derdiderun

"Görünmenin arzusundan, görülmenin huzuruna..."
Sahi insanı huzurla buluşturan, kalbini tatmin eden şey, birilerinin görmesi mi? Yoksa Rabbinin görüp bildiğini bilmek mi, ne dersin? Soruları sevelim derim sevgili arkadaşım ki bazı sorular, bazı cevaplardan çok daha iyi gelir. Başkalarının onayını aramak, gerçekten kendin olmanın huzurunu verebilir mi? Allah Teala'nın nazarında görülmek, bizim için ne anlama geliyor? Birinde "'beni fark etsinler" gerginliği, ötekinde "kimse bilmese de O celle celaluhu beni biliyor, görüyor" güveni; işte bu fark, iç huzuruyla gürültü arasındaki ince çizgi. Yüreğinle Görülmek Ekranlar geçicidir. Trendler biter, algılar değişir. Ama amel defterine kayıtlı bir niyet bakidir. Bir tebessümde, bir selamda, bir hayırda, bir iyilikte... Rabbimizin bizi nasıl "beğendiğini" bizzat keşfettiğimiz anlar çoğaldıkça, içimizde gerçek bir huzur doğar. Yaratanın nazarında; bir niyetle, derin bir teslimiyetle, samimi bir varoluşla yol aldıkça... Gerçek "beğeni" işte o an gelir. Hangi mecrada olursa olsun, niyetimizle tartılırız, butonlarla değil.
Din
Reklam
FASIL - SÜNNETE ve SELEFE UYMAK, BID'ATI REDDETMEK Übevy'in (r.anh) Bu Husustaki Tavsiyesi ⁃ Yoldan ve sünnetten ayrılmayınız. Yeryüzünde hiçbir kul yoktur ki, yol ve sünnet üzerinde olup da, Rahman'ı zikredince, Allah korkusundan gözlerinden yaş aksın da, Allah ona azap etsin; ve yeryüzünde hiçbir kul yoktur ki, yol ve sünnet üzerinde olsun, Allah'ı içinden zikredince, Allah korkusundan titresin de yaprakları kurumuş bir ağaç gibi olmasın. Böyle bir ağaca şiddetli bir rüzgâr değdiğinde yaprakları nasıl dökülüyorsa, onun günahları da öyle dökülür. Allah yolunda ve sünnete uygun amellerde yavaş yavaş yürümek, Allah yolunda ve sünnete aykırı yolda koşmaktan daha iyidir. Öyleyse siz de, amellerinizin - ister yavaş, ister süratli olsun Hz. Peygamber'in yol ve sünnetine uygun olmasına gayret gösterin. ⁃ (302) 302 - Hayatü’s-Sahabe (Kenz, I/97 Le’lekâî, Übeyy b. Ka’b’dan radıyallahu anh).
Din
"Kusursuz Değilim" Yanılgısı
Toplumdaki bir diğer büyük yanılgı ise "Benim de hatalarım var, başkasını nasıl uyarabilirim?" düşüncesidir. Tabiin dönemi alimlerinden Hz. Said b. Cübeyr bu konuda noktayı şöyle koyar: "Eğer iyiliği sadece içinde hiçbir kusur bulunmayan kişiler emretseydi, yeryüzünde hiç kimse bir başkasına tek bir şey bile söyleyemezdi." Kişisel hatalarımız, toplumsal sorumluluklarımızı iptal etmez.
Din
"Seri es- Sakati'ye (k.s), 'Akıl nedir?' diye soruldu." "Akıl o şeydir ki emredilen, yasaklanan şeye delil onunla tamam olur." Demek ki aklın asıl vazifesi; Allah neyi emretmişse onu bulmak, neyi yasaklamışsa onu bilmek, emrini tutmak, yasaktan kaçınmak. İnsan, aklı olduğu halde emirleri tutmaz, yasaklardan kaçmazsa o zaman ahirette belasını bulur, cezasını çeker. Eğer aklı varsa Allah neyi emretmiş onu arasın, Allah neyi yasaklamış, neden men etmişse onu yapmamaya dikkat ve ihtimam göstersin.
Din
Hanefi mezhebinin büyük imamı İmam-ı Azam Ebu Hanife rahmetullahi aleyhin öğrencilerinden İmam-ı Muhammed rahmetullahi aleyhe, "Bu kadar değerli kitaplar yazdınız. Neden diğer alimler gibi zühd ve takva ile ilgili eser yazmadınız?" dediler. O da Alışveriş hukukunu yazdım ya!" diye cevap vermiştir. - Bu cevapla aslında şu hakikate işaret etmek istemiştir: "İnsanların zühd ve takvası yalnızca ibadetlerinde değil; alışverişte, ticarette ve para ile olan ilişkilerinde de ortaya çıkar. Bir kimsenin gerçekten takva sahibi olup olmadığı, çoğu zaman kazanç elde ettiği alanlarda gösterdiği hassasiyetle anlaşılır.
Din
Reklam