Ceza Kanu'nun 146 maddesine hüküm yediler.

    Maddede geçen konu:
    Türkiye Cumhuriyeti Teşkilâtı Esasiye kanununun tamamını veya bir kısmını tağyir ve tebdil veya ilga ya ve bu kanun ile teşekkül etmiş olan büyük millet meclisini iskata veya vazifesini yapmaktan men'e cebren teşebbüs edenler, idam cezası na mahkûm olur.

    Bu üç arkadaş bu TCK.146 maddesi gereğince idam cezasına çarptırıldılar. İşledikleri suç ise banka soymak, dört amerikan askerini kaçırma. peki bu suçlar anayasayı ihlal midir?

    Son gün.

    5 mayıs 1972 gecesini 6 mayıs 1972 gecesine bağlayan gün. İşte bu gün kaldıkları yerden çıkartıldılar ilk deniz gezmiş getirildi diğer iki arkadaşı farklı odalara sokuldu. Deniz Gezmiş çok mutlu görünüyordu. Avukatlarına güler yüzle hoş geldiniz diyerek geldikleri için sevindiğini belli etti. Son bir kez sigara içmek istedi dışarı camdan bakarak. Avukat son bir kez sigarasını yaktı. O istedikçe ağzına doğru götürüp içmesini sağlıyordu.

    İdam saati.
    Gece bir civarlarında darağacına çıkartılan deniz gezmiş son konuşmasını yaptı. Ve altındaki tabureye vurdular. Yaklaşık 50 dakika civarında kalbinin durmasını beklediler. Saat iki gibi Hüseyin ve Yusuf asıldı.

    O kanlı gün tarihimize böyle kazındı. Ankara Karşıyaka Mezarlığına gömüldüler.

    Yazarımız Nihat Behram, bu kitabı yazabilmek için bir çok dava ile mücadele etti. Hatta bir dava da kendisini Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığından men ettiler. Bu kitap tarihi bir önem taşıyor herkesin okuyup bilgilenmesi gereken bir eser.
  • 6 mayıs 1972'de idam hükmü giyip darağacında can verdiklerinde, Deniz, Yusuf ve Hüseyin'in yaşlarının toplamı, o güne dek ölen arkadaşlarının sayısının altındaydı.
  • Bir MHP'li olarak okumuş bulunmaktayim bu kitabı ve haklı yonlerinin oldugunuda düşünüyorum. Türkiye'yi değiştirmek ve içimize ABD yi sokmak istemelerine karşı bir baş kaldırmada bulunmuş ve haklı bana göre değişimi istememis tamam bunu yapan kişilerde Türkiye ilerlesin adı altın da bir şeyler yapmaya çalışmış ama kendi içimizde de yapabilir dik Deniz gezmiş in de dediği gibi . Dış etkenlere ihtiyacımız yoktu . Ayrıca idam edilmelerinde 3 arkadaşın Deniz , Hüseyin , Yusuf haklı bir gerekçeye sahip değiller . Okumak istediğim ve hayatını bilmek istediğim bir devrimciydi Ankara'ya gelip Ulucanlar cezaevi nde Ziyaret Edip gördüğüm. hayatını yüzeysel olarak okudugumdan beri merakım vardı ve okumuş bulunmaktayim çokta memnunum.