• Birbirlerine niyetli bir çift var orada. Adımları nasıl da ölçülü, karşılıklı güven üzerine kurulu nasıl da bir denge görünüyor her hallerinde, nasıl da evrensel bir uyum var tüm davranışlarında, ne sağlam bir güven. Tavırları hafif ve nazik değil, birbirleriyle dans etmiyorlar, hayır, bir dayanıklılık, sarsılmaz bir umudu ve karşılıklı saygıyı esinlendiren bir içtenlik var aralarında. Yaşama bakışlarının "yaşam bir yoldur" şeklinde olduğuna bahse girerim. Yaşamın sevinçleri ve kederleri arasında birlikte kol kola yürümeye kararlı görünüyorlar. Öylesine uyum içindeler ki kadın kaldırımdan yürümek ayrıcalığından bile vazgeçmiş...
  • İyi kalpli ve olgun insanlar yanlış anlaşılmazlar
    Onlar gibi olmayanlar, onları anlayıp hissedemezler. Niyet ve seviye farkı vardır. Denklik olmadan, uyum olamayacaktır.
  • Evlilikte Denklik (Küfüv):

    Kelime olarak küfüv, denklik ve eşi olmak demektir.

    Fıkıhda ise, evlenecek olan çiftlerin, birbirlerine bazı konularda denk olmaları demektir.

    Evlenmede denklik, kadınlar için erkekte aranır. Yâni bir erkeğin, evleneceği kadına, müslümanlık, neseb, hür olma, meslek ve zenginlik gibi niteliklerde denk durumda bulunması, özellikle kadını korumak için öngörülmüştür.

    Mezhepler, evlenecek kişiler arasında dindârlık bakımından eşitlik bulunmasının kesinlikle gerekli olduğu görüşünde birleşmişlerdir. Bunun yanında Hanefîler, erkeğin soy bakımından, kadından daha aşağı olmaması gerektiğini söylemişlerdir. (113)

    İslâm hukûkunda denklikten maksad, evlenecek eşler arasında dînî, ekonomik ve sosyal seviye bakımından yakınlık ve denklik bulunmasıdır. Bu denkliğin, hem çiftler arasında, hem de hısımları arasında seâdet, huzûr ve sevgiye vesîle olacağı düşünülmüştür.

    Evlilikte denklik, bir sıhhat şartı değil, bağlayıcılık şartıdır. Yâni denklik, evlilik için mecbûrî bir şart olmayıp, ancak âile seâdetinin te’mîni içindir. Rasûlullâh (s.a.v.) Efendimiz, Hz. Ali (r.a.)’a hitâben şöyle buyurmuşlardır:

    "Üç şeyi geciktirme:

    Vakti gelince namazı; hazır olduğunda cenâzeyi; dengini bulunca evlenecek kızı..." (114)

    Ayrıca başka bir hadîs-i şerîfde:

    "Kadınları denkleriyle evlendirin, onları velîleri evlendirsin.. On dirhemden az mehir yoktur." (115) buyurulur.

    Hanefîler’e göre denklik (kefâet), altı yerde aranır. Bunlar: Dindârlık, İslâm, hürriyet, neseb, mal ve meslektir.



    1. Dindârlık: Dînî kurallara bağlı olmayan ve ahlâk bakımından zayıf olan fâsık bir erkek, iffetli ve fazîletli bir kadına denk sayılmaz. Aynı şekilde, dînî kurallara bağlı olmayan ve ahlâk bakımından zayıf olan fâsık bir kadın da, iffetli ve fazîletli bir erkeğe denk sayılmaz.

    2. İslâm: Burada denklikten maksad, kocanın müslüman olması değildir. Zîrâ kocanın müslüman olması, evliliğin sıhhat şartıdır. Müslüman olmada denklik, kocanın, babası veya büyükbabası bakımından aranır.

    3. Hürriyet: Çoğunluğa göre köle, hür olana denk değildir.

    4. Neseb: Bu konudaki denklik, Araplar arasında geçerli sayılmıştır.

    5. Mal: Eşlerin, aynı derecede mal ve servet sahibi olması da, evlilikte önemli bir unsurdur.

    6. Meslek: Evlenecek erkek ve kadının velîlerinin iş ve meslekleri arasında bir denkliğin bulunması gerekir. (116)

    Ayrıca çiftler arasında boy ve güzellik gibi fizîkî ölçülere de dikkat edilmesi, eşlerin anlaşabilmeleri ve birbirleriyle uyum sağlayabilmeleri açısından önemli bir husustur.

    Netice olarak İslâm hukukçularının büyük çoğunluğu, nikâhın mûteber olmasında kocanın kadına denk olmasının şart olduğunda müttefiktirler. Denkliğin, mutlakâ dindârlık ve güzel ahlâkda aranması gerektiği üzerinde görüş birliğine varmışlardır. Asr-ı seâdetteki tatbîkâta bakıldığında da denkliğin, en başta dindârlık ve güzel ahlâkda arandığı açıkça görülür. Ashâb-ı kirâmdan Sehl b. Sa’d es-Sâidî (r.a.) anlatıyor:

    "Birgün Rasûlullâh (s.a.v.)’in huzûrundan bir adam geçti. Hz. Peygamber (s.a.v.) yanında oturanlardan birine;

    "Şu geçen hakkında ne dersin?" buyurdu.

    O da:

    "Eşrâfdan biridir. Vallâhi kız istese kendisine verilmesine, bir şey hakkında konuşsa, sözünün dinlenmesine çok lâyıktır." cevâbını verdi.

    Rasûlullâh (s.a.v.) Efendimiz sustular. Bir müddet sonra bir başkası geçti. Bu sefer yine:

    "Ya bunun hakkında ne dersin?" buyurdu.

    Adam cevap verdi:

    "Yâ Rasûlallâh, bu müslümanların fakirlerinden biridir. Kız istese reddedilmeye, bir şey hakkında şefâat etse, kabul olunmamaya ve konuştuğu vakit, sözü dinlenmemeye lâyıktır."

    Bunun üzerine Rasûlullâh (s.a.v.) Efendimiz şöyle buyurdular:

    "(Hayır) bu (adam), yeryüzü dolusunca öbüründen hayırlıdır." (117)

    Evlenecek eşler, güzellik ve zenginlik câzibesine kapılarak ahlâkı ve dîni zayıf kadınlarla evlenmemelidirler. Böyle evlilikler, çoğu zaman hüsranla neticelenmektedir. Rasûlullâh (s.a.v.) Efendimiz, dâimâ dindâr olan kadınların tercih edilmesini tavsiye buyurmuşlardır.

    Hakîkatte denklik; erkeğin değil, kadının menfaatine yönelik bir haktır. Eşlerin, gönül ve görüş birliğine sâhip olmaları da zarûrîdir. Zîrâ, bu yönlerden anlaşamayan çiftler, mutlu bir hayât yaşayamazlar.
  • 160 syf.
    ·1 günde·Puan vermedi
    "Aşk imiş her ne var âlem de,
    İlim bir kıyl u kâl imiş ancak...
    Anlamı;
    Dünyada her şey aşktan ibaretmiş,
    İlim sadece bir dedikodu etmekmiş..."

    Aşk; cazibe ve denkliktir. Cazibe bir tür olay ve ilişkinin birbirine denk gelmesi ve bu denklik sonucunda evrende bir dengenin kurulmasıdır. Başka bir deyişle varolanlar dairesinde her şey benzerini arar, dengini bulur. Her şeyin benzerini bulması sonucunda ise evrendeki denge ve uyum ortaya çıkar. Beşeri aşkın en önemli tezahürü  tercihtir. Aşk, ihtiyarın tercihidir ve seçimidir. Aşk bir nevi aslında aklıma eylemidir.

    Meczup, kendisini denk gelinin cazibesine kapılmış çekim alanına girmiş kişi demektir. İşte Evren'de her şeyi birbiriyle, bu biçimde bir denklik ilişkisindedir. Dolayısıyla birbirinin çekim alanına girmiş demektir. Bu cazibe ki evreni bir arada tutar. Evrende bir bütün olarak Tanrı'ya meczûbdur. Deyim yerindeyse varlığını O'nun çekim alanında bulunmakla sağlar.

    Fuzuli göre "Alem Tanrıdan başka her var olandır." Ahmedi'nin "Alem ilmi ameldir" beyti de bunu tamamlamaktadır. Aşk, ilim ve ameli birlikte içerdiğinden, alemde anlamlı olanın ilim ve amelin aşk ile olduğunu, tek başına kuru bir ilmin, amelsiz bir anlam ifade etmeyeceği söylenebilir. Yani amelsiz ilim "Kîl u kâl"dir. Aşk, belirli bir tarzda elde edilen ilimler ve ilme uygun yapılan eylemler/ameller bütünüdür. İlim ve amellerimizin birlikteliği de alem denilen bütünü var kılar. Bu da evreni var eden şeyin aslında aşk olduğunu gösterir...

    Felsefi birikiminiz yoksa okuması biraz zor olabilir.Ama yine de okumayı denemenizi ısrarla ve ısrarla tavsiye ederim..
  • 190 syf.
    ·8/10
    "Aile insanoğlunun hayatına hem anlam katan hem de teselli eden bir ortam olmalıdır." cümlesiyle başlayan bu kitapta modernizmin dayattığı ilişki biçiminden doğan yanlışlıklarla aile hayatını tahribata uğrattığı yalın bir dille anlatılmış. Kadın ve erkek fıtratlarının birbirinden farklı olduğunu eğer buna uygun davranılırsa mutlu olunabileceğini vb. birçok konuya kısa kısa değinilmiş. Kitapta evlilerin de bekarların da ders alabileceği nitelikte kısa bilgiler var. Bekar olduğum için evliliğe hazırlık süreci ve eş seçimi konuları daha çok ilgimi çekti. Evliliğin zihinsel ve maddesel hazırlık olarak 2 kategorisi vardır. Önemli olan zihinsel hazırlığı tamamlamaktır. Bunu tamamlayan kişi,nasıl iletişim kurması gerektiğini daha iyi bilir. İletişimin de türleri vardır. İletişimin %30'u konuşarak %70'i konuşmadan yani beden diliyle olur. Beden dili her zaman dikkatimi çeken bir konu olmuştur. Beden dilinin etkisini burada bir kez daha görünce bu konu ile ilgili daha farklı kitapları okuma isteği oluştu.
    Eş seçiminde tanışma nasıl olmalı? Uyumluluğu kriterleri nelerdir? Eş adayını tanımak için ne yapmalı? Vb. konularla aklımdaki sorulara kısmen cevap buldum. Kısmen diyorum çünkü anlatımı yüzeysel. Bence evlilik için asıl önlem evlenmeden önce kendimizi tam olarak tanımlayabilirsek, ne istediğimizi, hayattan beklentimizi net olarak anlayabilirsek bu doğrultuda eş seçimi yapabiliriz. Bu konuda ayrıntılı bilgiler de içeren çok daha fazla kitap okumalıyız.
    Mutlu insan, mutlu evlilik...