“sana sevdamı böyle hor kullanma dedim.”
—ben taşmaz ırmak, tükenmez kalem, bitmek bilmez yol değilim, bir yerde düşerim, kaldıramazsın dedim.
—o çok büyük kayaları atarım bağrımdan, bir çakıl taşında devrilirim,
tutamazsın dedim.
başımıza ne gelmişse haberin var.
—biliyordun.
Ben eskimeyen tek güzelliği sende gördüm
Sende buldum erişilmez hazları
Yanında sıyrıldım korkulardan, yalanlardan
Duyguların en ölmezini sende duydum
Susuzluğum dudaklarında dindi
Yalnızlığım ellerinde
Çoğu gün unuttum açlığımı
Sende doydum.
"Bir sağlam tabanca! Bir algın bıçak olmalı şimdi! En iyisi
bir tabanca! Tutuksuz! Köylük yerinde çok lazım adama. Düşmanı
kazanmalı ama gütmesini bilmeli! 'Ya paran olmalı yada
arkan!' demiş el in oğlu. Boşa dememiş yani. Bu benim anamın
akılları havaya kalktı gidiverdi, bir de kerpiçlerini kırdı! 'Deli
Haceli'nin bir alay kardaşı var!' dedik. 'Zebella' dedik. Ama
kendimiz de düşüp gittik ardına! Üç kardeş bir olup geçtiler bir
dar yerde önüne, buyur ne yapacaksan yap? Çık nasıl çıkacaksan
belanın içinden! Anam karakola güveniyor. Hökümete güveniyor.
Sen dövüldükten sonra hökümet ne yapacak sana? Furulmuş
yumrukları geri mi alacak hökümet? ...