Deniz M. Bakır'ın Kapak Resmi

Sokakta yürürken kulaklarına iPod takan veya trende gazete okuyarak veya manzaraya bakarak bir saat oturamayan, hemen telefon açıp, yolculuğun ilk kısmında “ Yola çıktım”, ikinci kısmında da “ Varmak üzereyim” demekten kendini alamayan gerizekalılar kimdir?
Bunlar artık gürültü olmadan yaşayamayan insanlardır. Bundan dolayıdır ki, müşterilerinden dolayı zaten gürültülü olan restoranlar bazen iki televizyon ekranı, bazen de müzik aracılığıyla daha fazla gürültü sunar; televizyonu kapatmalarını isterseniz de size deliymiş gibi bakarlar.
Bu gürültü ihtiyacı, uyuşturucu görevi görür ve asıl önemli olan şeylere odaklanmayı engeller.

Umberto Eco

"Bir şeyin dışına çıkamıyorsan, cehennemin ta kendisidir o."

-Margaret Atwood, Başka Dünyalar (s.251)

"Bir insan ne kadar bilge olursa olsun, gençliğinin bir döneminde, mutlaka hatırlamaktan hoşlanmadığı, yok olmasını isteyeceği sözler söylemiş; hatta bir hayat tarzı benimsemiştir. Ama bundan ötürü kesinlikle pişmanlık duymamalıdır; çünkü bilgeliğe ulaştığından emin olabilmesi için bu son safhadan önceki bütün gülünç veya iğrenç aşamalardan geçmiş olması gerekir.."

Marcel Proust

Bir de kuşlar var hakim bey,
her şeyin başı onlar.
Onlar özgürlüğü koyuyor insanların kafasına.
Baksanıza, terörist terörist uçuyorlar...

Ahmed Arif

"Bak evlat," dedi ihtiyar. "Şu bahçede vişne toplayan kızların hepsi senin bacılarındır. Dayı kızların, emmi kızların. Onlarla birlikte büyüdün sen, beşikleriniz yan yana kuruldu avlularda. Gönlünü ferah tutamıyorsan onlara karşı, hepsini kara çarşafa soksam da sen yine günaha girersin.
Günah onların saçlarında değil, senin yüreğindedir. Sen sevabı da günahı da kendi yüreğinde ara."

Alıntı

Mutsuz bir insanı mutlu etmek istiyorsanız, ona: "Seni görmek istiyorum" deyin, "Falanca yere gezmeye gidiyoruz, sen de gelmek ister misin?" diye sorun.

Mutlu bir insanı daha fazla mutlu etmek istiyorsanız, ona: "Mutluluğunun sırrı nedir?" diye sorun, "Ben de senin gibi mutlu olmak istiyorum" deyin.

Bencil bir insanı mutlu etmek istiyorsanız, ona: "Sen haklısın" deyin, "Dediklerin bir bir çıkıyor, farkında mısın?" diye sorun.

Elcil bir insanı mutlu etmek istiyorsanız, ona: "Filanca şeyi bana ödünç verir misin?" diye sorun, "İyi ki varsın" deyin.

İyi bir insanı mutlu etmek istiyorsanız, ona: "Seni anlıyorum" deyin, "Bana yardımcı olur musun?" diye sorun.

Kötü bir insanı mutlu etmek istiyorsanız, ona: "Yardıma ihtiyacın var mı?" diye sorun, "Seni anlayamıyorum" deyin.

Cahil bir insanı mutlu etmek istiyorsanız, ona: "Kaderin böyleymiş" deyin, "O, bu, şu şöyle şöyle yapmış, duydun mu?" diye sorun.

Bilge bir insanı mutlu etmek istiyorsanız, ona: "Vaktin varsa biraz sohbet edebilir miyiz?" diye sorun, "Sana kitap aldım" deyin.

Yoksul bir insanı mutlu etmek istiyorsanız, ona: "Bana lazım değil, al bu ceket senin olsun" deyin, "Yarın misafirimiz olur musun?" diye sorun.

Zengin bir insanı mutlu etmek istiyorsanız, ona: "Bütün dünya senin olsa ne yapardın?" diye sorun, "Sürpriz! Bütün dünya artık senin" deyin.

Alıntı

''Bizler, ironik olarak yaratıcılığımızı hapseden formlar yaratan varlıklarız.'' (s.126)

-Michel Foucault, Kendini Bilmek

Gerçekte vahşi ve korkunç bir hayvandan başka bir şey değildir insan. Biz, onu evcilleştirilmiş ve dizginlenmiş haliyle tanıyoruz ki uygarlık dediğimiz şey de budur. Bu yüzden de arada bir gerçek tabiatı ortaya çıkarsa dehşete kapılıyoruz. Hukukun ve düzenin prangaları ve zincirleri ne zaman ve nerede çözülüp yerini anarşiye bırakacak olsa kendi kendisini bütün çıplaklığıyla ortaya koyar o...

Arthur Schopenhauer

Sonra dost, düşman bütün insanlar sustu !
Yalnız "ANALAR" ağladı dünyanın iki ucunda !..
...
Bertolt Brecht

Bütün yalnızlar gibi özgür
Ve bütün özgürler gibi yalnızız...

Stefan Zweig

"Sadece içine kirpik kaçan göz, şişmiş parmak veya çürümüş diş kendini duyumsar, bireysel varlığının bilincine varır.
Sağlıklı göz veya parmak ya da diş varmış gibi görünmez.
Yani gayet açık değil mi? Kendi kendinin bilincine varmak hastalıktır."

Yevgeniy Zamyatin

Yaşlanarak değil, yaşayarak tecrübe kazanılır; zaman insanları değil armutları olgunlaştırır.

Peyami Safa

..Bir yanım gündelik şeyler
Evdir, ekmektir,
Bir yanım olmadık türküler söyler
Yoldur, özlemdir...

Şükrü Erbaş