• Hayatı sona eren bir adam "Tanrının" huzuruna varır. "Tanrı" ona hayatını baştan sona
    yeniden izlettirir ve yaşadıklarını tekrar hatırlamasını sağlar. Bitirdiğinde "Evladım sormak
    istediğin herhangi bir şey var mı?" der. Adam "Siz bana hayatımı izlettiğinizde farkettim ki, her
    şey yolunda giderken yürüdüğüm yolda iki sıra ayak izi vardı. Biliyorum ki sen, "tanrım",
    yanımda yürüyordun. Fakat zor anlarımda yürüdüğüm yolda yalnızca bir sıra ayak izi vardı.
    Neden "tanrım," kötü günlerimde beni terk ettin?" diye sorar. "Tanrı" şöyle cevaplar; "Durumu
    yanlış değerlendirdin evladım. Hoş vakitlerinde yanında yürüdüğüm ve sana yol gösterdiğim
    doğru. Kötü günlerinde gördüğün tek sıra ayak izi ise sana değil bana aittir. Çünkü zor anlarında seni hep ben taşıdım.
  • 192 syf.
    ·7 günde·Beğendi·9/10
    Kitap da anlatım dili akıcı ve sadedir. Santiago adında bir çobanın maceralı yaşamı anlatılıyor. Santiago eğitim görmüş rahip okuluna gitmişti ama hayatını gezgin olarak yaşamak istediği için çobanlık mesleğine yöneldi.Çoban, gördüğü bir rüya üzerine falcı kadına gider ve mısır piramitlerinin yanında bir hazine olduğunu ve hazineye sahip olma hayaliyle önce koyunlarını satar daha sonra yola koyulur. Bunun üzerine yolda paraları çalınır ve bir billuriyecinin yanında işe başlar. Bu iş yeri çok durgun müşterisi olmayan bir dükkandır fakat delikanlı işe başladıktan sonra çok müşterisi olur bu yerin .Delikanlı bir yıl kadar çalışarak parayı yeniden toplar ve yeniden yollara koyulur bir kervanla.burada da başına tuhaf olaylar gelir .Yolda bir İngiliz ve bir simyası ile tanışır daha sonra yola simyacı ile devam eder.Simyacıdan bir şeyler öğrenmek ister fakat simyacı ona öğretecek bir şeyi olmadığını bilginin kendisinde olduğunu söyler ona.Bu şekilde yol mısıra geldiğinde simyacı ile ayrılır ve piramitlerin yanına geldiğinde rüyasında gördüğü yeri kazmaya başlar fakat hazine orada değildir.Bu esnada çöldeki eşkıya bedeviler gelir ,onu döverler fakat delikanlı dayanamaz ve rüyasını anlatır, altın aradığını söyler.Bedevilerin başı da bende yıllar önce bir rüya gördüm diyerek delikanlının Endülüs de yaşadığı yeri tarif ederek yaşayacaksın der. Delikanlı mısır piramitlerini görerek eli boş döner fakat bedevinin dediği yeri kazar ve hazineye sahip olur. İnsanların kaderi kendi ellerindedir ve eğer bir şeyi çok istersek evren onu gerçekleştirmek için harekete geçer yeter ki umudumuzu kaybetmeyelim. Her insan hayallerini ve mutluluğu uzaklarda arar fakat aslında onlar hep yanı başımızdadır. Kitapta yılmadan kişisel menkıbelerin peşinden gidilmesi gerektiği vurgulanmaktadır.
  • Kimi sevdalar aranır hani dağların ardında
    Kimi sevdaya boyanır en umulmadık anında

    Kimi 25'inde kimi bilmem kaçında
    Kimi yok der inanmaz kimi bulur anlamaz
    Sevda uzak değil ki sevda başucumuzda
    Sevda pek yakında sinemalarda

    °Yaşar
  • • "Olur ki hoşunuza gitmeyen bir şey, sizin için hayırlıdır
    ve olur ki, sevdiğiniz şey de sizin için şerdir. Allah bilir
    de siz bilmezsiniz"
    Bu ne güzel bir tesellidir.
  • Resul de şöyle der: Ey Rabbim! Benim toplumum bu Kuran’ ı devre dışı tuttular.

    25 Furkan Suresi 30

    Kendilerine okunmakta olan Kitabı sana indirmemiz onlara yetmiyor mu?

    29 Ankebut Suresi 51

    Kitap’ ta hiçbir şeyi eksik bırakmadık.

    6 Enam Suresi 38

    Allah size kitabı detaylandırılmış bir halde indirmişken Allah’ın dışında bir hakem mi arayayım?

    6 Enam Suresi 114

    36. Neyiniz var? Nasıl hüküm veriyorsunuz?

    37. Yoksa okuyup, ders almakta olduğunuz bir kitabınız mı var? 38 İçinde keyfinize uyanın sizin olduğu.

    68 Kalem Suresi 36,37

    Bilgiyle uzun uzadıya, etraflıca açıkladığımız (fassalna), inanan bir toplum için doğruya iletici ve rahmet olan bir kitabı onlara getirdik.

    7 Araf Suresi 52

    33. Onların sana getirdikleri hiçbir örnek yoktur ki, biz sana gerçeği ve en güzel yorumu (ahsena tefsir) getirmiş olmayalım.

    25 Furkan Suresi 33

    Bu bir kitaptır ki, Hakim ve Her şeyden Haberdar olan, ayetlerini hüküm ifade edici (muhkem) kılmış ve sonra detaylandırıp(fussilet) açıklamıştır.

    11 Hud Suresi 1

    De ki ” Ben sizi ancak VAHİY ile uyarıyorum.”

    21 Enbiya Suresi 45

    Sen de aralarında, Allah’ ın indirdiğiyle hükmet.

    5 Maide Suresi 49
  • 55 syf.
    ·Beğendi·9/10
    Halil Cibran ile tanışma kitabım olan Ermiş i okadar çok beğendim ki anlatamam. Hatta kitabın büyük bölümümü gecenin ilerleyen saatlerinde okuduğum için dikkatimden kaçan yerler olmuştur düşüncesiyle sabah kalkar kalkmaz yeniden başladım; ama bu sefer elimde not almak için kullandığım kalemimle. Okadar çok cümlenin ve bölümün altını çizdim ki çizmesem olmazdı.
    Nasıl ki insan sevdiğinin elinden yediği yemişe sırf sevdiğinin eli değdi diye tatlanır ayrı bir haz alır. Ya da gönülsüz yapılan aşa ne kadar iyi malzeme kullanırsan kullan yapanın zihnimden dolayı zehir akar tatlanmaz. Kitaplarda böyledir bence bazen sayfalar bitmesin istersin parmakların kıyamaz sona yaklaşmaya, bazende hep son sayfaya bakarsın ne zaman bitecek diye. İşte bu kitap bende bitmesin hissi veren kitaplardan. Her sayfasında ayrı güzellik. Bazı sayfaları tekrar tekrar okudum hatta nakşetmek ister gibi zihnime. 54 sayfa bir kitap ama bazı sözler özellikle sadece o sözler koca bir romandan daha anlam yüklü.
    Yazarın aynı zamanda şair olması da dlinim akıcılığı ve şiirselliği anltıma renk katmış okuru sanki o limanda gerçekten bekleyen kalabalıktan herhangi biri gibi hissettiriyor.
    "El Mustafa, Orphales kentinde on iki yıllık misafirliğinin sonuna gelmiş bir peygamber. Kendini doğduğu adaya götürecek geminin gelişini beklemekte. Orphales halkı ondan son bir istekte bulunur. Derler ki bize doğum ile ölüm arasındaki olana dair ne varsa gösterilen, bize anlat. Herkes sıra ile sorar kimi aşk der, kimi evlilik, kimi dostluğu merak eder, kimi vermeyi, kimi sevinç, kimi zamanı sorar bunun gibi 26 soru ve ayrı pasaj her pasaj ayrı bir öğüt.

    " Sevgi kendi derinliğini bilmez, ayrılık gelip çatana kadar."

    " Aşk sizi çağırdığı zaman, onu izleyin... Yolları zorlu ve dik olsa da."

    " Birbirinizi sevin ama aşkı pranga eylemeyin."

    " Malınızdan mülkünüzden verdiğiniz zaman gerçekten vermiş sayılmazsınız. Gerçekten vermek kendinden vermektir."

    "Bilgi olmadıkça tüm dürtüler kördür. İş olmadıkça tüm bilgiler boşunadır. Aşk olmadıkça tüm işler boştur."

    " Sevinç ve keder birlikte gelir. Biri sofranızda sizinle otururken unutmayın diğeri yatağınızda uyumaktadır."

    Okurken her bir satırı kaçırmamak için hem yavaşladım hem de acele etmedim. Okuyacaklara tavsiyem sizde bir satırını bile kaçırmayın.
  • "Yani nasıl söylemeli bilmem ki
    Öyle pırıl pırıl bir yüreği var ki
    Sizin için geldim der dünyaya
    Şu bildiğimiz karıncalara, hanımellerine"
    İlhan Berk
    Sayfa 87 - Yapı Kredi Yayınları