Yağmurun ardından hava bir anlığına durur. Şehir susar, toprak nefes alır. İşte o anda, insanın içine dolan ve kelimelerle tam karşılığı bulunamayan bir koku yayılır etrafa. Ne sadece topraktır, ne yalnızca ıslak asfalt… İçinde çocukluk vardır, bekleyiş vardır, arınma hissi vardır.
O koku, gökyüzünün yeryüzüne bıraktığı bir mektup gibidir. Gün boyu biriken tozun, kirin, ağırlığın sessizce silinişidir. Yağmur, sadece sokakları yıkamaz; ruhun kıyısına vuran tortuları da alıp götürür. İnsan farkında olmadan derin bir nefes alır. Çünkü beden tanır o kokuyu; hatırlar. Kırda koşulan günleri, cam kenarında yağmuru izleyen sessiz akşamları, umutla beklenen yarınları…